• EYLÜL İNCE'DEN

    Bir kitap düşünün ki içinde aşk olsun; babanın üvey evladına duyduğu, annenin öz kızına… Yine babanın alkole ve sigaraya, hepsinin 6 rakamına!...
    Biraz karışık oldu değil mi? Evet, kitap da böyle zaten; karışık, karmaşık, zor ama özel, farklı bir eser.
    Belki türünün ilk örneği, belki de postmodernizm romanın bir adım ötesi.
    Roman dediğime bakmayın, öykü türüne de dâhil edilebilir. Uzun öykü, kısa roman.
    Adından belli değil mi kitaptaki başkalık?
    6!
    Neden 6?
    Kitapta her yol 6’ya çıkıyor.
    Bazıları 6 bölümden oluşan toplam 6 öykü.
    6 ile ilgili birtakım şifreler var, kitabın sonuna değin çözemeyeceğiniz şifreler.
    Sonra anlıyorsunuz ki ya da anladığınızı sanıyorsunuz diyelim, 6’nın hem yapısal hem de anlamsal bir özelliği var.
    Sık sık yinelenen “1+4+1=6 eder” motifi de bunun işareti. Bu konuya daha fazla değinip kafanızı karıştırmak istemiyorum.
    Bir bölümde resim çizdiriyor yazar size, bir bölümde müzik dinletiyor, bir bölümde film izletiyor, bir diğer bölümde şiir okutuyor. Hayatın Anlamını Arayan isimli altıncı bölüm ise tamamen kafa karıştırıcı ve âdeta çıldırıyorsunuz. Zaten kitabın adı da “Çıldırmış Kitap” konulmuş.
    Dini ve felsefi göndermelerle Nietzsche’den Newton’a, Freud’dan Pisagor’a, Nasreddin Hoca’dan Simurg Kuşları’na kadar pek çok tanıdık isme değinilmiş ve bu bölümde mekân yok, zaman yok. Sanki siz de bu öyküde kayboluyorsunuz. Herkes bir arayış peşinde. Peki buluyorlar mı aradıklarını? Bilmem, belki.
    Kitapta devamlı bir kayboluş/arayış/buluş motifi var.
    Daha fazla yazarsam içinden çıkamayacağımı hissediyorum.
    Paranoyak bir anne, obsesif bir baba, histerik bir üvey evlat ve kitapta neredeyse hiç olmayan silik karakter küçük kız kardeşten oluşan bu sorunlu ailenin “saçma” öyküsünü okumak istiyorsanız, kitabı biraz karıştırın!
    Saçma demişken, varoluşçu edebiyatın “saçma”sı bu.
    Emre Karadağ Bu güzel kitabı topluma kazandırdığın için teşekkürlerimi sunuyorum.

    KUZEY ÜMİT MUTLU'DAN

    Emre Bey'in de tanımladığı gibi dağılmış bir ailenin "saçma" öyküsünü okumayı bekliyordum. Biraz ironi, biraz drama belki biraz komedi. Daha önce bu kitap hakkında yorumları okumuştum ama sanıyorum hiç biri bu kitabı tam olarak açıklamaya yetmez. İlk 4 sayfayı iki kere okudum. Kitabın dilini kavradıktan sonra benim açımdan anlaşılabilir olmaya başladı. Daha sonra 6 ile ilgili okuduğum yorumlarda, okuyucuların kağıt kalemle kitabı takip ettiği geldi aklıma ve hemen elime kağıt ve kalemi aldım.
    Nasıl yorumlayacağıma karar vermek için bayağı düşündüm.

    İlk bölümünde karakterlerin kim olduğunu ve genel itibariyle yapılarını kavrıyoruz. ama aralarda "neden bu böyle" ya da "neden böyle yapmış" sorularını size sorduruyor.

    H: Evlat edinilmiş bir çocuk. Mavi gözlü, alımlı, becerikli, zeki ve müzik konusunda yetenekli. Baba tarafından sevilmiş ama annesinden sevgi görmemiş. Annenin öz çocuğuna gösterdiği ilgi ve sevgiden küçük bir pay bile alamamış. Anne tarafından her fırsatta dışlanmış, şiddet görmüş histerik mutsuz abla.
    İ: Ailenin öz çocuğu. Ablası ile arası küçükken iyi olsa da zaman içinde aile içindeki tavırlardan etkilenmiş.
    Özel bir yönü yok; ne güzellik ne başarı ne baskın bir karakter. Annesinin ona olan sevgisi dışında silik bir karakter. Kitapta belirtildiği gibi iki boyutlu insan, uzakta okuyan hayırsız evlat
    O: Baba, okb'li, alkolik, yalnızlık çekiyor. H ile arasında güzel bir ilişki olsa da annenin fiziksel ve psikolojik şiddetine dur diyemiyor hatta kendisi de bu psikolojik şiddetten muzdarip.
    P: Anne, sinir hastası aynı zaman da temizlik hastası ve bu iki özellik sanki birbirini tetikliyor. Kısır olduğunu zannederek apar topar evlat edinmiş H'yi hatta kocasına rağmen bile denilebilir. Ama sonra hamile kalıyor ve biyolojik evladı varken evlat edindiği çocuğu sevemiyor. Onun gözünde tam bir günah keçisi. Büyüdükçe meziyetleri sebebiyle günahları da büyüyor. Anne içten içe onu kıskanıyor çünkü biyolojik çocuğu kendisine çok benziyor ve mavi gözlü H onlarda olmayan çok şeye sahip.
    Okurken P sizi çok sinirlendiriyor. Paranoya bölümünde sık sık vicdanının sesine kulak veriyoruz ama kendini affettiremiyor bana.

    Bu saydığım tüm detayları bölümler ilerledikçe kurgu ağı içinde, cümle aralarında buluyorsunuz. 5. Bölümün sonuna geldiğimizde ailenin öyküsünü kavrıyorsunuz. Bu arada bulmaca çözüyorsunuz.

    Şimdiye kadar okuduğum bütün kitaplardan farklı bir tarzı var 6'nın. Kendine has, değişik ve özel bir kitap 6.
    Dili yalın, bol bol kafiyeli cümleler var. Bazı paragraflar son derece şiirsel. Hikayeler bazen sondan başa, bazen baştan sona gidiyor. Anlatım dili bazen birinci tekil, bazen ikinci tekil üzerinden. Kitabın sonunda da yazarımız neden böyle olduğunu size açıklıyor; kendi içinde bir matematiği var bu kitabın. Dikkatinizi vererek okumalısınız, 120 sayfa olması sizi aldatmasın.

    İçinde sanat olan bir kitap ama sanat tarihi kitabı değil! Histeri bölümünde ki 6 hikayede bir klasik müzik eserinin bestecisi ile bağdaştırıcı özelliği bulunan H'nin hikayesi var mesela.. Bu güzel tavsiyeleri mutlaka dinleyin derim.

    Babanın olduğu bölüm "obsesyon" tabi ki 6 bölümden oluşuyor ve hepsi sanki bir film sahnesi gibi tasarlanmış.

    İki boyutlu insan bölümünde "İ" yi okuyoruz ama tabi 6 bölümde ve bu sefer
    sanat akımları üzerinden.. Oldukça eğitici bir fikir.

    6. Bölüm (hayatın anlamını arayan) Yazarımız benim yorumuma göre bu aile üzerinden hayatın anlamını arayıp yorumlamaya çalışmış. Burada da bir çok felsefeci ve düşünürün önemli yorumlarına rastlıyoruz. Genel kültür açısından oldukça faydalı. Düşünce ve ideolojiler birbirine sarmal şekilde bağlanmış. Böyle bir bölüm yazabilmek için oldukça iyi bir alt yapıya ihtiyaç var. Kendisini takdir ettim.

    7. Bölüm 6'nın anlamını açıklayan bir "son" söz aslında.

    Kitabın sonuna geldiğimde ben de yarattığı hayranlık verici şaşkınlığın karşılığını '6 hakkında' isimli bölümde buldum.

    # "Bu karalama varoluşçuluğun saçmasıyla saçma'nın saçma'sı arasında bir yerlerde olabilir!" diyor yazarımız. Kendinizi; birikimlerinize ve ruh halinize göre herhangi bir saçma'lığa yakın bulabilirsiniz.

    # "Neyse idi, neyse" yorumumu toparlayacak olursam ilk kitabını yazmış biri olarak ben, bu işin içine girdiğimden beri artık kitaplara farklı gözle bakıyorum.
    6 değişik bir kurgu ve anlatım diline sahip. Herkesin yapabileceği bir tarz olmadığını düşünüyorum. Şahsen 40 yıl uğraşsam böyle bir kitap yazamam. Yer yer cüretkar çünkü böyle bir kitap yazmak cesaret işi. Bu yaratıcılığından ve kurgusundan ötürü Emre Bey'i yürekten tebrik ediyorum.
    Kitabın düzenlemesi de güzel yapılmış, kayda değer bir hata görmedim.

    DİLEK KÖKSAL FİLİZ'DEN

    Çok çok ilginç bir kitaptı.Sayfa sayısı az diye hemen bir günde okurum diye düşünmeyin döngü sürüyor yine yeniden okuyorsunuz her cümleden içiniz ürperiyor ve yeni bir bilgi buluyorsunuz aile hakkında..Ruhsal sorunları olan bir ailenin içseslerinden bulmaca çözüyorsunuz.İçsesler öyle karışık ki bir geçmişten bir şimdiki zamandan konuşuyorlardı.Temizlik hastası ve şizofren bir anne piyano çalıyor kelimeler tekrarlanıyor sürekli ve notalar . İki kızından birine şiddet, kıskançlık ve o mavi gözlerine kızgınlık ama neden Ona? Diğerine aşırı sevgi..Ama sonunda görüyor hangisi yanında ...Sürekli sarhoş ve düzen hastası takıntılı bir baba ve 6 rakamı 1+4+1=6 formülü ...kitabın sonunda kavrıyorsunuz 6 yı ve döngü tekrar okutuyor kitabı..bol bol araştırma yapıyorsunuz..Kitapta adı geçen klasik müzik eserlerini dinledim.. Beethowen gerçekten sağır,Chopin'in neden öldüğü anlaşılmayınca kaç yıl kalbi kavanozda bekletilmiş ve veremden öldüğü anlaşılmış.. Kuğugölü balesi Çaykovski ve Tristan ve İsoldeyi de ve o iksiri de araştırdım Wagner 'in , kör olan ünlü besteci Johann Sebastian Bach...
    Obsesyon !Çok zor :(
    Sonunda kitabı çözüyorsunuz ama öyle miymiş diyerek tekrar başa dönüş..Matematik de var,sanat resim müzik de herşey var kitapta...korkular gerçekmiş gibi olan hayaller..Arada vicdan sesleri de konuşuyor.Annenin nefret ettiği o kız en çok ona üzüldüm nasıl dayandı ?Sadece babasından gördüğü sevgi ve sır...neden gitti.. ?Sürekli resim yapan kız O da normal değildi.. Sebebi belli bu ailede yaşamak zor...O kuyu, bekleyiş ve meğerse..Off garip ama çok etkili bir kitaptı ... konu ne aşk ne korku ne macera çok farklı çok .. ben çok etkilendim..7 sonsuzluk...
    Emre Bey kaleminiz daim okurunuz bol olsun...

    SELMAN BİLGİLİ'DEN

    Selman Bilgili
    9 Aralık 2018
    Emre Karadağ ın "6" İsimli Kitabı Üzerine İnceleme, Tahlil, Yorum VS.......

    1) Kapak ve Tasarım = Kitabı okumak için elime aldığımda ilk önce kapağını iyice bir süzdüm. Üst tarafında yeşil fon üzerine kahverengi renk tonuyla büyük harflerle yazarı bildiren "EMRE KARADAĞ" yazısı. Orta bölümde Anadolu kilim motiflerini hatırlatan yuvarlak sarı ve kırmızı renklerde muhtemelen bir tepsi. Onun üzerine konumlanan, taze ve bol yapraklı bir çiçek tutan ojeli tırnakları ile hanımefendi eli. Ayrıca bileklerinde muhtemelen Trabzon işi burma bilezik. Kapağın alt kısmına doğru inince gayet büyük punto ile çarpıcı kırmızı tonda "6" rakamı, ki bu eserin ismi. En son olarak kapağın alt kısmında "Dağılmış bir ailenin saçma öyküsü" vurgusu... Bu vurguyu mırıldanarak okuyunca, ojeli hanımefendi elinde bulunan çiçeğin bu aileyi temsil ettiğini ve kitabın bitimiyle beraber yapraklarının dağılacağı hissi uyandı içimde.
    Kitabın arka kapağında ise yazarımızın vesikalıktan biraz geniş ve fotoğraflıktan dar bir ebatta silueti. Hemen altında da "Kadın-Erkek" ilişkisinin karmaşıklığını, Adem ile Havva'dan bugüne damıtmışçasına irdeleyen tanıtım yazısı. Yazının son cümlesi "Biz kadınların tek isteği, birazcık sevilmekti." dikkatimi çekti. Şahsi düşünceme göre yaradılış gereği hiçbir varlık "Birazcık" sevilmek istemez. Çok sevilmek ister. 🤔 Ama hepsi de "Yok" hareketi halinde. Her neyse... Geçelim kitabımızın içeriğine....

    2) Karakterler = "P" Anne, "O" Baba, "H" Büyük Kız, "İ" Küçük Kız... Anneden Başlayalım...

    "P" anne karakteri... tam bir paranoyak. Evham meraklısı, şiir yazmayı ve okumayı beceremeyen şiir ve sinir hastası. Bu hastalığının aslında farkında olan ama hasta değilim diyerek hastanede kalmak istemeyen duygunun Mübtelası. Büyük kızını çocuğu olmuyor diye evlat edindikten sonra küçük kızını doğuran ve bu kızı adına aşağılık kompleksi taşıyan kişilik belası... Ara sıra vicdanıyla hesaba girip onu bile bıktırıyor.... En çarpıcı cümlesi "O kız bu evden gidecek!" haykırışı...

    "O" baba karakteri...Obsesif, zil zurna alkol hastası... Oturacağı koltuğa kaba etini isabet ettiremeyen çünkü muhtemelen mekanda sarhoşluktan bir değil beş koltuk gören edilgen karakter. Kendisinin film karakteri gibi olduğunu fark edememiş bir film düşkünü. Kamera, motor, kayıt... O her zaman az içmiştir. Etrafındaki insanlar abartır aslında. Büyük kızın yegane koruyucusu. En çarpıcı cümlesi "İki kadehle sarhoş mu olunur?" Babacım 20 kadeh olmasın sakın o?

    "H" Büyük kız, abla karakteri... Gerçek ve hayal duygu yükçüsü... Hayatının bir bölümünü öz evlat olarak geçirdikten sonra bir anda üvey olan ve bunun kekremsi tadını ağzı ile yüreğinde hisseden karakter. Hayatına müzik notalarını ve dans figürlerini yayan, becerikli, akıllı, güzel, hayattan ne istediğini az çok bildiği için anne tarafından artık istenmeyen karakter. Sürekli annesinin davranışları üzerinde an be an tahliller yapıp çocukluk hatıralarına inen karakter. En çarpıcı cümlesi "Biliyor musun? Benim çiçeklerimi atmış annem."

    "İ" Küçük kız, öz evlat karakteri... Üzerine söylenecek pek fazla söz olmayan silik karakter. Ortaya koyduğu resim tabloları, tuval ve fırça darbeleri kadar bile yok hükmünde karakter. En çarpıcı tespit "Çok uzaklarda okuyan hayırsız evlat. "

    3) Hikaye... Dağılma nedeni gerçekten saçma bir aile hikayesi işte... 1+4 ve 1 daha eşittir 6 eder. Zaten 4 aile üyesinin sayısı.. Baştaki 1 neden ve sondaki 1 sonuç olabilir. Bu hikayede karakterler hiç bir şekilde bir masa etrafında toplanmıyor, toplanamaz. Bu nedenle sonuç dağılma oluyor. Anne zaten hiç beceremediği "Öfkeli dilimin dolanması, Sesimin boş odada yankılanışı" gibi tarihe geçecek!!! şiirler yazıyor. Baba hayata hep bir kamera hayali ile alkol masasından bakıyor. Büyük kız Mozart 40.senfoni senin Chopinin cenaze marşı benim derken, Çaykovski ile kuğu gölü dansı yapıyor. Ve son olarak silik karakterimiz küçük kız tuvale dokundurduğu fırça darbeleri ile var olmaya çalışıyor. Gülünüyor, ağlanıyor, kızılıyor ama hiç kimse konuşmuyor. Hal böyle olunca dağılmak işten bile olmuyor 🤔

    4) "6" nın Sırrı = 1)Sırra İnan 2)Sırrın Ruhuna İnan 3)Sırrın Yazıldığına İnan 4)Sırrın Yol Göstericiliğine İnan 5)Sırrın Ödülüne İnan 6)Sırrın sırrına inan...

    5) 🤔 Buradaki "Sır" nedir acaba? Benim anladığım "Sır" insanın kendi içsel yolculuğu, yani insanın kendini arayışıdır. "Sır" insanın kendisidir aslında. İnsan... Soru sorma yeteneği sayesinde Dışa vurumculuğu, gerçek üstücülüğü, hayalciliği ve bil umum düşünce aksiyon çeşitlerini keşfeden insan....

    6) Aramak, bulmak.. Sonra tekrar kaybedip aramak ve bulmak yolculuğu... Yani hayat yolculuğu...
    "P" nin ŞİİRLERİ, "O" nun garip FİLM hayalleri, "H" nin MÜZİK ve dans figürleri ve "İ" nin tuval fırça eseri RESİMLERİ ile arayış.. İnsanın kendini arayışının hikayesi... Ciddi ve saçma bir arada. İşte hayattaki bu arayış içinde dağılmış bir ailenin saçma hikayesidir bu kitap. Ben de bu kitabı "6" maddede tahlil etmiş oldum. Sanırım "6" nın "Sırrına" dair bir şeyler buldum. Ve tahlilime ek olarak, "P" anne karakterinin şiirlerinden bir nebze daha iyi olduğunu düşündüğüm kendi şiirimi kondurdum.

    EMEL BOZTAŞ'TAN

    " Biteceğini bildiğim ömrümün hiç bitmeyeceğini sandığım günlerinde..."
    Kitaptan Alıntı
    " Bulacaksın nihayetinde, döneceksin başladığın yere..:"
    Kitaptan Alıntı
    Arkadaşlar, Değerli Yazarımız Emre Karadağ'ın "6" isimli kitabını okudum. Yazarımızın affına sığınarak, yorumumu yapmak istedim. 6, iki kız evlat, anne ve babadan oluşan dört kişilik bir ailenin psikolojisi üzerinden gitmektedir. Böyle sandığınız anda yanıldığınızı hissettirir size. Oysa hayatın tüm döngüsünü içinde barındırır 6.
    6, içerik bakımından bir derya. Okumak, okuduğunu anlamaya çalışmak, okuduğunu ANLAMAK... Anlamak? Anlaşılır bir dili var kitabın. Yalın. Farklı ve denenmemiş bir teknik, DÖNGÜ, SONSUZLUK...
    "ANLAMAK" O kadar derin bir kelime ki... Anladığımızı sandığımız herşeyi bir anda anlamadığımızı bilmek; ya da bildiğimizi sandığımız birşeyi anlayamamış olmak... DÖNGÜ...
    6, müzik, mitoloji, resim, felsefe vb. Gibi pek çok alanı içinde barındırıyor. Bir bakmışsınız:
    - Ölümün tadı dudaklarımda... Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum... Diyerek Mozart karşılar sizi. Eserlerinin tınıları ister istemez kulaklarınızda. Sonra bir bakmışsınız Richard Wagner ile karşılaşırsınız bir sonraki sayfa sokağında, Triston ve İsolde' ye zehirli aşk iksirini yudumlatırken. İlerdeki sayfaların sokakları sizi resim akımlarına götürür. Ekspresyonizm, Sürrealizm, Kübizm, Klasizm... Her akım kendi başlığının altında hissettirir kendini. Kimler yok ki: Pisagor, Arşimet, Einstein, Nietszche, Descartes...
    Sona doğru "Hayatın Anlamını Arayan" başlığı çıktı karşıma. Benim dedim.
    Yazarımız Emre Karadağ , "6 Hakkında" başlıklı yazısında kitabının kurgusu hakkında okuyucuya kilit bilgileri sunuyor. Yerinizde olsam bu kısmı not ederim ve okurken yer yer bu nota göz atarım.

    BURCU BUYUKKIRCALI'DAN

    Ben geldim ve tabi ki Kitap Yorumu ile geldim Emre Karadağ
    Kitap Adı :6
    Karakterler H-P-İ-O

    Kitabın kapağında da yazdığı gibi "Dağılmış bir ailenin SAÇMA (!) öyküsü..
    1+4+1 =6 karmaşası. Alkolik bir baba , paranoya bir anne 3.tekil şahıslardan anlatılan Resim delisi kız kardeş ve kulakta Mozart'in bestelerini hatırlatan bir abla ...
    kitabın adı 6 fakat 7 bölümden oluşuyor. Her bölümde kendi içimde simetrilik bulunurken 6 bölümde birbirinden farklı simetri bulunuyor. Okumak sakin kafa gerektiriyor

    Beni En cok.etkileyen mavi gözleriyle dünyaya bakan kocaman gözlü müzik delisi idi.
    Sadece edebiyattan ibaret olmayan bir kitap. Ruh analizleri derin düşüncelere damlanıza sebep olabilir. Psikoloji , müzik , resim , edebiyat bir bütün.

    BELGİN ŞAHİN'DEN

    *Kitap; 4 kişilik,sorunlu bir ailenin ruhsal bunalimlarini, "6" bölümde anlatmis..Ha bir de 1+4+1=6 eder cümlesi var sürekli tekrarlanan anlatimda..
    *Karakter isimleri yok, her karaktere giriş bölümünde harf verilmis.(H,O,P,İ )..Sanirim yazar bunu okuyucunun bulmasini istemis.🤔
    *Evin evlat edinilen HİSTERİK kizi (H)
    Evin alkolik ve OBSESİF babasi(O)
    Evin hasta ve PARANOYAK annesi(P)
    Evin silik kalmis ve İKİ BOYUTLU kizi (İ)
    ( Giris kismini okuyacaklarin daha iyi algilamasi icin biraz tüyo verdim)
    *Degisik,alisilmisin disinda..Karakter ismi yok(siz bulacaksiniz)..Zaman, mekan yok..Anlatimlar bazen "biz", bazen "ben",bazen "onlar"..
    *Ancak;kitabin genelini okuyunca,yazarin karakterlerin duygularini anlatirken ,ilgi duyduklari sanat dallarini da anlatmasi ve bunu yaparken de bu sanat dallarinin akimlari ve onculerinden de bahsetmesi ilgimi cekti..(Resim, muzik,sinema...)
    Örneğin; HİSTERİ bölümünde;evlat edinilen histerik kizin(H) duygulari klasik muzige duydugu ilgiyle, anlatimda beraberinde, Mozart,Bach...(ve diğerleri)da getirmis oykuye..Ya da;
    İKİ BOYUTLU İNSAN bölümünde, evin adeta iki boyutlu silik öz kızı (İ) nin duygulari onu ilgi duydugu resim sanati ile anlatilmis..(Sürrealizm,Kübizm..ve diger..)
    *SONUC OLARAK ;
    Bence anlatigim teknigi ve kurgu biraz karmasik gorunse de kitap, okuyucusunu düsünmeye, analiz e cagiriyor..Sıradısı..🤔
    Uzun seneler analiz yapma yorgunlugunu tasiyan ben ( meslegimden dolayı) bu sefer zevkle yoruldum
    *Dümdüz bir hikaye olmamasi kitaba deger katmis bence..
    Yazarimizin emeğine ve kalemine sağlik..

    NİLGÜN ÖZER'DEN

    Alışılagelmişin dışında farklı bir kitap okumak isteyenlerin düşünmeden alıp okuması gereken ilginç bir kitap Emre Karadağ'ın " 6 " kitabı.

    Kitabi anlatım tekniği ve edebi açıdan yorumlayacak kadar birikim sahibi olmadigim için o konuya girmeyeceğim bile.

    Kitapta bahsi geçen karakterlerin isimleri belirtilmemiş.
    Anne, baba ve iki kız çocuğundan oluşan aykırı, dağılmış dört kisilik bir aile...
    Ailenin her biri farklı psikolojik rahatsızlığı olan kişiler.

    *Histerik , evlatlık alınmış kız çocuğu
    *Paranoyak bir anne
    *Obsesif bir baba
    * ikinci boyutlu insan bölümünde daha detaylı karşımıza çıkan evin küçük kızı.

    Karakterlerin içsel, vicdanı hesaplaşması ... Farklı sanat dallarına ait terimler ve göndermeler anlatıma hareketlilik katıyor ve merak uyandırıyor.

    Koyu renkle belirginleştirilmiş cümleler , karakterlerin psikolojik rahatsızlıklarının özelliklerini, belirtilerini vurgulamak için kullanılmış sanırım.

    Teşekkürler sevgili Emre Karadağ kalemine, emeğine sağlık.

    GÜLŞEN GÜNEŞ'DEN

    6
    Bir okudum bitti deyip tek avazda yorumlanmasi güç bir eser.
    İcinde barındırdığı 4 karekterden ic sesimize uzanan devasa bir yolculuk.
    Bazen hasta oluyorsun bazen sarhos bazen öfkeden kan kusuyorsun bazense yanlizca yapayalnız.
    Bir uçtan bir diğerine yol alirken her karekterde kendine rast geliyorsun mutlaka.Ustelik bunları yaparken hep arkada sanatsal bir fonla adimliyor oluyorsun.
    Her bölümde rastladığın şey,bir bilinmeyeni sorgularken düşüncelerini saçma ötesine kadar varıp Ne Ne icin Ne kadarlarla öyküye yeniden dalıyorsun.
    Son olarak üsluplardaki ikilemler başta belirtmeliyim ki ömrümü yemisti ama her vurgu içime seslenişte etkenmiş.
    Sandığım dan fazla büyüsundeyim şu an. Olağanüstü döngüyle derinlerime uzandığı için kendisine ne kadar teşekkür etsem az Emre Karadağ ‘in.
    Elime gectiginden beridir neden okumadim erteledim diye de oturup sorgular şimdi kendimi beynim ((:
    Hersey icin burda olduğum icin kitap icin seni tanıdığım için.....
    Minnetarim Emre bey

    BAŞAK DOĞRUYOL'DAN

    6 Bitti mi?Bitti gibi mi yaptı?
    Delirmeye hazır mısınız?Saçma bir öyküye dalıp kendinizi kaybetmeye,bir solukta okumak istedikçe bitmesin diye sayfalarla bakışmaya ve zaten iflah olmaz bir deli iseniz derecenizi yükseltip huninizi büyütmeye... ;) Hazır mısınız?
    Evet sevgili Emre Karadağ'ın kitabı 6 ile tanışmaya çok hevesli iken veda etmeye niyetli değilim.
    Uzun bir yorum yapıp sizleri sıkmak istemem ama birkaç kelam etmeden bu kitabı okudum diye geçiştirmek de istemem.
    Saçmalıklarla dolu bir kitap. Ciddiyim.Saçma olduğu kadar çarpıcı,realist,sarsıtıcı,oturduğunuz yerden şöyle bir sallayıcı.
    Edebiyatı hiçbir zaman salt bağımsız bir sanat olarak görmedim.Sanatın her dalının birbiri ile bağlantılı olduğuna inanlardanım.
    Bu kitapta edebiyat,felsefe,müzik,resim,tiyatro,sinema.Hepsi var!Günlük hayatın realitesi,gerçek olmayacak kadar hayali kuramlar bir o kadar da kendinizi,ailenizi,seni,beni,onu,bizi bulabileceğiniz bir kitap!Uzun süre etkisi altında kalacağınızdan eminim
    Herkes okusun mu?Bence herkes okumasın.Kendine güvenmeyen ve 6 zamanı gelmeyen okumasın.Hazır olunmadan okunmayacak bir kitap.
    Derli toplu,aşk dolu,sakin bir kitap arıyorsanız da okumayın.
    6' yı sanırım kıskanıyorum ve kimse okumasın istiyorum :) Nacizane yorumuma göz gezdirirken size bir de arka fon müziği ayarladım.Malum 6 klasik müzik olmadan olmuyor ;)

    ASLAN NAZ'DAN

    Bir düşünün, her hangi bir konu için;
    “Aa öyle olduğunu hiç fark etmemiştim.” dediniz mi hiç?
    “Yaa öyle miymiş, hiç farkında değilim.” dediğiniz oldu mu?
    Peki ya “Bunca zamandır önünden geçiyorum şimdi fark ettim.” dediniz mi?
    Fark: ayırım demektir temel anlamda.Farklı olmak ise temel anlamdakinden kendini ayırmaktır.Ben farklı olmayı orijinallikle aynı anlamda kullanmaya çalışıyorum.Yani hiç kimsenin yapmadığını yapmak tek olmak, örnek olmak gibi.
    Emre Karadağ 6 da kendi deyimine göre saçma sapan hikayelerde farkı yakalamış.Farkı öyle bir yakalamış ki olayları bazen tualler üzerine resmetmiş, bazen de diojene somuş ne aradığını.Darvinle resmetmiş insanın nerden geldiğini, ha maymunu da ihmal etmemiş.Cenneti cehennemi ayağınıza getirmiş siz zahmete katlanmayın diye.Tanı ve tedavi de 6 da.Her kesimin bir parçası sayfalarda gizlenmiş bu gizi keşfetmek okuyucuya kalmış bir anlamda.
    6’nın ne anlama geldiğini de merak ediyorsanız 111. Sayfaya kadar sabretmeniz gerekecek.

    Sevgili Emre Karadağ; başarıyı yeni söylem ve farklarda yakalaman dilek ve temennilerimle.

    KAMİLE ÖZTEMEL'DEN

    SİNDİRE SİNDİRE OKUDUM VE BİTİRDİM...
    Öncelikle Yazar Emre Karadağ 'ın kalemine yüreğine sağlık.Tebriklerimi sunarım...
    Böyle bir kitabı yazmak gerçekten cesaret ister.Bana göre çok büyük bir başarı
    Gönül rahatlığıyla okunmasını tavsiye ederim...
    Şimdi 7 Bölümden oluşan kitaptan anladıklarımı bölüm bölüm kısaca özetleyeyim ;
    NEVROZ BÖLÜMÜ ; Anladığım kadarıyla iyi niyetle başlanmış bir evliliğin , sonradan babanın ilgisizliği ve annenin ( iletişimsizlikten ve içine kapanmasından ) Paranoya hastası olması sebebiyle huzursuz ve kopuk bir aileye dönüşmüştür..
    HİSTERİ BÖLÜMÜ ; Öyle bir ortamda hastalıklı bir ruh haliyle yetişen evlatlık kız kendi kafasından kendine göre bir dünya kurmuş orada yaşıyor...
    PARANOYA BÖLÜMÜ ; Annenin kendi iç dünyasındaki kendisiyle ve yaşadıkları ile çekişmesi...
    OBSESYON BÖLÜMÜ ; Babanın kendi hayal dünyasında kurguladığı sahnelerde yaşaması...
    İKİ BOYUTLU İNSAN ; Böyle bir ortamda büyümüş bir kızın ablasından etkilenerek gölgesi altındaki silik hayatı...
    HAYATIN ANLAMINI ARAYAN BÖLÜMÜ ; Yazarın , kainatın var olma sebebini tüm varlıkları konuşturarak araştırması...
    7 BÖLÜMÜ ; Sürekli 4 Kapıdan bahsedilen bir bölüm.
    İlk kapı ; insanın doğumu
    İkinci kapı ; Çocukluk ve gençlik çağı
    Üçüncü kapı ; Orta yaş ve yaşlılık çağı
    Dördüncü kapı ; Ölümün kapısı
  • 2018'DE OKUDUĞUM KİTAPLAR VE PUANLAMALARIM

    OCAK -13 kitap-
    1.Unutulan Kraliçe- Vanora Bennet (3/5)
    2.4N 1K "on ikiden sonra"- Büşra Yılmaz(3/5)
    3.Kan ve Yıldız Işığı Günleri- Laini Taylor (5/5)
    4.Olağanüstü Bir Gece- Stefan Zweig (5/5)
    5.Piyon- Aimee Carter (3/5)
    6.Vezir- Aimee Carter (5/5)
    7.Uzak Yıldızlar- Marissa Meyer (5/5)
    8. Mucize- R. J. Palacio (5/5)
    9.Hiçliğin Kıyısında- J. A. Redmerski (2/5)
    10. Seçme Şiirler- Nazım Hikmet (5/5)
    11.Vadideki Zambak- Balzac (4/5)
    12.Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu- Stefan Zweig (5/5)
    13.Başka Dilde Aşk- Mia Sheridan (4/5)

    ŞUBAT -6 kitap-
    1.AEDEN- Azra Kohen (5/5)
    2.Yaprak Dökümü- Reşat Nuri Güntekin (4/5)
    3.Fareler ve İnsanlar- John Steinbeck (5/5)
    4. Kan Sözü- Richelle Mead (4/5)
    5.Aklından Bir Sayı Tut- John Verdon (3/5)
    6.Hayvan Çiftliği- George Orwell (5/5)

    MART -7 kitap-
    1.Melekler ve Şeytanlar- Dan Brown (4/5)
    2.Genç Werther'in Acıları- Goethe (4/5)
    3.Dönüşüm- Franz kafka (5/5)
    4.Çizgili Pijamalı Çocuk- John Boyne (5/5)
    5.Piraye-Canan Tan (3/5)
    6.Ruh Bağı- Richelle Mead (4/5)
    7.Not: Seni Hâlâ Seviyorum- Henny Han (4/5)

    NİSAN -11 kitap-
    1. Son Fedakarlık- Richelle Mead (4/5)
    2. Biz, ölümlüler- Patrick Ness (2/5)
    3.Alice Hakkındaki Gerçek- Jennifer Mathiew (4/5)
    4.Şafak Vakti- Stephenie Meyer (2/5)
    5.Yaban- Yakup Kadri Karaosmanoğlu (5/5)
    6. Olasılıksız- Adam Fawer (4/5)
    7.Babaya Mektup- Franz Kafka (3/5)
    8.Şah- Aimee Carter (3/5)
    9. Mecburiyet- Stefan Zweig (4/5)
    10. Death Note (cilt #1) (4/5)
    11. Bir Sır Saklı İçimde- Julie Berry (5/5)

    MAYIS -8 kitap-
    1.Kırmızı Saçlı Kadın- Orhan Pamuk (2/5)
    2. Amok Koşucusu- Stefan Zweig (4/5)
    3.Yalancılar- E. Lockhart (4/5)
    4.Seni Ben Uydurdum- Francesca Zappia (5/5)
    5.Clarissa- Stefan Zweig (5/5)
    6.Arayışlar- Lou Andreas Salome (5/5)
    7.Lider- R. Gaye Önel (1/5)
    8.Uyanış- Scott Sigler (3/5)

    HAZİRAN -14 kitap-
    1.Yağmurla Gelen Mutluluk- Amber L. Johnson (2/5)
    2.Kumarbaz- Dostoyevski (5/5)
    3.Birimiz Yalan Söylüyor- Karen M. McManus (4/5)
    4.Beyaz Geceler- Dostoyevski (5/5)
    5.Kırmızı Pazartesi- Gabriel Garcia Marquez (2/5)
    6.Feniçka- Lou Andreas Salome (5/5)
    7.Kötülük Tohumları- J. A. Redmerski (5/5)
    8.Grapon Kağıtları- Didem Madak (4/5)
    9.Asla Asla- Collen Hoover ve Tarryn Fisher (4/5)
    10.Genç Elitler- Marie Lu (3/5)
    11.Kemik Torbası- Stephen King (2/5)
    12.Tepki- Stephen King (4/5)
    13.Tehlikeli Yalanlar- Becca Fitzpatrick (4/5)
    14.Veronika Ölmek Istiyor- Paulo Coelho (5/5)

    TEMMUZ -13 kitap-
    1.Düzenleyiciler- Stephen King (1/5)
    2.Anna Karenina- Tolstoy (5/5)
    3.Kara Kurt- J. A. Redmerski (5/5)
    4.Victor- J. A. Redmerski (3/5)
    5.99 Gün- Katie Cotugno (3/5)
    6.Gölün Dibindeki Ev- Josh Malerman (3/5)
    7.Serseri- Rachel Vincent (2/5)
    8. EREBOS- U. Poznanski (5/5)
    9.Geçmişin Kırıkları- Brittainy C. Cherry (2/5)
    10.Eksik Parça- Michelle Hodkin (5/5)
    11.Albaya Mektup Yok- Gabriel Garcia Marquez (4/5)
    12.Rengâhenk- Can Yücel (3/5)
    13.Yaşamın Ucuna Yolculuk- Tezer Özlü (4/5)

    AĞUSTOS -12 kitap-
    1.Bin Öpücük- Tillie Cole (2/5)
    2.Ejderhanın Gözleri- Stephen King (3/5)
    3.Mürebbiye- Stefan Zweig (4/5)
    4.Gül Cemiyeti- Marie Lu (3/5)
    5.Uğultulu Tepeler- Emily Bronte (5/5)
    6. Kusursuz Elmas- Camilla Monk (1/5)
    7.Uyanış- Lisa Mcmann (4/5)
    8.İki Kız Kardeş- Edith Wharton (5/5)
    9.Umutsuz- Colleen Hoover (3/5)
    10.Mezarla Randevu- Jeaniene Frost (2/5)
    11.Bir Kadının Hayatından 24 Saat- Stefan Zweig (4/5)
    12. Yeraltından Notlar- Dostoyevski (5/5)

    EYLÜL -14 kitap-
    1.Hayatın Kıyısında- Jennifer Niven (4/5)
    2.Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku- İlhami Algör (?)
    3.Bıçak Sırtı- Michelle Hodkin (5/5)
    4.Aşk ve Dondurma- Jenna Evans Welch (2/5)
    5.Yabancı- Albert Camus (4/5)
    6.Siyah Damar- Tarryn Fisher (4/5)
    7.Yüzyılın Fırtınası- Stephen King (4/5)
    8.Kırık Kanatlar- Halil Cibran (4/5)
    9.Ateşböceği Yolu- Kristin Hannah (2/5)
    10.22/11/63- Stephen King (5/5)
    11.Her Şey İçin Teşekkürler- Tommy Wallach (3/5)
    12.Ürperti- Maggie Stiefvater (3/5)
    13.Mavi Saçlı Kız- Burçak Çerezcioğlu (5/5)
    14. Anne Frank'in Hatıra Defteri (5/5)

    EKİM -9 kitap-
    1.Tanrı ve Canavarların Düşleri- Laini Taylor (5/5)
    2.Ölü Ozanlar Derneği- N. H. Kleinbaum (5/5)
    3.Adımı Söyle- James Dawson (4/5)
    4.İlk Aşk- John Green (2/5)
    5.Death Note (cilt #2) (4/5)
    6. Death Note (cilt #3) (5/5)
    7.Genç Bir Doktorun anıları- Mihail Bulgakov (4/5)
    8. Değirmen- Sabahattin Ali (5/5)
    9. Death Note (cilt #4) (4/5)

    KASIM -4 kitap-
    1.Bronz Atlı- Paullina Simons (5/5)
    2.Death Note (cilt #5) (4/5)
    3. Akıl Çıkmazı- Michelle Hodkin (5/5)
    4. Düşüş- Lauren Kate (2/5)

    ARALIK -6 kitap-
    1.Kuyrukluyıldız Altında Bir Izdivaç- Hüseyyin Rahmi Gürpınar (5/5)
    2.Warcross- Marie Lu (5/5)
    3.Her Gün- David Levithan (3/5)
    4.Hayaletli Yolda 13 Saat- Thomas Brezina (3/5)
    5.Tatyana ve Alexander- Paullina Simons (4/5)
    6.Son Ada- Zülfü Livaneli (5/5)

    Toplam= 117
  • Merhaba sevgili 1K! :) 1K Kırıkkale Okuma grubu olarak 2019 yılına girmeden evvel 2018de birlikte neler okumuş, neler yapmışız hep birlikte şöyle bir bakalım istedim. Öncelikle her şey bir buluşma etkinliğinin yorum kısmında bir Kırıkkaleli İlgen Aktürk ve Kırıkkale Üniversitesinde öğrenci olan İlknur Uçkun ile e biz neden yapmıyoruz ki! İle başladı. Buradan İlknur'a kocaman sevgiler 💐 Ve siz değerli 1k üyeleri yorumlarınız ve mesajlarınızla bizlere en başından beri destek olduğunuz, paylaştığınız için sizlere sonsuz teşekkür ediyorum. Iyi ki varsınız. Sosyal medya doğru kullanıldığında müthiş bir şeymiş. Günlük hayatımızda bir araya gelemeyecek her yaştan, meslekten insan sosyal medya sayesinde bir araya gelip birlikte kitaplar okuyor, istişare ediyorduk. Hem de bunu küçük bir şehirde yapıyor olmak ayrıca gurur kaynagı olmuştu bizler için. Şebnem Ferah diyor ya: "İyi dostlar biriktirdim, hepsi ailem oldu." Aynen öyle oldu bizler icin de :)
    Umarım 81 ilimizde bu güzel buluşmalardan eksik kalmaz ve her ilde yapılır. Şimdi izninizle buluşmalarımızdan devam edeceğim...

    İlk buluşmamız 4 kişi olarak 11 Şubat 2018de gerçekleşti. Hem tanışma etkinliğiydi bu hem de Küçük Prens ve Kafka'dan Dönüşüm'ü konuşmuştuk. Görselimiz:
    *https://hizliresim.com/lqrpQJ

    2. Buluşmamızda 18 Mart 2018de, Kafka'dan okuduğumuz Dava ile.. Görselimiz:
    *https://hizliresim.com/oX8pq9

    3. Buluşmamız 28 Nisan 2018de Bukowski Factotum+ Zweig Clarissa.. Görselimiz:
    *https://i.hizliresim.com/p6ZGDo.jpg

    4. Buluşmamız 12 Mayıs 2018 Sadık Hidayet Kör Baykuş+ Pınar Kür Asılacak Kadın biz bu buluşmamıza kasvetli buluşma diyoruz :)) İste görselimiz:
    *https://i.hizliresim.com/YgndRj.jpg

    5. Buluşmamız 28 Haziran 2018 Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz. Görselimiz:
    *https://hizliresim.com/5yMlnR

    6. Buluşmamız 29 Temmuz 2018 Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya. Bu buluşmada fotoğraf çekilmeyi unutmuşuz :))

    7. Buluşmamız 18 Ağustos 2018 Chuck Palahniuk Dövüş Kulübü. Görselimiz:
    *https://i.hizliresim.com/5yXp7L.jpg

    8. Buluşmamız 22 Eylül 2018 Zülfü Livaneli- Huzursuzluk. Görselimiz :))
    *https://i.hizliresim.com/X6zzd7.jpg

    9. Buluşmamız 27 Ekim 2018 Wilhelm Reich- Dinle Küçük Adam. Görselimiz:
    *https://resmim.net/f/Lx3xTM.jpg

    10. Buluşmamız 6 Kasım 2018de hep birlikte Müslüm filmini izledik. Görselimiz:
    *https://hizliresim.com/MVg2bM

    11. Buluşmamız 10 Kasım 2018de Anton Çehovdan okuduğumuz Altıncı Koğuş. Görselimiz:
    *https://i.hizliresim.com/k93o97.jpg

    12. Buluşmamız 18 Kasım 2018de Paulo Coelho'dan Veronika Ölmek Istiyor ile. Fotoğraf çekilmeyi unutmuşuz :))

    13. Buluşmamız 1 Aralık 2018de Paulo Coelho Simyacı+ Alper Canıgüz Oğullar ve Rencide Ruhlar ile. Görselimiz:
    *https://hizliresim.com/ZXAGb0

    14. Buluşmamız 15 Aralık 2018de Amin Maalouftan Çivisi Çıkmış Dünya ile. Görselimiz:
    *https://i.hizliresim.com/ZXVJrG.jpg

    15. Buluşmamız 23 Aralık 2018de Zweigdan okuduğumuz Ay Işığı Sokağı ile. Görselimiz:
    *https://i.hizliresim.com/v68Yrr.jpg

    Bir sonraki buluşmamız 19 Ocak 2019da Jack London'dan okuyacağımız Demir Ökçe ile olacaktır. Gelmek isteyen herkesi bekler, hepinize iyi seneler dileriz. Keyifli okumalar!!

    Dipnot: Buluşmalara en başından beri istikrarla katılan Acemi Okur ve
    Yenigün Enes ' e buradan 💐🌺🌼⚘. Katılan, katılamayan diğer arkadaşlarımıza da tekrar teşekkürler. Iyi ki varsınız!
  • 150 syf.
    "SONSUZA DEK SEVDİKLERİNİZ
    SONSUZA DEK SİZİNDİR."

    BİR SELİN VARDI VE BENİM İÇİN HEP VAR OLACAK.

    Bir kitabı okumak acı verir mi insana? Evet verir hem de öyle acı verir ki...
    Yüreğiniz bir annenin evladını adım adım kaybetmesini kaldırabilecekse okuyabilirsiniz. Benim okuma sebebim biraz daha farklıydı. Bazı şeyleri biraz daha iyi anlamama sebep oldu. Şimdi onu daha iyi anlıyorum.

    Selin Yamanus 29 Temmuz 1973 yılında doğuyor.
    14 yaşında annesi ve babası ayrılıyor.
    13 Mayıs 1989'da 16 yaşına bile giremeden hayata veda ediyor. Kısacık bir ömür. Bu kitap onun son 1 yılını ele alıyor. Amansız hastalıkla mücadele ettiği 1 yıl. Umudunu her daim diri tutan, yaşama sıkı sıkı bağlanan, yaşamayı eziyet değil bir mutluluk olarak gören bir insan Selin.

    Nur hanım bu kitabı tüm annelere ithafen yazmış.
    Kızının hastalığının 1 yılını tüm süreçleriyle beraber ele almış. Gerçekten okurken o yaşanan süreç öyle acı veriyor ki...
    Bazen güzel şeyler oluyor umutla doluyorsunuz, bazen de kötüye gidiyor her şey, umutları kaybetme noktasına geliyorsunuz. Bir annenin umudunu kaybetmesi ne kadar acıdır değil mi? Evladı ellerinin arasında yok oluşa doğru giderken hiçbir şey yapamamak... Öyle lanet bir hastalık işte bu.
    İşte Nur hanım da bu kitabı o 1 yıl içinde hastaneden hastaneye, doktorlardan doktorlara, yurtdışına gidişleri, röntgenler, tomografiler, radyoterapiler, kemoterapiler, kan nakilleri ve aklınıza gelebilecek bütün süreçleri ile ele almış. Günlük şeklinde yazılmış zaten.
    Aile, Nur hanımın annesinin vefatından sonra, Selin'in göğsünde fark ettikleri şişlik sebebiyle hastaneye giderler.
    23 Eylül 1988 tarihinde Selin'in durumu ile ilgili hiçbir doktor bir şey söylemezken tomografi çeken doktorun "Lenfoma şüphesi görüyorum" demesi her şeyin başlangıcı oluyor.
    Bundan sonra farklı bir mücadele başlıyor Nur hanım için. Bir evladı yaşatma mücadelesi. Ve her şey öyle hızlı gelişiyor ki... Nur hanım da, kızı da öyle güçlü ki... Gerçekten yaşamayan bilemez bunu çok net biliyorum ama bu kitabı okuduktan sonra bazı şeyleri daha iyi anladım bundan eminim.

    Selin'in öyle güzel çevresi, öyle güzel arkadaşları var ki... Gerçekten hem Selin hem de onlar çok şanslıymış bu konuda. Ama Selin hayat konusunda pek şanslı olamamış. Ancak yaşama sevinci, bu süreçteki mücadelesi gerçekten helal olsun demekten başka bir şey bırakmıyor insana. Yaşamak ile ölmek arasındaki seçimde yaşamayı seçiyor son ana kadar. Artık o son an geldiğinde yapacağımız bir şey kalmıyor zaten.
    Kitabın sonunda arkadaşlarının ona yazdıkları mektuplar ve o fotoğraflar ise artık son noktaydı benim için. Fotoğrafları buraya ekliyorum.

    https://i.hizliresim.com/V96zzv.jpg
    https://i.hizliresim.com/RrBp87.jpg
    https://i.hizliresim.com/ZXJzp3.jpg
    https://i.hizliresim.com/Gm54Xb.jpg
    https://i.hizliresim.com/8aQLo1.jpg
    https://i.hizliresim.com/ZXJzao.jpg
    https://i.hizliresim.com/RrBp4Y.jpg
    https://i.hizliresim.com/DY95Am.jpg



    Selin'e mektup

    Selin abla demeliyim sanırım. Sen hayata gözlerini yumduğunda ben daha 8 aylıkmışım. Şu an 30 yaşındayım. Bu kitabı okuduktan sonra senin 15 yaşında verdiğin mücadeleyi, yaşama isteğini görünce ben bu 30 yıl ne yaptım diye sordum kendime. Benim öyle pek dolu dolu  yaşama isteğim olmadı. Zaman zaman olmuştur belki herkes gibi. Bazı anlar gelmiştir dünyanın en mutlu, en şanslı insanı hissetmiştimdir kendimi, bazı an gelmiştir sanki dünyanın bütün dertleri üstüme yığılmış altından kalkamaz hale gelmişimdir. Aslında hepimizin hayatları da birbirine benziyor değil mi abla? Herkes bir şeylerle mücadele ediyor iyi veya kötü. Herkes en büyük derdin kendinde olduğunu düşünüyor genelde. Hep böyle olur zaten. Herkesin acısı kendine büyüktür. Ama senin acın abla bana da çok büyük geldi bee. Senin gibi yaşama sıkı sıkı bağlı, hayat dolu bir insana bu acı hele de o ufacık yaşında gelmesi...
    Bilemiyoruz hangimizin başına ne zaman ne geleceğini. Belki de bu belirsizlik bizi yoruyor, yıpratıyor. Böyle olmalı. Sonumuzun ne zaman geleceğini bilseydik daha güzel olur muydu acaba her şey? Ona göre planlarımızı yapardık, ona göre yaşardık o an geldiğinde de hiç itiraz etmeden giderdik herhalde.

    Abla sen öyle güçlüsün ki, annen öyle güçlü ki belki yenildin bu hastalığa ama o mücadelen o savaşın her şeye değer be. İşte seni de anneni de güçlü yapan da bu. Bak annen de yazmış kitapta 
    Amerikalı bir yazarın dediği gibi: "Kaybedilen her şeyde bir şey kazanır, kazanılan her şeyde bir şey kaybedersiniz..."

    Abla benim de bir arkadaşım var seninle aynı kaderi paylaşan. O hala savaşıyor ve kazanacak o kadar çok inanıyorum ki buna. Belki bu zamana kadar hiçbir şeye bu kadar inanmamıştım. Ben, uzakta da olsam o süreçleri onunla birlikte yaşadım. O da senin gibi çok güçlü. Aslında hayata, yaşama öyle bağlı ki farkında değil. Hayat karşımıza öyle zorluklar çıkarıyorki bu yaşama sevinçlerimizi, hayata bağlılıklarımızı bir bir unutuyoruz. Ama unuttuk diye onlar yok mu olacak? Öyle anlar gelecek ki tekrar dirilecek değil mi abla? Son an gelene kadar biz mücadele edeceğiz.

    Yaşamayı istemediğim zamanlar da oldu benim. Herkesin acısı kendine büyük demiştim ama şimdi baktığımda ne acılar var onlar yaşamayı seçerken sen nasıl ölmek istersin diyorum kendi kendime. Sen neden mücadele etmiyorsun yaşamla diyorum. Ama bilemiyorum be abla. Gerçekten bilemiyorum. Senin bu mücadelen belki bana ışık olacak. Hani Orhan Pamuk diyordu ya "Bir gün bir kitap okudum ve bütün  hayatım değişti" diye. Belki benim bütün hayatım değişmeyecek ama bundan sonra hem onu, hem de kendimi daha iyi anlayacağım bundan eminim. Artık susacağım mesela. Yorulduk be abla. Konuşmayı çok mu seviyorum bilmiyorum ama sevdiğim insanlarla konuşmayı çok seviyorum bunu biliyorum.
    Abla ben neler de saçmalıyorum ya, yine kendi acılarımıza yöneldik. İnsanoğlu işte ne de olsa hep kendine dönüyor sonuçta. Kendimden çok başkalarını düşünmüş, herkese bir şekilde faydası olmuş ama kendine pek bir faydası olmayan ben, bundan sonra daha farklı olabilir miyim abla ne dersin? Sen ışık ol bana abla, sen bana yol göster. Ne yapayım bundan sonra?
    Şimdi yorulma abla, cevap da verme. Ben yine gelirim senin yanına şimdi dinlen olur mu? Sen benim için hep yaşıyorsun. Gelirim dertleşiriz yine.

    22.12. 2018


    Abla sana bahsettiğim arkadaşım vardı ya, bugün seni anlattım ona. Senin nasıl güçlü olduğunu, nasıl mücadele ettiğini anlattım. Merak etti seni biliyor musun? Sen de ona bir şeyler söyle, teselli istemiyor zaten biliyor ne olacak, nasıl işleyecek süreç bunları söylemeye gerek yok. Sen ona kendini anlat biraz. 15 yaşında daha çocuk yaşta bu kadar güçlü durup, son ana kadar nasıl mücadele ettiğini anlat. Hani 2 gün önce demiştim ya sana benim öyle yaşama sıkı sıkı tutulma isteğim pek olmadı diye, onun öyle bir yaşama isteği var ki... Bakmayın yok demesine, o çok şeyi başaracak daha. Zor anlar yaşamadı mı, tabii ki yaşadı, ama pes etmedi, tek başına da olsa mücadele etti hep. O mücadele isteği hep diri kaldı hala da var biliyorum. Zaman zaman yorulsa da dinlenip tekrar devam edecek. Senin de bu süreçte zaman zaman zorlandığın anlar oldu biliyorum abla. Annenin zorlandığı, çaresiz kaldığı anlar oldu ama yine de pes etmediniz. Her şeye rağmen mücadeleye devam ettiniz. Umutların için, belki arkadaşların için ama en çok kendin için. Çünkü bizden başka bir tane daha yok.

    Daha çok konuşuruz ablacığım, yine uğrarım ben. Belki arkadaşım da sana mektup yazar. Yazarsa okurum sana. Benim 1000k hesabım da kapalı bu ara. O yüzden seni daha diğer arkadaşlarımla tanıştıramadım. Hesabımı açtığım zaman daha çok kişi ile birlikte yanına geliriz belki. Sen çoğu kişiye ilham olacaksın bu mücadelenle. Öpüyorum seni abla.

    24.12.2018
    02:06
  • 76 syf.
    Yanıyor yanıyor Madımak yanıyor!!!
    Yansın Madımak , aydın diye geçinen aleviler ile dolu, yakın dinsizleri!!
    Aziz Nesin yakın kafiri, Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabının reklamını yapıyor Humeyni, Salman Rüşdi nin idamı fermanını verdi, siz de gebertin Aziz Nesin’i..

    ‘’Sen bu şiiri okurken
    Ben belki başka bir şehirde ölürüm’’
    Yıl 2018 Aralık ayı, 1988 –Mart ayı Eylül kitabının ilk baskısı var şu an elimde. Ben bu kitabı okuduğum zaman sen 1993 yılının Temmuz ayında Madımak’da yakılarak katledildin. Sen Madımak otelinde ateşler içinde iken de aynı şehirde değildik seninle. Ben Ankara’da senden 6 ay kadar önce aracına yerleştirilen bomba ile öldürülen Uğur Mumcu’nun şüphelilerin araştırıldığı artık kaldırılan DGM mahkemelerine görevli gidip geliyordum. Aynı mahkemeye senin yakılma olayının şüphelilerinin duruşması için de aylarca gidip geldim. İlk şark görevine gittiğim tarihlerde de devam etti duruşman hatta başka başka illere bile alındı güvenlik sebebiyle.
    Duruşmalarda getirilen şüpheliler her mahkeme öncesi farklı kılıkta idi biliyor musun? İlk geldiğinde saçlı sakallı olan sonrakinde dımdızlak kel, traş kaydı sakalsız idi. Gözlüklü olan gözlüksüz, paçoz olan takım elbiseli sanki her mahkemede yeni imaj sergisi çabasında. Niye diye mi soruyorsun? Teşhis edilmekte tanıkları yanıltırız avallığı..
    Doktormuşsun okudum hayatını şimdi değil ama taa o mahkemeler döneminde kimdi Madımak ateşine verilenler diye merak ettim de hepsinin hayatını okudum.
    Yanık Ağıt başlıklı bir şiirin var;
    ‘’Beş işçi elektrik ceryanına
    Kapılarak can verdi, behiç bey
    İstasyonda hat bakımı yapan’’
    Mısralarının olduğu. Bu dizeleri yazarken hiç aklına gelir miydi ateşler içinde seninle birlikte;
    Muhlis Akarsu- 45 yaşında, sanatçı
    Muhibe Akarsu - 45 yaşında, Muhlis Akarsu 'nun eşi
    Gülender Akça - 25 yaşında
    Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci, fotoğraf sanatçısı
    Sehergül Ateş - 30 yaşında
    Erdal Ayrancı - 35 yaşında
    Asım Bezirci- 66 yaşında araştırmacı, yazar
    Belkıs Çakır- 18 yaşında
    Serpil Canik - 19 yaşında
    Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör
    Nesimi Çimen- 62 yaşında, şair, sanatçı
    Serkan Doğan - 19 yaşında
    Hasret Gültekin- 22 yaşında şair, sanatçı
    Murat Gündüz - 22 yaşında
    Gülsüm Karababa -22 yaşında
    Uğur Kaynar- 37 yaşında, şair
    Emin Buğdaycı-18 yaşında şair
    Asaf Koçak- 35 yaşında, karikatürist
    Koray Kaya – 37 yaşında, şair

    Emin Buğdaycı-18 yaşında şair
    Asaf Koçak- 35 yaşında, karikatürist
    Koray Kaya - 12 yaşında
    Menekşe Kaya - 15 yaşında

    Handan Metin - 20 yaşında
    Sait Metin - 23 yaşında
    Huriye Özkan - 22 yaşında
    Yeşim Özkan - 20 yaşında
    Metin Altıok - 53 yaşında, şair, yazar, felsefeci
    Carina Cuanna Thuijs - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
    Ahmet Özyurt - 21 yaşında
    Nurcan Şahin - 18 yaşında
    Özlem Şahin - 17 yaşında
    Asuman Sivri - 16 yaşında
    Yasemin Sivri - 19 yaşında
    Edibe Sulari- 40 yaşında, sanatçı
    İnci Türk - 22 yaşında

    33 aydın birlikte yakıldı. Gelmezdi değil mi nereden gelsin? Gelmiş olsa bu kadar kendinden emin
    YARIN DİYE BİR ŞEY VAR başlığında;
    ‘’Bir yanı var ömrümüzün
    Belki bir gün gülecek
    Selam verip
    Selam alacak
    Barışa kardeşliğe’’ mısraları dökülür müydü yüreğinden?
    Aziz Nesin’i bir kere mahkemede görme şansım oldu ama çok üzgün her biriniz için ayrı ayrı akıyor gözyaşları anlatırken yaşananları. Senden 2 sene kadar sonra o da vefat etti zaten.
    Bir şiirin daha var kitapta ilgimi çeken; BİR YALNIZ NAR AĞACI başlıklı
    ‘’Bir başka çocuklar
    Türkiye’yi konuşacaklar’’
    Mısralarının olduğu. Arkandan arkanızdan çok şeyler yazıldı, konuşuldu belgeseller çekildi, tiyatro oyunları sergilendi. Anma günleri düzenlendi hatta senin adının verildiği Türk Tabipleri Birliği tarafından oluşturulan Behçet Aysan Şiir Ödülü yarışmaları da yapılıyor. Bunlar güzel şeyler unutmamak unutturmamak yaşatmak adına ama en kötü olarak gördüğüm hatırlatma ise Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ardından ‘’O dondu biz yandık’’ sloganlarının kullanıldığı afişler idi.
    Ölümlere sevinebilmek acıları alaycılık ile ses duyurmak!!
    Yıl evet 2018 değişen ne var bilmiyorum , neler değişecek bilmiyorum. Kalan ömrümde ırk, dil, din, mezhep ayrımı olmaksızın huzurlu yıllar yaşamak istiyorum.
    Keyifli okumalar.
    https://www.youtube.com/watch?v=_fNu6jgqUN8
  • 296 syf.
    ·2 günde·9/10
    80'li Yıllar..

    - Darbe öncesi Türkiye'sinde siyasi yapı. 27 Mayıs darbesi, akabinde başarısız olan darbe girişimleri, 12 Mart muhtırası, sağ-sol olaylarının şiddetlenmesi, siyasi cinayetler, fâili meçhuller, ülke genelinde yaşanan provokatif eylemler, katliamlar, hükümetlerin kurulamaması, kurulan hükümetlerin kısa süreli olması ve baskı altında verimli çalışamaması, 15 günde seçilecek olan cumhurbaşkanının aylarca seçilememesi, ekonomik dar boğaz, halkın yokluklar içerisinde ezilmesi, ülkeyi darbeye götüren süreçler ...

    - Bir gece sabaha karşı ordunun yönetime el koymasıyla şiddet olaylarının bıçakla kesilmiş gibi durması. En acısı da halkın bu darbenin zorunluğuna inandırılmış olması ve günümüzde bile hâlâ insanların iyi oldu darbeden önce anarşistler yüzünden sokağa çıkılamıyordu demesi ...

    - General Bedrettin Demirel "İhtilale bir yıl önceden karar vermiştik, ama henüz olgunlaşmamıştı." demişti.(s.164)
    Darbeden önce de ülke genelinde sıkıyönetim vardı ve asker istediğini yapabiliyordu, hükümet askerin ağzının içine bakıyordu ancak şiddet olaylarını engelleyecek bir adım atılmıyordu. Çünkü kendilerinin de belirttiği üzre darbe için gerekli şartların oluşmasını bekliyorlardı. Tabiri caiz ise zeminin futbol oynamaya elverişli hale gelmesini bekliyorlardı. Nihayet uygun zaman geldi ve insanlarımız durumdan çok memnun kaldılar, minare çalınmış kılıf uydurulmuştu...

    - Yıkılan yuvalar, parçalanan aileler, katledilen garibanlar, fâili meçhule karışıp gidenler, işkenceden çıkamayanlar, idama mahkum olan masumlar, isimleri cisimleri unutulanlar ve niceleri ...
    Günümüz Türkiye'sinde bunların pek bir önemi kalmamış, kimse bu konuları merak etmez, araştırmaz, okumaz olmuş ..

    Halbuki geleceğe sağlam adımlarla basabilmek, evlatlarımıza daha güzel, daha güçlü, daha yaşanılabilir bir ülke bırakabilmek için geçmişimizi çok iyi bilmeli, geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarmalı ...
    Hiçbirimizin banane deme lüksü yok.

    - Kitabın okunmamak için hiçbir bahanesi yok !
    Dili gayet sade, anlaşılması kolay, akıcı bir kitap. Bazı konular iki defa anlatılmış, belki hafızada daha iyi yer etmesi için.

    - Özellikle "Diyarbakır Cezaevi" ve "APO""bölümü iyi okunmalı çünkü,
    "PKK" illetinin bu ülkenin başına nasıl bela edildiğine dair güzel temaslar var.

    - Darbe bilgisinin ABD Başkanı'na verilmesiyle ilgili anekdot.

    "Paul Henze,bu bilgiyi başkana aktarırken 'Bizim çocuklar işi başardı' ifadesini kullandı.(s.122)

    Darbeyi 'O'nların 'Ç'ocukları yapmıştı !!!

    - 12 Eylül 1980'e doğru yol alırken iktidarda Süleyman Demirel'in azınlık hükümeti bulunuyordu. Bu dönemde sıkıyönetim de yürürlükteydi; dolayısıyla o bölgelerde yetkiler askerin elindeydi. Hükümet askerin istediğini yapmaya hazırdı. Bu yüzden Başbakan Demirel sonraki süreçte Evren'e "Siz 11 Eylül 1980'de Antalya Tapu Müdürü müydünüz?" diye soracaktı.(s.264)

    - Velhasılı Kelam;

    Kitabı okuyalım okutalım. Hakk' dan reva mıdır? Ülkede o kadar kitap okunuyor, elimdeki kitabın basım yılı 2010, sitemizde sadece 2 kişi okumuş onun da biri benim, daha önce hiç inceleme yazılmamış, hiç alıntı yapılmamış...

    Bakalım bu yazıyı sonuna kadar okuyan olacak mı, okuyan olursa bir nokta koysun yoruma bir bakalım bakalım.

    29.11.2018 19:00 Erciş
  • Kısacık hayatım da bir kaç defa sigarayı bırakma teşebbüsunde bulunmustum. Bunlardan ilki üniversite 2.sinif ikinci dönemdir. Bu dönemin benim için ayri bir önemi var çünkü alttan dersimin kalmadığı tek dönemdir. Sigara ile savaşım ve hayatta ki başarım . Sigarasiz başarılı bir dönem .İkinci sigarayı bırakma teşebbüsü ise yine 2014 Ağustos ayı ;bu ay da bana sigarasiz bir bedenin neler yapabileceğini öğretmişti. Tabi bu sigara bırakmaları olumsuzlukla sonuçlanmış olsa da tekrar geri başlamış olsam da içimde hep bırakma isteği var olmuştur.
    O yüzdendir ki yıl 2018 eylul ayında minimalizm kitabını okurken bir gece yarısı içimde şiddetli bir şekilde sigarayı bırakma isteği doğdu . Bunun belki sebebi kitaba bağlanabilir çünkü kitapta şöyle diyordu "hayatınız da ki fazlalıklardan kurtulun" düşündüm de hayatımda fazlalık olarak ele alabileceğim tek şey sigaraydi . Ve o an başucumda bulunan sigara paketini bir hışımlq açtığım pencereden firlatabildigim kadar uzağa firlattim.
    Ve o gün bugündür sigara hep uzaklarda .
    Yuce Mevla'm bağımlılık illetinden kurtulmayı bizlere nasip etsin inşallah .