• "Ve nelere baskın gelmezdi ki seni düşünmenin tadı ey! Mazlum Diyarbekir.."
    Ahmed Arif
  • https://youtu.be/bC88ixeSHLU Eşsiz Diyarbekir Manzarasıyla mükemmel şiir dinletisi.
  • Ey "akşam olur karanlığa kalırsın" diyen adam
    Ey yaralı şehirler
    Ey Diyarbekir
    Ey Hama
    Ey Bağdat
    Ey Şam
    Ey bütün zamanları güneşle terk eden akşam
  • Tanrım duam şu ki herşey yeniden toprak olsun
    Şu toprak olsun
    İnsan toprak gibi duysun yeri
    Ay toprak olsun
    Topraktan kaçanı toprak tutsun
    Gün toprak olsun
    Kabirler saltanatı toprak olsun
    Yazı
    Kitap
    Ve söz toprak olsun
    Ekin ekilmeye mahsus
    Yeni tohum atılmaya ait
    Yeni insan doğsun için toprak olsun
    Ah yetiş çocukluğunda çobanlık eden
    Yetiş toprağın yeni mayalanmasına
    Yetiş mağaranın ışımasına
    Yetiş ayı ikiye bölen parmaklarıyla
    Yetiş büyük armağancım
    Yetiş uluların imamı
    Yetiş toprağın yeni doğuşuna
    insanın yeniden
    Dirilme süzülüşüne
    Yetiştir toprak saçan ellerini
    Tanrı gücünü görmeyen gözlere
    Saçtığın topraklardan yetiştir bize
    Ey gök yolcusu
    Yolculuğunda meleğin kanadı
    Mevsimi geçmiş bir gül yaprağı gibi kuruyan
    Yetiş bine kıyamet bildiricisi
    Kıyametteki sevinç muştucusu
    Yetiş kabaran yeni toprağa
    Kur'an tohumunu ekmek için
    Gül tohumlarını saç bize
    Gül bahçesi olan türbendenv Ve komşun Allah evinden
    Ve sevgilin olan ve sevgilisi olduğun
    Diri diriltici olanın
    Acımasından bize
    Yetiş ayağının tozu olduğumuz Peygamber
    Yetiş her zaman diri olan varlığınla
    Yetiş yak lâmbamızı
    Yetiş aydınlat karanlığımızı
    Yetiş yeşillendir çöllerimizi
    Yetiş dirilt insanımızı
    Seni sevenin ismiyle yetiş bize
    Yetiştir bize
    Günahlarımızı kül edecek ateş harmanın,
    Verim yağmuru insin ülkemize
    Mekkeye Medine'ye Şam'a
    Kudüse Bağdata İstanbul'a
    Semerkand'a Taşkent'e Diyarbekir'e
    Yetiş Peygamber imdada yetiş
    Yetiş Allah'ın izniyle
    Yetiştir erlerini
    Diriliş bayraklarını taşıyan
    Şehit gömleklerini peşin giymiş
    Ateşten, sudan geçer gibi geçen
    Allah önünde her varı yok gören
    Dağların üstünde erip
    Kentlere şafaklar gibi ağan
    Küçük askerlerini
    Gül diksinler diye yeni topraklarına
    İnsanın ta gönlüne
    Yetiştir erenlerini
    Allah'ım
    Amin...
    Sezai Karakoç
    Sayfa 110 - Diriliş Yayınları 11. Baskı 2016
  • https://www.youtube.com/...amp;feature=youtu.be

    Tanrım duam şu ki herşey yeniden toprak olsun
    Su toprak olsun
    İnsan toprak gibi duysun yeri
    Ay toprak olsun
    Topraktan kaçanı toprak tutsun
    Gün toprak olsun
    Kabirler saltanatı toprak olsun
    Yazı
    Kitap
    Ve söz toprak olsun
    Ekin ekilmeye mahsus
    Yeni tohum atılmaya ait
    Yeni insan doğsun için toprak olsun
    Ah yetiş çocukluğunda çobanlık eden
    Yetiş toprağın yeni mayalanmasına
    Yetiş mağaranın ışımasına
    Yetiş ayı ikiye bölen parmaklarıyla
    Yetiş büyük armağancım
    Yetiş uluların imamı
    Yetiş toprağın yeni doğuşuna
    insanın yeniden
    Dirilme süzülüşüne
    Yetiştir toprak saçan ellerini
    Tanrı gücünü görmeyen gözlere
    Saçtığın topraklardan yetiştir bize
    Ey gök yolcusu
    Yolculuğunda meleğin kanadı
    Mevsimi geçmiş bir gül yaprağı gibi kuruyan
    Yetiş bine kıyamet bildiricisi
    Kıyametteki sevinç muştucusu
    Yetiş kabaran yeni toprağa
    Kur'an tohumunu ekmek için
    Gül tohumlarını saç bize
    Gül bahçesi olan türbendenv Ve komşun Allah evinden
    Ve sevgilin olan ve sevgilisi olduğun
    Diri diriltici olanın
    Acımasından bize
    Yetiş ayağının tozu olduğumuz Peygamber
    Yetiş her zaman diri olan varlığınla
    Yetiş yak lâmbamızı
    Yetiş aydınlat karanlığımızı
    Yetiş yeşillendir çöllerimizi
    Yetiş dirilt insanımızı
    Seni sevenin ismiyle yetiş bize
    Yetiştir bize
    Günahlarımızı kül edecek ateş harmanın,
    Verim yağmuru insin ülkemize
    Mekkeye Medine'ye Şam'a
    Kudüse Bağdata İstanbul'a
    Semerkand'a Taşkent'e Diyarbekir'e
    Yetiş Peygamber imdada yetiş
    Yetiş Allah'ın izniyle
    Yetiştir erlerini
    Diriliş bayraklarını taşıyan
    Şehit gömleklerini peşin giymiş
    Ateşten, sudan geçer gibi geçen
    Allah önünde her varı yok gören
    Dağların üstünde erip
    Kentlere şafaklar gibi ağan
    Küçük askerlerini
    Gül diksinler diye yeni topraklarına
    İnsanın ta gönlüne
    Yetiştir erenlerini
    Allah'ım
    Amin...
    Sezai Karakoç
    Sayfa 110 - Diriliş Yayınları 11. Baskı 2016
  • https://www.youtube.com/watch?v=XDF6kUsttxg Sacit Onan'ın sesinden...

    Seni de vururlar bir gün ey Acı
    Uçuşup durduğun kanatlarından
    Sazın, sözün, türkülerin tükenir
    Ellerin koynunda kalakalırsın
    Şakaklarına kar yağıyor bilesin ey Acı
    Gül açan yüzlerimizde
    Göğeriyor rengin senin de
    Biz seni
    Tâ eskilerden tanırız
    Hani göğüslerimize taş olur inerdin
    Avuçlarımızda Hira Dağı'ydın
    Al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde
    Akdeniz rüzgarlarına karışan sendin
    Biliyorum
    Hiçbir tarih yazmayacak
    Ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda
    Göbek bağı anasından henüz çözülmemiş bebelerimize
    Mitralyözlerin Washington'dan ayarlandığını
    Seni de yakarlar bir gün ey Acı
    Bir taptuk kul gözlerinden vurursa
    Parmakların eğri ağaç tutamaz
    Çığlıkların çağlar aşar, duymazsın
    Ve ben biliyorum
    Örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı
    Ve İbrahim'in baltasını
    Ben biliyorum
    Nereden başladı bu kesik dans
    Ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü insanlar kim?
    Kim kimin yanında
    Kim kimin karşısında
    Meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim
    Üsküdar kız lisesinde okuyan genç kız
    Çantasında kimin fotoğrafını taşıyor
    Kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar
    Neden gülüyorlar ki
    Seni de vururlar bir gün ey Acı
    Filistin'de sapan taşlı çocuklar
    Dalın, kolun, fidelerin budanır
    Kuru bir kütükle kalakalırsın
    Öyle bakmayın balkonlarınızdan
    Fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,
    Damarlarımızı yırtıyor
    Tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları
    Pompalıyor yüreğime
    Plevne türküleri ağıtlara dönüşürken,
    Çeçenya'da yiğitler
    İnancın emeğin / ve Aşk'ın
    Kılcal damarlarına ulanıp sustular...
    Ve ne Bağdat'tan
    Ne Şam'dan
    Ne Mekke'den
    Ne Diyarbekir'den
    Ne İstanbul'dan
    Ne Buhara'dan
    Bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi
    Duymuyor
    Seni de vururlar bir gün ey Acı
    Halepçe'de soldurulmuş gül gibi
    Bu sevdaya düşsen, sen de yanarsın
    Suskun, sıcak, uzun yaz geceleri
    Ve siz
    Ey analar,
    Hani siz, gecelerinizi böler, çocuklarınıza ninniler söylerdiniz
    Hani siz, fatihler doğururdunuz...
    Gelin kızların giysileri kirletildi
    Çocuklar hep yetim kalıyor
    'Elem yecidke yetimen feava'
    Ve ben biliyorum
    Ben biliyorum
    İstanbul'un
    Bağdat'ın
    Diyarbekir'in
    Mekke'nin
    Buhara'nın
    Birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü sonra
    Ey insan
    Ey insanlık
    Ayağa kalk
    Kolları ve bacakları budanmış delikanlıları
    Boyunları gövdesinden ayrılmış insanları
    Gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu çocukları
    Gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin
    Ve bir gün
    Bu dünya
    Gül bahçesine dönecek
    Bunu böyle bilin; ve
    Unutmayın...

    *Ferman Karaçam