Yüzünü görmediği onca yılda, yüzünün, sakalının karanlığında, zamana karşı verdiği savaşı unutmuştu. Şimdi yüzü çıplak kalınca, yüzünün yorgun ve hırpalanmış olduğunu gördü.
Ondan beklediğim onda aradığım şey neydi? Bende eksik olan neydi? İyi bir hayatım yok muydu? Hayatımın giderek daralan bir huniye dönüştüğünü kime anlatabilirim? Benim acılarımı, uykusuz bir insanın isteyebileceği her şeye sahip değil miydim: para, arkadaşlar, aile, güzel, alımlı bir eş, ün, saygınlık? Beni kim rahatlatabilir? "İnsan başka ne ister ki?" sorusunu sormadan kim dinleyebilir?