• Şimdi, daha bu gece görülmüş gibi, on beş saniye evvel görülmüş ruhani bir kıymetli rüya gibi saadetleri unutulamayan ve zaten velveleli ve hüsran dolu bir rüya olan bu fani ömür içinde yalnız kabus olmayan çocukluk ve hatıraları… Şimdi düşünüyorum ki, hayatta bu ıstıraplı ve şefkatsiz mazilerin yitip gitmesinden doğan ne garip bir hiçlik; yok olmaya can atan ve hayal dolu ne tuhaf bir beyhudelik, ne belirsiz, ne esrarlı bir sürat var!
  • Kaldırımlar

    Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
    Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    Yolumun karanlığa karışan noktasında
    Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık,
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    Bu gece yarısında iki kişi uyanık:
    Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar.

    İçimde damla damla bir korku birikiyor,
    Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler.
    Simsiyah camlarını üzerime dikiyor
    Gözleri çıkarılmış bir ama gibi evler.

    Kaldırımlar, ızdırap çekenlerin annesi,
    Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
    Kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır.

    Bana düşmez can vermek bir kucakta,
    Ben bu kaldırımların istediği çocuğum.
    Aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta,
    Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.

    Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
    İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
    Tak... tak... ayak sesimi aç köpekler işitsin.
    Yolumun takı olsun zulmetten taş kemerler.

    Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim,
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
    Islak bir yorgan gibi iyice bürüneyim,
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
    Alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi.
    Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
    Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.
    Necip Fazıl Kısakürek
  • Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
    Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    Yolumun karanlığa karışan noktasında
    Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık,
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    Bu gece yarısında iki kişi uyanık:
    Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar.

    İçimde damla damla bir korku birikiyor,
    Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler.
    Simsiyah camlarını üzerime dikiyor
    Gözleri çıkarılmış bir ama gibi evler.

    Kaldırımlar, ızdırap çekenlerin annesi,
    Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
    Kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır.

    Bana düşmez can vermek bir kucakta,
    Ben bu kaldırımların istediği çocuğum.
    Aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta,
    Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.

    Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
    İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
    Tak... tak... ayak sesimi aç köpekler işitsin.
    Yolumun takı olsun zulmetten taş kemerler.

    Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim,
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
    Islak bir yorgan gibi iyice bürüneyim,
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
    Alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi.
    Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
    Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi. NECİP FAZIL KISAKÜREK
  • 476 syf.
    ·8 günde·Beğendi·10/10
    Selamlar. Kara Kitap’ı 1999’da alıp okumayı denemiş fakat 30-40 sayfadan sonra zorlanıp bırakmıştım ( o zamanlar kof bir okurmuşum. Fuat Hocama selam : ) Bu defa ise her bir cümlesini hayran kalarak dönüp tekrar tekrar okuyarak yaklaşık bir haftada bitirdim. Araştırmak, bazı bölümleri tekrar okumak, iyice sindirmek ve anlamak için acele etmeden ağır ağır okudum. .

    Karısı Rüya tarafından terkedilen Galip’in Rüyayı arayışına tanıklık ederken, bir yanda Celal’in köşe yazılarında kaybolup, bir yanda esrarlı telefon görüşmelerinde bir ipucu arayan detektiflik romanı gibi okudum, bir yandan da tarih, bilim, felsefe ve tasavvuf arasında savrulup durdum. İki gece hiç uyumadan Kara Kitapla boğuştum. Hurufiliği araştırdım ve aynada yüzümdeki harfleri aradım. Kara Kitap tam bir bireyselleşme ve kendini arayış romanı. Bir taraftan da edebiyatın ve hatta tüm düşünce tarihinin tekerrürden ibaret olduğunu gözümüze sokuyor ve ‘orjinal metin yoktur’ savını saat örneğiyle de basit ama güçlü bir biçimde destekliyor. Düşünce derinliğini ve hikayenin kendisinden çok anlatılış biçimini çok sevdim. Her bölümde birçok farklı hikayeye yer verse de odak nokta hep oradaydı. Celal Salik karakterini Masumiyet Müzesinden de hatırlamak güzeldi. Orhan Pamuğun zekasına ve gözlemciliğine bir kez daha hayran kaldım gerçekten büyük bir yazar. .

    Son olarak bana bir sürü yeni pencere açan bu kitabı iyi ki okudum. Umarım tekrar böyle büyük bir kitap okuyabilirim.
  • Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
    Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    Yolumun karanlığa karışan noktasında
    Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık,
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    Bu gece yarısında iki kişi uyanık:
    Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar.

    İçimde damla damla bir korku birikiyor,
    Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler.
    Simsiyah camlarını üzerime dikiyor
    Gözleri çıkarılmış bir ama gibi evler.

    Kaldırımlar, ızdırap çekenlerin annesi,
    Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
    Kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır.

    Bana düşmez can vermek bir kucakta,
    Ben bu kaldırımların istediği çocuğum.
    Aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta,
    Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.

    Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
    İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
    Tak... tak... ayak sesimi aç köpekler işitsin.
    Yolumun takı olsun zulmetten taş kemerler.

    Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim,
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
    Islak bir yorgan gibi iyice bürüneyim,
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
    Alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi.
    Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
    Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.