• Lütfen gevezeliği bırakıp çayı demleyelim.
  • Halife Me'mun (MS 786-833) zamanında geçen bu öyküyü, Arap tarihçi El-Eşhaki şöyle anlatır:
    Güvenilir adamların kayıtlarına göre (ama yalnız Allah Kerim, her şeye Kadir ve bağışlayıcıdır; uyumaz), bir zamanlar Kahire'de çok zengin bir adam otururdu, ama öyle cömert ve eli açıktı ki, babasının evi dışında her şeyini kaybetti ve geçimini kendi el emeğiyle sağlamak zorunda kaldı. O denli çok çalışıyordu ki, bir gece, bahçesinde, incir ağacının altında uykuya yenik düştü ve rüyasında, sırılsıklam ıslanmış bir adam göründü. Ağzından altın para çıkartarak şöyle dedi adam: "Kısmetin İsfahan'da, Pers Krallığı'nda; oraya git ve onu ara."
    Adam ertesi sabah erkenden uyandı ve uzun bir yolculuğa çıktı. Yolda çöller, gemiler, korsanlar, putperestler, ırmaklar, vahşi hayvanlar ve insanlardan gelebilecek tüm tehlikelere göğüs gerdi. Sonunda İsfahan'a vardı, ama şehrin kapısından girer girmez gece bastırdı ve adam bir cami avlusunda uyuyakaldı. Caminin yakınında bir ev vardı. Her şeye kadir Allah’ın emriyle bir haydut çetesi camiye girip bitişikteki eve doğru ilerledi. Ama evin sahipleri, haydutların gürültüsüyle uyanıp "imdat" diye bağırdılar. Komşular da imdat çığlıkları atıyorlardı. Sonunda polis şefi adamlarıyla olay yerine geldi; haydutlar ise damdan dama atlayarak kaçtılar. Şef, caminin aranması için emir verdi. Kahire'den gelen adam bulununca, şef ona kamış sopalarla öyle bir dayak attı ki, adam neredeyse ölecekti.
    Adam, iki gün sonra geldi kendine. Zindandaydı. Polis Şefi onu huzuruna çağırtarak, "kimsin ve nereden geldin," diye sordu.
    "Ünlü Kahire şehrinden geliyorum ve adım Muhammed El-Mağribi," dedi adam. "İsfahan’a ne yapmaya geldin," diye sordu şef. Adam gerçeği anlatmayı yeğledi ve şefe şöyle dedi: "Rüyamda biri bana İsfahan’a gitmemi emretti çünkü kısmetim beni orada bekliyordu. Ama İsfahan'a geldiğimde, sözünü ettiği kısmetin, bana cömertçe sunduğunuz dayak olduğu anlaşıldı."
    Bunu duyan şef, yirmi yaş dişleri görünene dek güldü ve sonunda dedi ki: "ey aklı kıt adam, ben de rüyamda üç kez Kahire'deki bir evi gördüm; evin avlusunda bir bahçe, bahçenin ucunda bir güneş saati, güneş saatinin ötesinde bir incir ağacı, ve incir ağacının ötesinde bir çeşme, ve çeşmenin altında büyük miktarda para vardı. Ama bu yalana bir kez bile inanmadım ben; ama şeytanla katırın çocuğu olan sen, şehir şehir dolaştın bir rüya uğruna. Bir daha İsfahan’da görmeyeyim seni. Al şu paraları ve ayrıl buradan."
    Adam parayı aldı ve evine doğru yola koyuldu. Bahçesindeki çeşmenin altından (şefin rüyasında gördüğü çeşmeydi bu), büyük bir hazine çıkardı. Ve böylece Allah, ona bolca nimet yağdırdı; ve onu ödüllendirdi ve yüceltti. Görünmez Allah lütufkârdır.

    Binbir Gece Masalları'ndan. No: 350