Süreyya’nın kimi zaman arkadaşı oldum. Bazı kitaplar bittiğin de bile merak hissi uyandırır. Bu kitapta benim için öyleydi. Annesi’nin telefonu ile neden terk edildiğini öğrenen Süreyya’nın çocukluktan yetişkinliğe kadar yaşadıkları, insanlara bakışı, kendini dışarıdan soyutlaması ve tekrar eden bir kaderle yüzleşmesi hepsini bulabildiğimiz bir kitap. Keşke daha önce okuyup insanlar halkında daha fazla tecrübe edinebilseydim dediğim bir kitap oldu. Ertelediğimiz her kitabın pişmanlık olabileceğini en iyi bu kitapla anladım. Dilinin akıcı oluşu, sürükleyiciliği mükemmel. Ayrıca içinde gerek dönemin siyaseti gerek başka yazarlar, gerek Süreyya’nın sevdiği filmler pek çok bilgi içerdiği için insanı araştırmaya itiyor. Marilyn Monroe , Nilgün Marmara, Sylvia Plath gibi isimleri yakından tanıyan Süreyya onları araştırmanız için ilginç şekilde ölümlerine değiniyor. Süreyya dışında diğer karakterlerin özelliklerini çevremizde bulunan insanlarla karşılaştırmak ve kitapta yer alan Ayla, NY, Rıdvan gibi insanların belki de çok yakınlarımızda olduğunu görmek yazarın insanları çok güzel analiz ettiğini gösterdi.
Teşekkürler Nermin Yıldırım.