…
İnsanların yaşamlarındaki rahatlığı ve güveni görünce, cinsiyetler arası benzerliğin beklenen bir şey olduğunu düşündüm, çünkü erkeğin gücü, kadının yumuşaklığı, aile kurumu ve meslekler arası fark sadece fiziksel kuvvet çağının savaşçı gereklilikleridir.
TBMM hükümeti eski devletin genç kuvvetlerinin örgütlenmesi ve yüksek bir direnme gücünü temsil eder. Örgütlenme alışkanlığı ve enerjisi yüksek toplumlara konumları ve durumları ne olursa olsun karşı çıkmak veya zor zamanda daha fazla ezmeye kalkmak akıllı bir politika değildir.
…
Gençlik yıllarımda Londra’da karşılaştığım bir beyefendiyle girdiğim kısa diyalog bu hususu layıkıyla açıklamaktadır. 1969 yahut 1970 yılında, Londra’da, otobüsün ikinci katında yanıma yaşlıca bir hanımefendi oturdu. O oturunca, yanımda ayakta kalan beyefendiye de ben yerimi terk ettim.
“Bunu yapmak zorunda değildiniz, delikanlı” dedi. “Efendim buyurun, bizim âdetimizdir.” lafını ağzımdan kaçırdım. “Nerelisiniz?” dedi. “Türk’üm” dedim. “Ben Gelibolu’da bulundum” dedi. Kendisi eski bir subaymış.
“Memnun oldum, ama herhalde bizi pek sevmiyorsunuzdur” dedim.
“Ne münasebet” dedi, “Biz çok severiz Türk askerlerini. Centilmendirler, iyi savaşçıdırlar. Bizim öyle bir problemimiz yok” o sırada otobüs Dışişleri Bakanlığı yakınından geçiyordu. “Problemi sen burada ara” dedi ve Lloyd George’u eleştirmeye başladı. Gerçekten de Britanya’da aşırı Türk aleyhtarlığı, liberaller içindeki aslında Hıristiyan fundemalist olup kendini liberal olarak gösteren belirli bir kanadın ve daha sonra da muhafazakârların işidir.