• Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar
    ...
    Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi
    Hepiniz kulak verin

    İsmet Özel

    İsmet Özel’in Naat isimli şiirinde geçen yukarıdaki mısraların bende uyandırdığı hissiyatı paylaşmak istiyorum.
    Bir Yusuf Masalı kitabında geçen Naat şiirinin konusu, isminden anlaşılacağı üzere Peygamber efendimizi övmek niyetiyle kaleme alınmış bir şiirdir.
    ‘Vakti duymak’ nedir? ve Niçin ‘kırgın ikindi’ ? Bunlar üstünde durmaya çalışalım.

    Hendek savaşı sırasında savaşın yoğunluğu sebebiyle Peygamber efendimiz ve sahabeler 4 vakit namazını vaktinde kılamıyorlar. Hatta gecenin bir bölümü de geçiyor. Sonra Râsuli Ekrem Bilâl-i Habeşi’ye Ezan okumasını söylüyor. Daha sonra sırasıyla kılamadıkları vakit namazları kaza ediyorlar. Efendimiz ve sahabeler için o gün ‘vakti duymak’ doruğu ancak gece yarısı nasip oluyor.
    4 vakitte ezan sesi duyamamak nasıl bir hasret ki gece yarısı ezan okumuş Bilâl-i Habeşi. Ezan'ın Müslüman hayatında ve coğrafyasında ne kadar kıymetli bir cevher olduğunu idrak eden Mehmet Akif, Kahraman Ordumuzun talebi üzerine yazılan İstiklâl Marşı'mızda:
    "Şu Ezanlar ki şehadetleri dinin temeli
    Ebedi yorumun üstünde benim inlemeli"
    sözleriyle yer veriyor. Allah'a şükürler olsun ki vakti duyma duamız kabul oluyor ve vatanımız Ezan sesinden mahrum bırakılamıyor. Sırada 'doruğa' ulaşmak var.

    İkinci konumuz ise “kırgın ikindi”
    Hendek Savaşı’nda Hz. Peygamber’in “Orta namazdan yani ikindi namazından bizi alıkoydular. Allah kabirlerini ve içlerini ateşle doldursun!” sözü bunu açıkça ortaya koymaktadır (Buhârî, “Cihâd”, 98; Müslim, “Mesâcid”, 202, 205, 206)
    Hendek savaşında namazları kılamadıkları için hadisten görüldüğü üzere Peygamber efendimiz namazları vaktinde kılamamaları sebebiyle kafirlere beddua ediyor. Hz. Muhammed sav o kadar çok zulme uğramasına rağmen beddua değil dua eden insan namazı kılamadığı için beddua esiyor. “Kulak verin” Ondaki “kırgın ikindiye” ki namazın ciddiyetini ve önemini anlayın. Namazı yalnızca bir ibadet olarak görmekten öteye geçmemiz gerekiyor. Peygamber efendimizin kolay kolay beddua eden bir insan olmadığını düşünerek “kulak verin” ezana ki “vakti duymak doruğuna varın.”
    Burada niçin kırgın akşam, kırgın yatsı vs değil de “kırgın ikindi”yi seçmiş şair, derseniz; Bakara ( 238.Ayet: Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah´a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın.) suresindeki bu ayet Orta Namaza vurgu yaptığı için olabilir. Orta namazın 5 vakit namazdan hangisi olduğu konusunda kesin görüş birliği olmasa da İkindi Vakti olduğu düşünülmektedir. Ayrıca hadiste de ikindi namazına vurgu yapılması sebebiyle ‘kırgın ikindi’ tamlaması seçilmiş diyebiliriz.

    Allah bizi Ezan sesi duyduğunda şükredenlerden, Ezanı dinlerken doruğa ulaşanlardan ve bize kılmadığımız veya kılamadığımız namazlarımız için 'kırgınlık' hissiyatını yaşamayı nasip etsin.

    Selam ile...
  • Ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var.

    Bir mevsimin kıyısından tutarsan Ruknettin
    Kurak ovalara yağmurlar yağar,
    Ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
    Kalbin şiir olup vadilerini sular.

    Senin de vadilerin vardır Ruknettin!
    Kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
    Kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
    Niyedir,aynalarda azalır sesin.

    Doktorum
    Ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
    Kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
    Üşürsem helak olacağımdan korkarım.

    Doktorum
    Gayya kuyusuna inmek istemem
    Bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
    Aynaları kırarım,suretimi istemem
    Mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
    Ben Allah'ı isterim.

    Ben hep aynalardan geçerim doktor
    Aynalar benden geçer.
    Araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
    Doluşur içine narin böcekler
    Yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
    Üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
    Ben hep aynalardan geçerim doktor!

    Günahları için ağlayan kim varsa
    Kanatlarıyla okşar onu melekler

    Hep böyle midir
    Kalbin hep böyle yavaş mıdır Ruknettin?
    Aynalar sana bir savaş mıdır Ruknettin?
    Yarin dudaklarından trenler geçer de
    Kalbiyin istasyonunda durmaz mı
    Sen hiç satrançta yenilmez misin
    Atına binip hep gider misin
    Bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
    Zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
    Ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
    Bir sen mi kalırsın bu rüyada Ruknettin
    Herhalde hep böyledir
    Bu dünya sevenlere bir tuzaktır Ruknettin!

    Buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
    Konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
    Dua okuduyduk,yağmur dilediydik
    Kalbinizi kuşatmaya geldiydik.

    Hoşgeldiniz.Buyrun.İşte kalbim.
    Adımı unuttuğum zamanlarda RUKNETTİN'im
    Gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
    Şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.

    Benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
    Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
    Benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
    Uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
    Kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
    Tıkanır,ölür metropollerde.

    Bir çiçeği uyandırmak için mi
    Söner bu ateşgahlar
    Kaldırmak için mi yeraltını
    O derin uykusundan
    Kurur bu göl
    Ne var ve ne oluyor
    Neden türkü söylüyor fesleğenler
    Uzakta biri mi göründü
    Biri İncil okurken düşüp bayıldı mı
    Bir rüya mı gördü yalnız keşişler
    Ne oldu?

    Adım Ruknettin,tanışıyor olmalıyız
    Bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
    Sunmuş olmalıyım kalbimi size
    Bakın!demiş olmalıyım henüz avladım O'nu
    İgvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
    Yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
    Ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
    Bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
    Ay gibi ışıdığında bir aşk
    Bir mevsim yönünü şaşırdığında.

    Hayret etmiş olmalısınız,kalbim
    Hezarfen misali havalanınca.

    Korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
    Çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
    Ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
    Ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
    Sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
    Unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
    Nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
    Gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
    Terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.

    Alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
    Ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
    ''gönüllü mağlupları olacak hayatın'' doktor.
    Yarından korkan adam,Ruknettin böyle söyler.

    Siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
    Alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
    Kabaran yağmuru yeraltına
    Ve bir aşkı ayrılığa
    Yakıştırabilir misiniz doktor
    Kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
    Kuşlarla konuşabilir
    Ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?

    Ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
    Bir kitap olup yandı da o
    Külünden zehir kaldı
    Bir hayal olup uçtu da
    Gökte melekler bağırdı
    ''eve dön,eve dön!''

    Döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
    Bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
    Süpermarketler,bankalar
    /yani toplu insan mezarları/ 
    Üstüme kaldı.

    Size ne denir ey kalbin istilacıları
    Barbar denir,'bir hayal yıkan'denir.
    Alın O'nu da götürün,bir kalbim kaldı.

    Bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
    Cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
    Elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
    Bir mevsimin ortasında kalakaldıydım

    Bakkaldan manavdan değil,
    Cenevizden geliyordum doktor
    O kızın saçlarından geliyordum
    Yitirilmiş bir mahkemeden
    Galiba kalbimden geliyordum.

    Bir güle boyun eğdiren nedir
    O aşk değilse
    Nedir kalbe çıkartılan 
    Tutuklama emri,
    Aşk değilse.
    Ah,o sığınaklardan
    Yitikleri toplayan
    Ve düşlere vuran gemi
    Nedir aşk değilse

    Size kendimden bahsediyorum doktor
    Biraz yağmur kimseyi incitmez.

    İyi ruhların arasında dolaşan
    Bir gölgeden sözediyorum.
    Acıdan çatlamış kalbi
    Soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
    Terkedilmiş şizofrenleri
    Kendine çeken vadiden
    Keşişlerin hüznünden
    Ve bir aşk yüzünden
    Ayları karıştıran kişinin 
    Tababet-i ruhiyyesinden

    Size kendimden bahsediyorum doktor
    Ben kar yağarken ıslanmam.

    Benim öbür adım rüzgar
    Uğradığım orman
    Değdiğim kalp uğuldar.

    Deki bulunur elbet 
    İyi bir hal üzre kaybolan kişi
  • Ey insan! seviyorum seni,Merhamet kadar güzelsin. ...Yollara bakarken, dalar giderim,
    Bir karartı görsem seni sanırım,
    Sesin ne ki seni, ayak sesinden,
    Fermandaki mühür gibi tanırım.. .
  • "Ey insan!
    Sen de unutma, seni seveni."
    Selim Gündüzalp
    Sayfa 22 - Zafer YAYINLARI-SERİNİN 5.KİTABI
  • Ey insan! Sen ki, sonsuz dipsizliğin gizli menzillerine, ancak bilgiyle ulaşacaksın!

    Erkan Horoz