Meserret çocukların, yalnız çocukların payıdır…” Öyle mi demişti Fikret?
Payı sevinçken çocukların, işi büyümeyi beklemek.
“Ey güzel çocuk dinle”, diyeyim o zaman ben de.
Sözüm çocuklara değil aslında, ne var kişioğlu çocuktur her vakit,
Sevinç payını kimse ihsan etmiyor çocuğa, o kendi alıyor,
Sevinince gerçekten seviniyor çünkü, gözünde gülücük, başında ayla, Ağlarken de içten, sevinç mi, keder mi, çocukta sırayla.
Ey aziz Üstad!
Bizler nasıl şükretmeyelim, nasıl minnettar olmayalım ki, Cenab-ı Hak şiddetli muhtaç olduğumuz dünyanın o koca güneşi gibi, Kur'an güneşinin hakikî bir müfessirine bizleri kavuşturdu.
Nasıl salât ü selâm olmasın ki, ol Hazret-i Sipeh-sâlâr-ı Enbiya olan Şah-ı Levlâke ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şu'ledar edip, tarîk-ı müstakime sevk eyledi.
Nasıl duagû olmayalım, ol Hazret-i Dellâl-ı Kur'an'a ki, isyanımıza bakıp, bizleri halka-i irşadından hariç ve hal-i aslîmizde bırakmadı ve inşâallah iki cihanda da bırakmayacaktır.
Barla - 241
Bulutlu geceyi hemen getirmeli.
Öyle ser ki örtünü sevgi yaratan gece,
Meraklı gözler kapansın; ve Romeo,
Kimseler görüp konuşmadan atılsın kollarıma.
Aşıklar görecek yapabilirler sevgi törenlerini
Işığında kendi güzelliklerinin.
Aşk körse eğer, en çok gece yaraşır ona.
Gel soylu gece, ey ağırbaşlı karalar giymiş ana,