"Mucize" dediler, sahibini aramadan. "Mucize" kelimesi sihirli ve heyecan vericiydi. Çünkü olağanüstü her şey etkilerdi insanları... Medya mucizeyi seviyor. Ya sahibi?
Şimdi kibritini çak ve bana insanların birbirlerinin acılarından nasıl zevk alabildiklerini anlat. Diyelim bunu anlatamadın,o zaman yanı başlarında kendilerine ihtiyaç duyan birine karşı gösterdikleri kayıtsızlığı açıkla. Bunu da mı açıklayamadın, o halde Goethe'nin, Genç Werther'ın Acıları'nda sorduğu şu soruyu cevapla:
"Nasıl oluyor da insanı mutlu eden bir şey, aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı oluyor!"
Yazın buharlaşmayacak, kışın donmayacak, sonbaharda yapraklarını dökmeyecek, yani hep aynı kalacak ya da artacak sevgi. Altını görünce gümüşten, gümüşü görünce bakırdan vazgeçmeyecek. Tagore gibi, "İstediğin zaman lambayı söndür. Senin karanlığını da tanır ve severim," diyecek.
Köpekbalığının kanı, yarsanın karanlığı sevmesinde ne var? Hüner, geceye rağmen güneşi, kana rağmen hayatı sevmekte. Oruçkej su içmemekte ne var! Hüner, ölürken suyu reddedebilmekte. "İsar" deniyor buna. Yani tercih. Yani sevmek, yani göstermeo üstün olanı.