• SARIYER BELEDİYESİ FAKİR BAYKURT ÖYKÜ YARIŞMASI ‘NA İŞTİRAK EDECEK OLAN YARIŞMACILARA 23.000 LİRALIK PARA ÖDÜLÜ DAĞITILACAK.(SON KATILIM TARİHİ.19 NİSAN 2019)…

    ’HERKESİN BİR ÖYKÜSÜ VARDIR’ AMAÇ: ”Herkesin bir öyküsü vardır” sloganı ve edebiyatın bütünleştirici etkisi ile halkımızın okuma yazmaya olan ilgisini artırmak amacıyla “Sarıyer Belediyesi Fakir Baykurt Öykü Yarışması” düzenlenmiştir.

    YARIŞMAYA KATILMA ŞARTLARI;

    1-1. Kategori: Ortaokul (10-14 yaş) Adaylar yarışmaya sadece bir öyküyle katılabilirler.

    2. Kategori: Lise (15-19 yaş) Adaylar yarışmaya sadece bir öyküyle katılabilirler.

    3. Kategori: Yetişkinler Kategorisi 1 (Ortaokul - Lise öğrencisi olmayan, 18 yaş üzeri ve bugüne kadar öykü kitabı yayımlanmamış olanlar) Adaylar yarışmaya sadece bir öyküyle katılabilirler.

    4. Kategori: Yetişkinler Kategorisi 2 (01.01.2018 – 19.04.2019) tarihleri arasında yayımlanmış olanbir öykü kitabıyla katılabilirler) .

    2- Yarışmacı bir A4 kâğıdını aşmayan özgeçmişini, nüfus cüzdanı fotokopisini ve bir adet fotoğrafını küçük zarfa konularak teslim edecektir. Küçük zarfın içinde bulunan özgeçmişe adayın yaşı, açık adresi, telefon numaraları ve e-posta adresi mutlaka yazılmalıdır. Küçük zarfın üzerine sadece yarışma kategorisi yazılacaktır. Adresi ya da yaş gurubu belirlenemeyen öyküler değerlendirmeye alınmayacaktır. Öykülerde, öykü yazarının kimliğini belirten hiçbir bilgi bulunmayacaktır.

    3- Yarışmaya katılacak öyküler ve özgeçmiş; 12 punto ile Times New Roman karakterinde, hem kâğıt, hem de CD’ye kaydedilmiş biçimde hazırlanacaktır. Özgeçmiş, bir adet vesikalık fotoğraf ile küçük bir zarf içine konulacak olup küçük zarfın üzerinde sadece yarışma kategorisi belirtilecektir. Öyküler (5 nüsha olarak), küçük zarf ve CD büyük zarfın içine konularak tek zarf halinde teslim edilecektir.

    4- Öykü konusu serbesttir.

    5- Öykülerin uzunluğu 1,5 satır aralığıyla 5 (A 4) sayfasını geçmeyecek boyutta olacaktır.

    6- 4. Kategoride (yarışmaya öykü kitabı ile) katılacak olan yarışmacılar 5 adet öykü kitabı ile yarışmaya başvuracaktır. 5 adet öykü kitabı, 1 A4 kağıdını aşmayan özgeçmişi, nüfus cüzdan fotokopisiyle birlikte büyük zarfta gönderilecektir.

    7- Önceki yıllarda düzenlenmiş öykü yarışmalarımızda eserleri dereceye girenler bu yıl yapılacak öykü yarışmasına aynı kategoride katılamaz.

    8- Yarışmaya gönderilen öyküler ve öykü kitapları iade edilmeyecektir.

    9- Birden fazla kişi tarafından yazılmış ortaklaşa öyküler yarışmaya kabul edilmez.

    10- Öyküler Sarıyer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü-Pınar Mahallesi, Günyüzü Caddesi, No.2 Maslak-Sarıyer-İstanbul adresine elden, APS, Kargo ve kurye ile gönderilebilir.

    11- Sarıyer Belediyesi yarışmada ödül kazanan eserleri yayınlama hakkına sahiptir.

    12- Yarışmada üç kategoride ilk üçe giren öykülere ödül verilecektir. Ayrıca ilk üç kategoride mansiyon ödülü verilecektir.

    13- Dördüncü kategoride Fakir Baykurt Öykü Kitabı Ödülü “ verilecektir.

    14- Yarışmaya gönderilen öykülerin bu şartnamenin herhangi bir maddesine aykırılığı, alıntı, kopya ya da başkasına ait olduğunun tespit edilmesi durumunda söz konusu öyküler yarışma dışı bırakılacak olup hukuki sorumluluğu da yarışmacıya ait olacaktır.

    15- Yarışmaya son başvuru tarihi 19 Nisan 2019.

    16- Yarışma sonuçları 09 Eylül 2019 tarihinde açıklanacaktır. Kazanan öykülerin sahipleri http://www.sariyer.bel.tr sitesinde yayınlanacaktır.

    17- Ödül töreni tarihi daha sonra ilan edilecektir. 18- Yarışmaya öykü gönderen yarışmacılar bu şartnameyi kabul etmiş sayılır.

    SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ;

    1. ve 2. Kategori Seçici Kurul Üyeleri: İbrahim Balcı (Yazar) Cafer Hergünsel (Yazar) Tuncay Dağlı (Yazar) Bilge Karaduman (Yazar) Murat Gürbüz (Edebiyat Öğretmeni)

    3. ve 4. Kategori Seçici Kurul Üyeleri: Zeynep Oral (Yazar) Ayşegül Tözeren (Yazar) Halil Genç (Yazar) Özcan Karabulut (Yazar).

    ÖDÜLLER;
    Yarışmada dereceye girecek öykü sahiplerine şu ödüller verilecektir:
    1.KATEGORİ BİRİNCİYE: 1500 TL İKİNCİYE: 1000 TL ÜÇÜNCÜYE: 750 TL MANSİYON: 500 TL
    2.KATEGORİ BİRİNCİYE: 2000 TL İKİNCİYE: 1000 TL ÜÇÜNCÜYE: 750 TL MANSİYON: 500 TL
    3.KATEGORİ BİRİNCİYE: 5000 TL İKİNCİYE: 3000 TL ÜÇÜNCÜYE: 2000 TL MANSİYON: 1000 TL
    4. KATEGORİ Fakir BAYKURT Öykü Kitabı Ödülü: 5000 TL.

    SONUÇLARIN İLANI: 09 Eylül 2019.

    İLETİŞİM;
    Çağrı Merkezi: 444 1 722/ Özcan Aydın Dahili:3313 E- Posta: kulturvesosyalisler@sariyer.bel.tr Web: http://www.sariyer.bel.tr
  • "Ne soykırım, ne katliam ne de başka herhangi bir kelime "Holokost" sözcüğünün yerine kullanılmamalıdır (s5)". Ayrıca "1933 yılında Nazilerin Almanya'da iktidara gelmesiyle başlayan ve 1945 yılında Nazi Almanya'sının teslim olmasıyla sona eren " bir dönemi ve yaşananları anlatıyor bu kelime.

    Önsözde kitabın yazılma/yayımlanma amacı kısaca anlatılıyor. Bu kitabın 1997 yılında yayımlandığı da unutulmasın. Ve o zaman daha internetin adını bile bilinmiyor veya internetin üniversiteler arası ya da devlet kurumları arası bir araç yani bir
    çeşit 'iç ağ' gibi çalıştığını düşünürsek, bu kitabın o zaman dilimi içinde 'hepsi bir arada' tarzında yazılmış bir içeriğe sahip olduğu unutulmasın. Önsözde belirtildiği gibi Türkçe fazla kaynak olmaması üzerine 'Encyclopedia Judaica'nın 'Holokost' bölümümün tercüme edilmesiyle ortaya çıkmıştır.

    'Holokost' Yahudi dilinde 'Holokost'tur. Yani başka bir kelime ile karşılanmayan, kendine has özelliği olan ve sadece 'kendi' olan bir kelimedir.

    Yine önsözde belirildiği gibi 'ne soykırım, ne katliam ve ne de başka bir kelime' bu kelimenin yerine kullanılabilir. Acının tarifi yok ya da nev-i şahsına münhasır bir kelimeden bahsediliyor.

    Ama biz bu kelimeden ne anlıyoruz: Almanların, Yahudilere yaptığı soykırımı; Almanya = Yahudi Soykırımı diye biliyoruz. Çoğu zaman acının tarifi olmaz. Çekilen ızdırapların,
    kayıpların, katliamların, insanlık dışı muamelelerin tarifi yapılamaz ve Holokost'ta bu anlatılırken tek karşılık olarak bu kelimenin hapsedilmesini de istemiyor.

    Ben bu kitabı yayımlandığı yıl (1997) o zaman Tüyap Tepebaşı Kitap Fuarı 'Gözlem Gazetecilik' standından almıştım. O zaman okumuştum ama aradan o kadar zaman geçince (21 sene geçmiş) ve site içinde 1.ve 2.dünya Savaşı kitap okuma etkinliği olunca da tekrar arşivimden çıkarıp, bu sefer notlar alarak okudum. Notlar alırken de geçmişe gittim (Tepebaşı Tüyap 2 katlıydı ve stand alt katta diye hatırlıyorum, sonra arkadaşları ve özellikle bu sene kaybettiğim ve 1990 yılından beri fuarlara beraber gittiğimiz o arkadaşı hatırlamadan da geçemedim. )

    Holokost, Almanya'da ve Polonya'da yaşayan milyonlarca 'Yahudinin' bilinçli ve düzenli bir şekilde devlet tarafından kitlesel katliama tabi tutulması olarak da okunabilir.

    Nazilerin iktidarda oldukları süre boyunca hem Almanya hem de Nazi kontrolü altında bulunan topraklarda yaptıkları katliamların sebeplerini anlatmaya çalışıyor.

    Holokost'u iki ayrı dönem olarak değerlendiren çalışma bunu 'savaş öncesi' ve 'savaş dönemi' olarak adlandırıyor.


    30 Ocak 1933'te Adolf Hitler'in Şansölye (Başbakan) olarak atanmasıyla Naziler iktidara gelir. Gelir ama Hitler'in Mein Kampf (Kavgam) da belirttiği gibi, düzenin, hayatın, ekonomideki yaşanan sıkıntıların sebebi olarak gösterdiği unsurlardan biri olan Yahudiler içinde zorlu bir süreç başlar.

    1.Dünya Savaşı sonrası ve 2.Dünya Savaşı öncesi bölgede (yani Almanya, Polonya, Çekoslavakya, Macaristan vd.) yaşayan Yahudilerin, ikili anlaşmalarla korunan hakları ve daha sonra meydana gelen çeşitli olaylar neticesinde yaşanan sıkıntıların tarihsel gelişimi hakkında kısa bilgi veriliyor.

    Nazilerin iktidara gelmesiyle Yahudiler için hem Almanya hem de yakın bölgelerde yaşayan Yahudiler için sıkıntılar baş göstermiş ve Nazilerin 'Temel siyaseti' olan 'Yahudilerden
    arındırılmış yurt' fikri, Yahudilerin zorla yaşadıkları yerlerden atılmasına yol açmıştır. 15 Kasım 1938 de Yahudi çocukların devlet okullarına alınmamasına başlandı (s13)' Rejim buna sebep olarak 'Alman kanının ve şerefinin korunmasını' ileri sürer ve bunu da 15 Eylül 1935'te çıkarılan Nürnberg Yasası'na dayandırır.

    Naziler, Yahudiler haricinde farklı unsurları da örneğin, komünist, çingene gibi yapıları da planlı bir şekilde yok etmeye çalışır. Ama Yahudilerden kadın, erkek, çocuk, yaşlı
    demeden imha etme eylemine girilirken diğer unsurlardan ise sadece sınırlı nitelikte bir eyleme girişilir.

    Almanya haricinde tüm Orta Avrupa ülkelerinde Yahudilere karşı ayrımcı işlemler yapılmış olsa da özellikle Almanya ve Polonya'da bunlar imha süreciyle sonuçlanmış, diğer
    devletlerde ise mallarına el koyma, sürgün gibi işlemler yapılmıştır.

    En korkunç katliamlar Almanya dışında Polonya'da yaşanmış ve Polonya'da 'ölüm merkezleri'nin adları kitapta belirtilmiştir.

    Kitabı okurken 40.sayfada 'Müslüman olarak anılan' diye bir cümleyle karşılaştım ve bir an duraksadım. 'Diğer kamplara nakledilen ve toplama kampı argosunda Müslümanlar
    olarak anılan hasta ve sakat mahkumlar burada öldürülür ve tıbbi deneyler burada yapılırdı'. Kelimenin kökeni ise 221.sayfada geçiyordu. 'Muselman': Nazi kamplarında ölüm halindeki tutsaklar için kullanılan deyim.

    Okurken şunu düşünmeden duramıyor insan: O bölgede oturan insanlar bu Yahudilere yardım etmediler mi? Kitap burada şunu ifade ediyor: "kaçan Yahudiler çok büyük
    tehlikeyi göze almaktaydılar" ve "onların çağrılarına kulak verilmemesi nasıl bir dünyaya çağrıda bulunduklarını çok iyi anlatmaktadır (s82)".

    Toplama kampları, Yahudileri imha etmek için kurulmasa da uygulamada tüm muhaliflerin yanında Yahudiler de burada tutulmuşlardır.

    Peki, Hitler'in Yahudi düşmanlığına iten sebepler neler? Niçin bu kadar düşman? Bunun esas araştırılmasında fayda var. Bir kişi bir anda bir şeye düşman olmaz ya da olursa neler yaşandığının bilinmesinde yarar var. Hitler'in anti-semitik düşünceye sahip olmasının arkasındaki düşünce neydi?

    Hitler'in düşünce yapısında etkili olan ve onun önderi olan kimlerdi? Bu da esasen araştırılıp, incelenmesi gereken bir konu ve kitap bu konuda bazı ipuçları da veriyor.

    Kısaca, 2.Dünya Savaşı öncesinde başlayan ve sistemli bir şekilde 'nihai çözüm -endlösung-, olarak nitelendirilen bir kapsamda Almanya ve Polonya'da bulunan Yahudilerin
    kitlesel olarak yok edilmesinin hikayesi anlatılıyor.

    Ezcümle: Tavsiye edilir.

    Notlar:

    + Kitabın satışı yok sadece sahaflarda bulabilirsiniz.
    + 1997 yılı için iddialı bir kağıt yani beyaz kağıt ve kitap sırtı dikişli olarak basılmış. Bu sayede kitap okununca dağılmıyor. Yeni basılan kitaplarda yaşanan -Avrupa kağıt-, sararma, soluklaşma bunda yok.
    + Kitap 2 ana kısım ve 14 alt bölümden oluşmaktadır.1.kısım savaş ve savaş döneminde yapılanları kapsarken, 2.kısımda ise savaş suçları davaları, Sovyet Rusya, Arapların Holokost'a karşı tutumları, Yahudi bilinci ve kaynakça içerir.
    + Kitabın arka sayfalarında yer alan sözlük çok yeterli değil. Şimdi internet sayesinde daha öz/ya da ayrıntılı bilgiye sahip olunabiliyor. Ama yazıldığı dönem için çok sıkıntılıydı.
    + İncelemeyi kasım ayında bitirmeyi özellikle istedim, çünkü 1997 kasımında Tüyap Tepebaşı Kitap Fuarından almıştım ve yine bir fuar zamanı olan kasım 2018'de ise yazıyı yazdım
    + Bazı kelimelerin dipnot şeklinde çevirisi olmadığı için geçmiş zamanda ansiklopedilerden yardım alırdık. Şimdi ise kolay, basit ve hızlı bir şekilde tek tuşla internet sayesinde
    kelimenin ne anlama geldiğini öğrenebiliyoruz.
    + Bu kitap 5-9 /Eylül/ 2018 tarihleri arasında notlar alınarak okunmuş ve 13/Kasım/2018 tarihinde düzenleme yapılıp siteye eklenmiştir.
  • Gün aymıyor, bahar son
    İmlasız bir hayat
    Bir defa yaşanan
    Kalbimin ölü kelebekleri
    Rengini yitirmiş kuşağı gök
    Yaşamak ölüme değin
    Ağrısı denk kalbin
    Gözleri uzak bir kadına
    Kadının gözleri bahçe, yeşil
    İçinde bir çocuk
    Oyunlar oynuyor
    Adam içkiye düşkün
    Ve gözleri uzak o kadına, kün düş
    Kadının düşleri yok
    Başka adamları kolları sarıyor
    Birbirine karışıyor şey her!
    Sanrılar ve dinler
    Çok tanrılı
    Tek tanrılı
    Ve dinsiz ama tanrılı
    Ve tanrısız
    Savaşırken dünya
    Savaşırken insan
    Savaşırken boyuna
    Yağmur mu yağsın artık?
    Yağsın yağsın.


    Selçuk Aydın / Eylül 2018
  • Kitap geçmişten geleceğe risklerin istatistik özelliklerine göz atıp, yeni teorilerle kötü gidişata engel olmayı amaçlayan bir teze sahip.

    James Richard önce bize, çoğu kişinin adını bile bilmediği ve hatta kitaplarda bile adı fazla geçmeyen bir kişiyi tanıştırıyor.

    Krizi önceden görüp ona göre tedbir alınmasındna haraketle Felix Somary'dan bahseder. Peki kim bu Felix Somary?
    1881 yılında Viyana'da doğup orada hukuk ve ekonomi eğitimi alıp, Birinci Dünya Savaşı sırasında Belçika Merkez Bankasında para yönetiminde olan ama en önemlisi ise 'zengin kişi ve kurumlara özel danışmanlık yapması'; yani bir çeşit günümüz tabiriyle 'danışman' ya da 'portföy yöneticisi' olan kişiyi tanıştırıyor.
    Danışmanlığını yaptığı kişileri uyarıp, savaş öncesi ellerindeki nakitleri altın ya da gümüşe dönüştürmelerini isteyerek,
    güveninirlik kazanmış bir kişiden ayrıntılı bir şekilde bahseder.

    Konu konu, bölüm bölüm ilerler. Her başlık kendi içinde derin ifadeler içerir. Sonra bize dikkat edilmesini gereken bir şeylerden bahseder.

    James Richard, ekonomik tezler konusunda yeni bir şeyler olmadığını sadece eskilerin tekrarlanarak günümüze gelindiğini, yeni açılım ve yeni arayışlarla kimsenin uğraşmadığını, varolan yapıların sadece yeni kelimelerle değiştirildiğini bunun da çözüm değil, kaosun ya da sorunların uzun/kısa vadede şekil değiştirerek devam edeceğini ifade ediyor.


    Yazarın kendi ekonomik görüşleri doğrultusunda kriz tanımı ve krizden çıkma yolları da anlatılıyor. 2008 krizindeki sorunun nasıl çözümlendiğini [Merkez bankaları 2008 krizinde para basarak piyasalardaki likiditeyi arttırma...] anlatıyor. Ama birinci çözüm yolu bu olmakla birlikte ikinci çözüm yöntemi ise 2008'de kullanılmayan ama gelecekte kullanılmayacağı anlamına gelmeyen 'sistemi kapatmak' olarak tarif edilen
    'paranızı çekemezseniz, sistem kapalı durumdadır' diyerek sistemi kapatarak olağanüstü oluşabilecek para sıkıntısını önlemeyi amaçlar.

    Finansın tarihi, bir kaos durumunda piyasaların tepkisi; Amerika tarihi içinde borsanın yeri ve önemi gibi kavramlarla para, menkul kıymet, değerli maden, faiz olguları işleniyor. Kişi,kurum ve devletlerin bunlar üzerinden yaptığı işlemler de anlatılıyor.

    Ekonomi tahsili yapan ya da genel ifade olarak finans tabirini kullanarak söylersek, borsa, dolar, sterlin, altın, gümüş, hisse senedi, para piyasaları, faiz, enflasyon, deflasyon vb. çeşitli kelimeler yoğun bir şekilde kullanılıyor. Bu kavramlarla haşır neşir olmayan kişilerin ilgisini çekmeyebilir.

    Altın para sisteminin 1914'ten 1974'e kadar geçen sürede geçirdiği evreleri kısaca anlatılıyor. Değerli madenin nasıl değersiz bir kağıt para tarafından tahtından indirilmesini okuyoruz. Kitap, bazı bilgilerin bilindiği varsayılarak yazıldığı için çoğu yerde anlaşılmayan veya çok teknik gelebilecek yerlere de sahip. Ama sonuçta bir sistemin çalışması anlatılıyor. Anlatılırken de kendisinin de uzun yıllar o sistemlerin içinde ve hatta 'nasıl vergi verilmez' üzerine çalıştıklarını da belirtiyor.

    IMF, Dünya Bankası, Şanghay anlaşması, G20, G4, G8, sanayileşmiş ülkeler, dolar, altın, diğer madenler, yuan-dolar, merkez bankaları, anlaşmalar, paranın gücü, değerli ya da değersiz para, kaynaklar, tezler, teoriler, karşı tezler, sermaye piyasaları gibi çeşitli kavramları içeren kitap, sadece bunlarla sınırlı da değil. Bu konular hakkında okuyucunun biraz ön bilgisi varsa, bazı olaylar daha kolay bir şekilde kavranabilir.

    Ekonomi olunca istatistik olmaz mı? O da konu içinde. Basite indirgenip yazı-tura atarak örneğin, 10 kere üst üste yazı gelme olasılığı nedir? Buradan hareketle basitten daha zor olayların anlatımı sağlanıyor.

    Bazı olayların tam anlaşılabilmesi için 'temel' kavramların bilinmesinde yarar var. Yoksa bazı şeyler tam olarak anlaşılmayabilir.

    Kitabın bazı yerlerinde ise ders kitabı gibi anlatım bulunmaktadır. Teoriler ve bunlarla bağlantılı örnekler. Ayrıca hesaplama yöntemleri gibi. Bunlarda genelde ders kitaplarında bir şeyleri tanımlamak veya anlatmak için yardımcı olan formüller olarak karşımıza çıkar. Bu sayede uzun uzun anlatmaktansa onun yerine geçen bir formül kısa yoldan ifadeyi anlatır.

    Krizlerden bahsedip, benzeyen veya benzemeyen yanlar hakkında bilgi veriyor. 1998 krizi hemen peşinden gelen 2008 krizlerin analizi yapılıyor. 2008 krizinin öncesi ve iyi bir şekilde analiz edilseydi bunun yaşanmayacağını fakat göz göre göre bu krize gidildiğini belirtiyor. Başlıca kurtarma operasyonları, borç silinmesi yeni kaynak bulunması ile 2008 krizinin 1998'den çok daha faklı olmadığını söylüyor.

    Yazar kurumların içinde olduğu için olayları kendi gözlemlerine göre yorumlamış ve kendi reçetesini de okura sunuyor.

    ABD'de yatırım bankaları, fon kuruluşlarını nasıl piyasa oyunlarıyla ve çoğu zamanda siyasilerin kurtarma operasyonlarıyla ayakta durduklarını da görüyoruz. Tabi burada biraz teknik bilgiye ihtiyaç da duyuyoruz. Eğer bu konularla ilgili hiç bilginiz yoksa bu kısımlar veya geneli çok 'ağır' gelebilir.

    Okullarda öğretilen, yazıya dökülen ve ödüller alınan 'kurtuluş reçeteleri'nin hepsinin hatalı, bunun sebebinin de bunların sadece kağıt üzerinde ve gerçek para ve piyasa koşulları içermeden hesaplanarak sanal reçeteler olduğunu, yani bunların pratik olmadığını belirtiyor.

    Çözümünse hayali reçeteler değil, 'Amerika'da büyümeyi ve yeni iş olanakları oluşturacak politikalar talep etmek' ile olacağını söylüyor. Buradan hareketle ülkemiz açısından da yaşanan ekonomik, siyasi sıkıntıların çözüm noktası yapısal değişikliklere ihtiyaç duyulmaktadır.

    Faşizm başlığı altında yazılanlar ise gerçekten de müthiş. "Çünkü faşizm, sosyalizm veya komünizm gibi ideolojik değildir...Faşist için önemli olan sürekli icraat ve sivil yaşamın devlet kontrolünde olmasıdır (s.). Buradan hareketle Hegel'e kadar gider diye düşündüm ama çok uzatmadan konuyu bağlar.

    Kitapla ilgli son birşey yazmam gerekirse, yazarın 'tarihi öğrenmenin en iyi yolları okumak ve seyahet etmektir (s.305)' cümlesi paralelinde bu kitabı da tam anlayabilmek için 'okumak' ve burada bahsedilen konular hakkında 'ön bilgi'ye sahip olmaktr. Bu sayede yapbozun parçaları daha kolay bir şekilde birleşirken ayrıca ne denilmek istendiği de daha kolay anlaşılır.

    Kitabın son sayfalarında yer alan 'Teşekkürler' kısmında "Bu kitap uluslararası parasal sistemin geleceği ve gelişmelerin yatırımcılara olası etkileri hakkında hazırlamayı planladığım dört ciltlik eserin üçüncüsüdür" diyerek bütünün bir parçasını okuduğumuzu öğreniyoruz.

    Çöküşe Giden Yol, Amerika veya başka ülkelerden yayılan büyük krizlerin oluşum sebepleri, buna yapılan tedavi yöntemleri ve sonrasını içeren yazarın öznel düşüncelerini içinde barındırıp, kendi tezine göre diğer tezleri yanlış bulup, eleştirip ona göre olması gerekenleri sıralayan bir kitap.

    "Bu kitap Federal Reserve veya IMF'den daha iyi tahmin yapabilmek için Bayesian olasılık hesabını nasıl kullanmamız gerektiğini anlatmaktadır".

    "Bu kitabı ben ekonomi üzerine Bayesian istatistik, karmaşa teorisi ve davranışsal psikolojiyi kullanarak çalışmalar yapan bir teorisyen olarak yazdım" diyerek kendi tezini söyler ve burada özellikle üzerine eğildiği konu 'bayesian' ve 'karmaşa teorisi'ni kullanarak çalışmalar yapar.

    Okunur mu? Evet. Tavsiye edilir mi? Evet. Ama ekonomi-siyaset, işletme, iktisat üzerine ön bilgiye sahip okuyucu için daha kolay anlaşılabilir içeriğe sahip olduğu unutulmaması lazım.

    Not:
    + Bu kitap (Çöküşe Giden Yol) The Road to Ruin'in Türkçesidir.
    + Currency Wars, Kur Savaşları olarak Türkçeye çevrilmiş.
    + The Death of Money (Türkçeye çevrilmemiş)
    + The New Case for Gold (Türkçeye çevrilmemiş)
    Eğer bu 2 kitap da Türkçeye çevrilirse meraklıları tarafından okunur.

    Bu kitap 30 Ağustos 2018 - 8 Eylül 2018 tarihleri arasında okunup, notlar alınmış ve 26 Ekim 2018 tarihinde siteye eklenmiştir.
  • 1 - Bulantı - Jean Paul Sartre
    2 - Stalingrad - Antony Beevor
    3 - Berlin'in Düşüşü - Antony Beevor
    4 - Namusçular - Kemal Tahir
    5 - Cinayet Fakültesi - Pınar Kür
    Eylül ayına büyük filozof Jean Paul Sartre'ın "Bulantı" isimli dev eseriyle başladım. Farklı zaman ve duygu halleriyle tekrar tekrar okunması gereken bir kitap. Her kütüphanede bulunmalı.
    "Stalingrad" ve "Berlin'in Düşüşü" adlı iki şaheser kitabı arka arkaya okudum. Dünya tarihindeki en kanlı iki diktatörün merkeze alındığı yaşanmış en büyük savaşın anlatıldığı bu kitaplara neredeyse ayın üçte ikisini ayırdım. Okumanın uzun sürmesinin bir nedeni de zaman zaman internet aramaları yaparak kafada oluşan soru işaretlerini gidermek için verilen çabalardı. İkinci Dünya Savaşı okumalarına farklı kitaplarla devam edeceğim. Bu iki kitap da özellikle yakın tarihi merak edenlere önerilir.
    Kemal Tahir'in bu romanında Anadolu'ya içeriden yani mapushaneden bir bakış var. Arka planda İkinci Dünya Savaşı yaşanırken savaşa girmemiş ülkemiz toplumundaki töreler, namus davaları, ağalık, şeyhlik, cehalet, din sömürüsü gibi konular nakış nakış işlenmiş. Kemal Tahir her yazdığı her zaman okunmalıdır.
    Pınar Kür'ün "Cinayet Fakültesi" öylesine bir roman. Böyle bir isimden daha iyi bir roman beklerdim. D&R indiriminden almıştım. Kitap kitaptır diyerek okudum ama klasik bir şezlong romanı olduğu için öneremeyeceğim.
    Edebiyat, şiir ve mizah dergileri, kitap ekleri derken Eylül ayını az kitapla ama yine de çok verimli geçirdiğime inanıyorum.
    Sağlığımız ve huzurumuz yerinde olsun da hep böyle okuyalım ve paylaşalım.
  • "Kanatsız Kuşlar Şehri Kayseri, Kitap Okuyor"

    Etkinlikayseri olarak bu yıl 2.ncisini düzenlediğimiz Kitap okuma etkinliğimizin sloganı;
    "Her Kitap Kanatsız Bir Kuştur, Özgürlüğe Uçan"
    Kayserili yazar rahmetli Emir KALKAN anısına Kayserimizi anlatan Kanatsız Kuşlar Şehri kitabından esinlenerek bu yılki sloganımızı oluşturduk.

    30 Eylül 2018 Pazar günü
    Saat: 16.00-19.00 arası
    Kayseri Cumhuriyet meydanına tüm dostlarımızı bekleriz. Minderinizi kapın gelin!

    Etkinlik içerisinde
    Sessizce kitap okuma
    kitap topluluklarının kitap sohbeti yapması
    anne - çocuk masal okuma ve canlandırması drama etkinliği
    engelsiz yaşam adına kitap seslendirmesi
    Köy okullarımıza kütüphane kurmak için Kitap toplama
    ve kitap takası yapabileceğiniz güzel bir etkinlik sizleri bekliyor.

    Bir çok sivil toplum kuruluşunun da destek olmak adına katılacağı etkinliğimizde şimdiden katılım yapacak tüm dostlarımıza teşekkür ederiz.

    Önemli Hatırlatma:
    Etkinlik sırasında ve kitap bağışında;
    -yasaklı yayınlar
    -bandrolsüz kitaplar
    -herhangi bir kurum kuruluş bayrak yada flaması
    -stand açma durumu olmayacaktır.
    Tüm kişisel ve toplumsal görüş ve kurum bağlılığımızı kenara bırakıp kişi olarak orada bulunacağız. Bu durumu suistimal edecek kişilere uyarı hakkımız mevcuttur.


    ETKİNLİKAYSERİ SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ
    http://www.etkinlikayseri.com
    http://www.instagram.com/etkinlikayseri
    http://www.facebook.com/etkinlikayseri
    http://www.youtube.com/c/etkinlikayseri