Yaşamak için ışığa ihtiyac duyarken, yaralarimizdan iyilesmek için karanliğa sığınmak istememiz ne büyük ironiydi ama aslinda hayatin dengesi işte bu ironide değilmiydi? Karanlik da gerekliydi, ışık gibi. Çünkü karanliktan gelmişti insan, beden karanlik bir suyun içinde hücre hücre dokunmuştu ve doğum,ışığa kavuşup duyu organlarimizin dünyaya açilmasi ile başlasa da, ana rahminden çikinca bitmiyordu asla, anbean devam ediyor, ölene dek sürüyordu. İnsan her an ya dogmaya ya da ölmeye devam ediyordu.
Yatsak, uykumuzu zehredebilir rüya.
Kalksak, kirletebilir günü tek bir avare düşünce.
Hisset, düşün, anla, ister gül, ister ağla,
Kedere sarıl, yahut kaygıyı def eyle,
İster neşe, ister keder: farkı olmaz,
Serbestçe çekip gidebilir ikisi de.
İnsanın dünüyle yarını bir olmaz;
Kalıcı şey yoktur, değişkenlikten öte!