İster doğrudan ister kılık değiştirmiş, söz, ses ya da renk aracılığıyla yapılan itiraf, iç kuvvetlerin birikmelerini durdurur ve dışarının dünyasına atarak bu kuvvetleri zayıflatır.Fakat enerjileri biriktiren kişi, baskı altında, kendi aşırılıklarının kölesi olarak yaşar; mutlak içinde batmasını hiçbir şey engellemez… bahtlarına düşen dile gelmez şeyleri yaratıcılık yoluyla yoksullaştıranlar, ruhları diğerlerinin üzerinde yükselebilse de, birer varoluş olarak arka plana itilmişlerdir.
Kendi kendisinin istilasına uğramış olan kişi, davranış ve kararlarında ancak bütünsel olabilir; ancak kendisini tamamen etkileyen bir sonuç çıkarabilir; aşırı uçları tadamaz. Aşırı uçların içinde boğulur çünkü; ayrıca kötü alışkanlığın, Tanrı’nın ya da kendi kanının içinde de boğulur; halbuki ifadenin ödleklikleri onu en yüksek’in önünde geriletirdi. Kendini ifade eden kişi, kendine karşı hareket etmez; o sadece nihai dersler için duyulan eğilimi bilir. Firari ise, bu dersleri çıkaran değil, kendi kendisinin eline kaldığında mahvolup çökmekten korkarak haylazlaşan ve sesini duyurandır.
eğer karanlık bir evrensel ilke sizin kurbanlar sınıfına ait olacağınızın hükmünü vermişse, içinizde sakladığınız cennet parçasını ömrünüz boyunca ayaklar altına alarak buna uyarsınız..
hangi yöne doğru giderseniz gidin adımlarınız yere batacaktır.
bütün sevinçlerinin bedelini ödeyen, bütün zevklerinin kefaretini çeken, bütün unuttuklarının hesabını veren kimseler vardır: tek bir mutluluk ânı için bile borçlu kalmayacaklardır.
sanki, kabul gören yumuşaklıklara onların hiç hakkı yokmuş gibi..