Yasaklısın, tutamazsın güneşi
Yasaklısın, gidemezsin öteye
Toprağına düşse de
Zehrinde çiçekler açar mı aşkın
Ram olur mu bir mahkuma hürriyet
Alevler taşsa da
Yasaklısın, yakamazsın ateşi
Varlığın cezadır, yokluğun diyet
Sen bu dağı aşamazsın;gücün yok
Yollarını kapatıyor uğrular
Hücre hücre çoğalsa da ağrılar
Bilirim ki, gülümsersin, acın yok
Sen yağmurun kanatları altında
Beni saran rüya
Beni yalan ses
Yankılan ömrümün aynalarında
Sen bu dağı delemezsin;yerin yok
Adımların kıyılarda tükenir
Şakakların kan gölünde yıkanır
Leyla ölmüş seher vakti; Şirin yok
Bir zamanlar sesler içinde tek ses
Görüntüler içinde birdik
Bir tabuttan bile gülücükler çıkarırdık
El bombalarından çiçekler
Şiirler olurduk, bestelenirdik
Kılıç kuşanırdın, balta tutardın
Aşkla savuştururdum hücumlarını
Kalbimi koyardım siperlerine
Korkuyu gömerdin
Hüznü yakardın
Nisan ışığıyla yeşeren bahçelerime
Lale soğanları ekerdin
Sanki biz birbirimizde özgür
Birbirimizde esirdik
Acem halıları sererdin gönül odalarıma
Oturup dertleşirdik