• 352 syf.
    ·55 günde·Beğendi·10/10
    Bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu bir zamanda, önce kendini yetiştirme daha sonra genelde insanlık özelde vatan için bir şeyler yapabilmek adına büyük katkı yapacağını düşünüyorum kitabın evlatlarımıza, talebelerimize
  • "Ey Allah'ım ! bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirecek cesareti ve değiştiremeyeceğim şeylere tahammül edecek kudreti ver. Fakat Allah'ım bana bilhassa neticeden tamamen ümitsiz olduğum zamanda bile, doğruluğuna inandığım yoldan dönmemek cesaretini ver."
  • 224 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Yetişin Çocuklar, 20 yıllık bir birikimin ürünü.. Çocuk gelişimi uzmanı, New York Üniversitesinde çocuk gelişimi üzerine dersler veren Profesör Dr. Selçuk Şirin’in kitabı..
    Yazarın sevdiğim tarafı, kesin hatlar çizmemeydi. Esnek bir görüşü var.. 217 sayfa olan kitabın ilk bölümü çocuk yetiştirmeye dair genel bir bilimsel çerçeve sunuyor, sonraki bölümler ise sırasıyla doğumdan ergenliğe uzanan dönemleri içeriyor.
    Kitabın daha ilk cümlesi çok hoşuma gitti. Anne babalık, bilmediğiniz bir memlekette yol bulmaktır’ cümlesi. Sonra bir Afrika Atasözü var, ‘Bir çocuğu yetiştirmek için bir köy gerekir’ diye…Selçuk Şirin, eskiden köylerde yaşadığımızı bilimsel istatistiklerle aktardıktan sonra, artık kent yaşamına geçildiğini ve yüzyıllardır uygulanan köy yaşamının pratiklerinin kent yaşamına aktarılamadığını söylüyor. Çocuk yetiştirme ile ilgili pratikler bunlar…
    Köyler artık eskisi gibi değil, kentler de de eski mahalle kültürü yok diyor yazar. İşte böyle olunca çocuk yetiştirmenin güçleştiğini anlatıyor. Ve iyi bir söz de söylüyor: Mükemmel ebeveynlik diye bir şey yok diyerek. Ve yine rahatlatan bir tespiti daha var: Her çocuğa uyan tek bir çocuk yetiştirme reçetesi yok’.
    Her çocuk özeldir diyor. Çocuk yetiştirmeyi üçe ayırıyor. Fiziksel gelişim, zihinsel gelişim ve sosyal-duygusal gelişim diye.
    Çocukların beyin gelişiminin yüzde 90’ı ilk üç yılda tamamlanıyor. Zihinsel gelişime ilk yıllarda gereken yatırımı yapmazsanız sonraki yıllarda bunun telafisi çok zor oluyor diyor. Duygusal gelişim, zihinsel gelişimin de anahtarı diyor. Ebeveynlerin çocuklarına katacağı en önemli erken kazanımlardan biri, çocuklarının duygularını tanımaları ve bu duyguları daha etkin bir şekilde düzenlemelerini sağlamak olacaktır.
    Çocuğun gelişiminde, çocuğun gittiği okul, yaşadığı muhit, sosyal çevre dediğimiz eş dost akraba çevresi her biri kendi başına bir etken diyor.
    Eğer zeka ve yeteneklerin doğuştan sabit ve değişmez olduğuna inanıyorsanız, çaba ve emeğe önem vermiyorsunuz demektir. Eğer tersi olursa yani zeka ve yeteneklerin geliştiğine, değiştiğine inanıyorsanız başarmak için çaba ve emeğe önem veriyorsunuz demektir. Başarılı olmanın formülü karşımızdaki çocukların değişebileceğine ve gelişebileceklerine inanmakla başlıyor.
    Çocuk yetiştirirken dikkate alınması gereken faktörleri sıralarken çok değerli bilgiler de veriyor. Bu faktörlerin başında çocuğun mizacını iyi tanımak geliyor. Çocuğun mizacını hesaba katmadan ezbere uygulanan hiçbir çocuk yetiştirme prensibi arzu edilen sonucu doğurmayacaktır. Mizaca göre ebeveynlik şart. Çocuğun mizacına göre, duygusal yapısına göre esnek ama tutarlı bir ebeveynlik pratiği geliştirmek gerekiyor. Burada anahtar kelime esneklik. Birden fazla çocuğun olan anne babaların da birden fazla dans stili öğrenmesi gerekiyor. Her çocuk ayrı bir dünya, başka bir dans.
    Çocuğunuzla güvene dayalı iyi bir bağ kurun. Güven olmadan özgüven olmuyor. Özgüven olmadan da bireysel başarı gelmiyor. O yüzden de olabildiği kadar erkan yaşta çocuklarımıza kendi ayakları üstünde durmayı, tercih yapmayı öğretmeli ve sorumluluk bilinci kazandırmalıyız. Çocuklara zorla yemek yedirmeyin, merak etmeyin üşürse elbisesini giyer, acıkınca da yer…
    Mükemmel değil, olduğu kadar iyi olun yeter diyor.. Ve 4. Madde. Evde belli bir rutin oluşturmak. Son olarak da çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçin…
    Her çocuk özeldir, her çocuk kendine özgü bir takvimle gelişir. Mesela diyor, afrikada bir çocuk 4 ayda oturuyor ama batı ülkelerinde ise 6 ayda. Çocuğun gelişimini çok dert etmeyin diyor. Çocuklar yürümeye 8. Ayda da başlayabilir 18. Ayda da. İkisi de normal…
    İddialı bir cümlesi de şu: Bana çocuk yetiştirme tarzınızı söyleyin size nasıl bir çocuk yetiştireceğinizi söyleyeyim. Çocuk yetiştirme tarzımızı kendi çocukluğumuz, yetiştirdiğimiz çevre, sosyo ekonomik ortam, dini inançlar, ahlaki değerlerimiz etkiliyormuş. Çocuk yetiştirme tarzları bilimsel olarak 4 gruba ayrılıyor. Otoriter ebeveynler, demokratik, ihmalkar ve serbest ebeveynlik. En iyisi demokratik olanlar… Zira demokratik olanlar, hem esnek, hem kontrollü hem de ilgili oluyor… Bu tür ebeveynlerin yetiştirdiği çocuklar daha pozitif, ve mutlu bir ruh hali içinde büyüyor…
    Babalık çocuk yetiştirmeyle başlar. Eskiden yapılan bilimsel araştırmaların çoğu anne odaklıydı. Artık baba odaklı bilimsel araştırmalar arttı. Bu yüzyıl çocuk gelişiminde babaların yüzyılı olacak. Baba, bakım, kontrol ve yakınlık konusunda çocuk gelişiminde çok önemli bir etkin artık.. Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre babalar ebeveynlik resminde neredeyse hiç yok..
    Kitabın şu ana kadar ki ilk 74 sayfasından derlediğim bilgiler bunlar. Çocuk gelişimiyle ilgili elimizdeki temel bilgilerden biri şu: İlk 5 yıl hayatımızın en belirleyici dönemi diye devam ediyor kitaptaki değerli bilgiler…
    İkinci bölümde erken çocukluk dönemini ele alıyor yazar…Okul öncesi dönemde zekayı artırmanın üç yolunu balık yetirmek, etkin diyalogda bulunmak ve çocukları okul öncesi eğitime göndermek şeklinde ele alıyor.. Özellikle okul öncesi eğitim yazar için çok önemli. Keşke her ile üniversite açılacağına her mahalleye okul öncesi eğitim yeri açılsa diyor. Aylık okul öncesi aileye 1000 lira yük getiriyor. Ortalama… Asgari ücretin 2 bin 20 lira olduğu ülkede bir çok çocuğun daha yarışa girerken zeka konusunda geri kaldığını yazar gözler önüne sermese de biz serelim…
    Eve arsaya değil, çocuğun kelime hazinesine yatırım yapın. Alt gelir grubunda olan çocukların kelime hazinesinin üst gelir grubunda olanlardan 3 kat eksik olduğunu anlatıyor… Belki ailelerin gelir seviyesini değiştiremeyiz diyor ama çocuklarla olan diyaloglarını değiştirerek çocuklara daha fazla değer katabiliriz… Babalar özellikle 0-3 yaş arası çocuklarıyla çok ilgilensin diyor.
    Okul öncesi seçilecek kitaplarda neler aranmalı sorusuna da cevap veriyor. Kitapta var. 0-36 ay döneminde çocuğunuza kitap okumak çocuğunuza yapacağınız en kıymetli yatırımdır diyor.
    Çocuğu ekrandan uzak tutmanın formüllerini anlattıktan sonra çocuk ve okul dönemi başlıyor kitapta. İşte bu bölümde yıkılıyorsunuz. Türkiye, eğitim kalitesi ve seviyesi yönünden uluslararası değerlendirmelerin hepsinde mi en dipte olur yahu. Bütün verilerde eğitimimiz yerlerde sürünüyor ve istatistiklere göre 2003 ile 2015 arası durum hep daha kötüye gidiyor. Mesela 2003’de 35. Sırada olduğumuz okuduğunu anlama becerisinde 2015’te 50. Sıraya düşmüşüz. Okul öncesi eğitime katılım sırasında AB ülkeleri arasında en son sıradayız. Bir başka veri daha; 8. Sınıf öğrencilerinin bilgisayarı araştırma , üretme ve iletişim kurma amacıyla kullanma becerisini ölçümlemeleri çalışmasına 21 ülke katıldı. Bizim çocuklar bu çalışmada en son sırayı aldı. Başka bir veri daha: Enformasyon ve iletişim teknolojileri endeksinde ise 69. Sıradayız.. Son 15 yılda sadece eğitime yatırım artmış ama kalite yerlerde. Bu yatırımlar da anladığımız kadarıyla binaya yapılmış. Eğitim için neler yapılması gerektiğine dair bir paket sunuyor yetkililere Selçuk hoca.
    Çocuğun yeni çağda kodlama öğrenmesi gerektiğini anlatıyor…8. Sınıflarda ödev başarıyı negatif etkiliyor.. Bizde ödev artıkça başarı azalıyor. Proje bazlı dönemsel ödevler daha makbül. Ezber bazlı testler ise işe yaramaz diyor.. Birinci sınıfta en fazla 10 dakika ödev yeterli diyor….
    Tatillerin kısa tutulması gerektiğini anlatıyor. Galiba bu yıl öyle olacak.. Zira çocuklar okulda öğrendiklerini uzun tatil döneminde unutuyorlar diyor.. Yıllarca hep unuttuk bu yüzden..
    Kitabın son bölümünde ise ergenlik dönemi var.. Ve bu bölümde dünyanın en mutsuz lise çağındaki öğrencilerinin Türkiye’de olduğunu öğreniyoruz. En mutlu öğrenciler ise Dominik Cumhuriyetinde yaşıyor.
    Sonra yanlış anlaşılan bir hikayeyi düzeltiyor. Hani meşhur Bill Gates’in Harvard’ı terk ettiği olayını…. Bir kere diyor ki adam Harvard’ı terk etti. Yani orayı salak biri kazanamaz. İki Gates, çocukluğunda evinde bilgisayarı olan eyaletindeki üç beş kişiden belki de tek öğrenciydi. Artı okulunda bilgisayar laboratuvarı olan bir okulda öğrenim gördü. Artı çevresi bugün Amerika’nın teknoloji üstü olan Seattle’de okumuş. Çocukluğundan itibaren ülkenin en iyi okullarında okumuş ve en iyi teknoloji çevresinde büyümüş bir adam bırakın da Harvard’ı bıraksın yani…. Ama tüm bunlar bir yana bireyin de büyük hayaller kurması başarıda, yani zirveye çıkmada büyük faktör. Eğer hayal etmiyorsanız hepsine sahip olsanız da zirveye çıkmanız çok zor…
    Ve son olarak şunu da ekleyerek yazıyı bitireyim.. Önümüzdeki 10 yıl ekonomik alandaki yarış, yapay zeka, blockchain sanırım aracısız işlemler demek, 3 boyutlu yazıcılar, mobil teknolojiler, sürücüsüz araçlar, robotik teknolojiler, ses kontrollü araçlar, 5 g… alanlarında olacak.. yani çocuklar gelecekte var olmak için, meslek değil artık bir disiplin seçmek zorundalar..
    Neyse bitiremiyorum yazıyı.. yazar 5. Ve son bölümde yoksul çocuklara, mülteci çocuklara yer ayırdı.. Bu çocuklar da bizim diyerek…
    Kitabı çok sevdim.. Ve çok şey öğrendim.. Dilim döndüğünce de birazını paylaştım.. Okumanızı tavsiye ederim… Eşim çok ısrar etti, oku diye… Onun vesile olmasıyla çok önemli bir Prof. İle tanıştım… Bugün bir arkadaşıma tavsiye ettim. o da özetlesene dedi. Vakti yoktu. Bu özet umarım onun da işine yarar… Ve sizlerin de...
    Son olarak Prof. Dr. Selçuk Şirin’e de sonsuz teşekkürler……………. Elinize emeğinize sağlık…….
  • Yüzün renginde, gönlün halinden iz vardır
    Hz. Mevlana
  • İyiliğin ilmine sahip olmayana, diğer bütün ilimler zarar verir (Montaigne)
  • Çocuklarımıza karşı mum gibi değil güneş gibi olmaya çalışalım. Kendimizi avutmanın hiçbir faydası yok ancak zararı var. Çocuk, her yerden önce ailede yetişir