Bir insan diğer insanları ne denli çok sevdiğinden sürekli söz ediyorsa, bunu neden ilan etme gereğini duyduğu sorusu da akla gelir. Çünkü insanları gerçekten seven biri, bunu sürekli dile getirme gereğini duymaz, sevgisini yaşantıya çevirir.
Birçok ana-baba, çocuklarını ne denli sevdiklerini sık sık dile getirirler. Ancak, çocuğun sevgi ihtiyacı sözcüklerle karşılanmaz. Bir insanı sevmek, onun gerçeklerini anlamaya çalışmayı da içerir.
Havam tam olarak kimeydi bilmiyorum ama tutarlılıklarımın genel olarak çin malı olduğunu söyleyebilirim. Sonuç itibarıyla cinnet geçirmek böyle bir iştir ve kim acaba ne bilsin?
Yaşıyorsun, yaşıyorsun ve bir noktada çok ağlamak da çok gülmek de geride kalıyor. Hayat akıyor, sen habire yürüyorsun. Yol seni bir yere götürüyor ve bazen, nedense hep başkalarına mahsus sandığın o taşlardan biri çıkıyor önüne. Böylelikle tamamlanmaya başlıyorsun. Hepsi birikmek için olabilir. Birikip toplanınca daha güzel bir şey olacaksındır veya vardır mantıklı başka bir açıklaması. Bu gerçeği ciddi bir güçle bağlıyım. Ama içindeyken bir garip, gerisindeyken başka garip…