Ben içerde kendi karanlığıma mahpustum ama dışarıda da hayat ışıltıyla parlamıyordu. Etrafımı örümcek ağı gibi saran cinnet ve cinayet festivalinde nefes alamıyordum. Koca bir dünyayı değiştiremeyeceğim aşikardı; fakat, “Herkes kendi kalbinin tortusunu süpürse, belki o zaman” deyip, kendi dünyamı değiştirmeye bile çalışmamıştım. Kahraman olmak istediğim yoktu. Ne yaparsam yapayım, bu dünyayı anonim bir kambur gibi terk edeceğimin gayet farkındaydım.