• 2. kitap laneti bunda ters etki yaratmış. Böyle MÜKEMMEL bir ikinci kitap hayatımda okumadım. Sizi temin ederim ki hiiiiç bir yerinde asla sıkılmıyorsunuz. Bende öyle bir etki yarattı ki rüyamda görmemle kalmayıp uyandıktan sonra da uyanık halde kitabın içindeydim. Ama öyle böyle değil, çıldıracaktım:)) Ama o son var ya o son. Ah Pierce ah, sen ne yaptın. O son neydi. Okuduktan sonra etkisinden uzun bir süre etkisinden çıkamıyorsunuz. Aksiyon %100, BilimKurgu %100, Etkileyicilik %100, Sürükleyicilik %100, Sıkıcılık %0
  • Yazarın anlaşılmamayı amaç mı edindi diye düşünmeden edemediğim romanı. Bir şekilde ortaya çıkan ama sonra akıbetini bilemediğimiz karakterler mevcut. Dilindeki muğlaklık kimilerince ustalık olarak yorumlansa da bende kitap bittikten sonra nötr bir tat uyandırdı. Kısacası ben aklımda bir kurgu bütünü oluşturamadım, karakter sayısının çokluğu yorucuydu. Elif Şafak'ın bildiğimiz kopuk fotoğraflar sıralayıp bunlardan film yapmamızı bekleyen üslubuyla yazılmış. Lakin bunların yanında içindeki mistisizm, karanlık ve derinlik etkileyicilik yaratıyor.
  • 3 arkadaş ilk aşkalarını anlatacaklardır ve sıra Vladimir Petroviçe gelmiştir. Vladimir ilk aşkını arkadaşlarına yazarak sunmak ister ve kitabımızın hikayesi böylece başlamış olur. Vladimir bir çok erkek gibi Prenses Zinaida'ya aşık olur ve onun etrafında pervane misali yaşar. Aşkına karşılık bulamayan Vladimir'e bir darbe de aşık olduğu kadının babasıyla olan münasebetini öğrenmesi olur..

    Başarılı buldum. Özellikle her kitapta dikkat ettiğim betimleme ve olay örgüsü dengesinin iyi kurulması hoşuma gitti ve kitabı sıkılmadan akıcı bir şekilde okumamı sağladı. Kitap akıcı bir şekilde ilerliyor olmasına karşın duygu bakımından yüzeysel bir işleyişe sahip. Bu nedenle kendi türü içerisinde etkileyicilik bakımından biraz zayıf kalıyor diyebilirim.
  • Yaşanmışlık ve etkileyicilik kokan bir kitaptı. Bir annenin çocuğu için ne kadar mücadeleci olabileceği en ince ayrıntısına kadar anlatılmış. Yazarın olay örgüsünü ele alış biçimi çok dokunaklıydı. Bu kitabı okurken gözyaşlarımı tutamadım desem yeridir. Bir İnci hikayesini siz de mutlaka okumalısınız. Özellikle anne olan okurlar sizi daha çok etkisi altına alabilecek başucu kitabı bana göre. İnci Down Sendromlu bir bebektir. Ama inanın ki annesi sayesinde çok yol kat etti. Bu hikayenin o kadar etkisinde kalmışım ki facebook hesabımdan yazara istek bile gönderdim, güzel anneye teşekkürlerimi sunmadan içim rahat etmedi. Bu kitap bana şükür etmeyi ve Down Sendromu olan bir kişinin de normal hayatını sürdürebileceğini öğretti.
  • Panait Istrati ile olan serüvenimin, birkaç aydan sonra, devamını sağlayan bir yapıt, Angel Dayı. Istrati okumayı seviyorum. Şunu belirtmem gerekir ki; ilk defa yazarla tanışacak okuyucuların, bu esere biraz temkinli yaklaşmasını tavsiye ederim. Çünkü sizi yazara ısındıracak bir eser olmayabilir. Yani daha güzel eserleri mevcut. (Uşak - Hayat Yollarında)

    Istrati okuyucularının bilebileceği gibi, karakterler konusunda aynılık mevcuttur. Bu ne demektir? Farklı eserlerinde, ana karakter ve bazı karakterler genel olarak aynı isme sahip -Adrien, Adrien'in annesi (Zoitsa Ana)-. Bunun sebebini bilmiyorum.

    Yazarın, okuduğum, fikirsel yoğunluk ve fikirsel etkileyicilik açısından en büyük eseri oldu, Angel Dayı. Angel Dayı'nın hayata, yaşam şekline, ölüme ve Tanrı'ya dair yaptığı sorgulamalar enfesti. Sorgulayan, bir şeylerin ters gittiğinin farkında olan, toplum yaşamına uymayan insanların hikayesi ilgimi çekiyor ve her zaman çekecek...

    Diğer bir hikaye olan Kosma'nın, Angel Dayı kadar etkileyici olmadığını belirtmek isterim. Ancak bu demek değildir ki, içerisinde yaşama dair mantıklı ve zekice çıkarımlar bulunmuyor, okunmasa da olur.

    Istrati'yi, belki de Dostoyevski'ye en çok yaklaştıran eser, Angel Dayı. Hayata dair; gözlemlerini, düşüncelerini ve hislerini hikaye yoluyla anlatmayı tercih edenlerden, Panait...
  • ...
    Evet , kitaba büyük bir azim ve merakla başladım fakat ben umduğumu bulamadım . Kitab'ın sonuna kadar şahit olduğum veya yaşadığım olaylar anlatılmış . Anlatımı beğenmedim . Ben kim Oğuz Atay' ı eleştirmek kim fakat dediğim gibi kitap beni sarmadı . Altını yaptığım cümlelerden başka kitabta etkileyicilik bulamadım . Yazar' ın hayal ettikleri bana çok normal geldi . Tabi ki her kitab' ın insana kattığı bir şeyler mutlaka vardır ama ben bu kitabta farklı şeyler bekliyordum . Okunması çok zor bir kitap . Olayda akıcı olmayınca insan tıkanıyor . Yine de okuduğum için mutluyum . Kitab'ın dördüncü bölümünde ise kendimi Dostoyevski'nin Suç ve Ceza kitabında zannettim . Selim'in ölmeden önce neler yaşadığı ve intihar etmesinde haklı olduğunu bize kabul ettirmek istiyormuşçasına bir anlatım vardı . Ben en çok son bölümü beğendim diğer üç bölümden daha akıcıydı . Kitabı okumak isteyenler kitabı kendinizi tam hazırladıktan sonra okuyun yoksa bırakma ihtimaliniz çok yüksek . Benim kitapları yarıda bırakamamak gibi bir takıntım olduğu için kitabı yarıda bırakmadım ama bunun kendisi için bir sorun olmayanlar büyük bir istekle kitaba başlamazlarla bırakma ihtimalleri çok yüksek ...
  • Vasili Şukşin ismiyle beni tanıştıran bir eser oldu, Yaşama Tutkusu. İçerisinde on dört hikaye barındıran ve içlerinden bir tanesinin kitaba ismini verdiği, akıcı, okunması kolay bir eser. Makaroviç Şukşin'in, doğduğu yer olan Sibirya'yı öykülerinde kullanması, doğduğu yer ile ilgili gözlem gücünün yüksek olduğunu okuyucuya hissettiriyor.

    Hikayelerinin bazı kısımlarında sağlam güldüğümü itiraf etmeliyim. Başta da bahsettiğim gibi okunması kolay, akıcı bir eser ancak bu beni memnun etmeye yetmedi. Neden diye soracak olursanız; hikayelerinin genelinde görülen, kadınlar hakkındaki genellemeler, kadına olan kötü bakış açısı, okuyucuyu yanlış düşüncelere sevk edebilir. Zaten kadınlar hakkında olumsuz önyargılara sahip olan erkek okuyucuyu düşüncesinin haklılığı konusunda ikna edebilir. Daha önceden de yazmış olduğum yorumlarda, yılmaz bir aşk hikayesi arayıcısı olduğumu söylemiştim. Aradığım aşkı on dört hikayeden hiçbirinde bulamadım.

    Değişik bir yazar tanımak isteyenler için tavsiye edebileceğim, aşk veya etkileyicilik arayanlar için tavsiye edemeyeceğim bir eser, Yaşama Tutkusu.