Bir kadın, iki şehir, üç erkek, “Tek Bacaklı Yolcu”…
Tek Bacaklı Yolcu siyasi, baskı, ayrımcılık ve insan ruhunun sınırları üzerine bir kitaptır. Kitap yazarın hayatından biyografik ögeler taşımaktadır.
Eser, Romanya’dan Almanya’ya taşınan Irene karakterinin içsel dünyasına ışık tutmaktadır. Totaliter bir rejim altında ezilen, fiziksel ve ruhsal olarak sürekli bir baskı altında yaşayan Irene’nin hayatta kalma mücadelesidir. Sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir yolculuk, büyük bir yalnızlık ve memleket özlemi yazarın kaleminde kuru bir dille anlatılmış. Kitap bana soğuk gri, üşümek, donukluk, bulanıklık, içsel kararma gibi kelimeleri çağrıştırdı. Eğer yazarın hissettirmek istediği duygular bu ise bu duyguları yoğun bir şekilde hissettiğimi belirtmeliyim.
“Tek başıma yola çıkmıştım, iki kişi olarak varmak istiyordum. Her şey tersine gelişti. İki kişi olarak yola çıkmıştım. Vardığımda tek başımaydım.”