Anadolu Aleviliği'nin benimsediği Caferilik ile İran Şiiliği'nin mezhebi olan Caferilik, Hz. Ali ve Ehli Beyt sevgisi ve imam inancı dışında tamamen farklı yorumlardır. Son derece dogmatik olan bugünkü İran Şiiliği'nde, Anadolu Aleviliğinin yer bulması imkansızdır. Anadolu Alevileri, (çok küçük istisnai bir grup dışında), İran Caferiliği'nin yerine getirilmesini mutlak bir zorunluluk olarak gördüğü namaz, oruç, hac, zekat gibi ibadetleri yapmazlar, İran Caferiliği'nin her müslüman için uyulması zorunlu bir emir olarak gördüğü tesettürü (örtünme) benimsemezler, Anadolu Aleviliği'nde içki haram değildir. Haremlik selamlık ayrımı yoktur, İran Caferileri'nin aksine, kadın ve erkek her alanda eşittir. Sonuç olarak, Anadolu Alevileri, kendi anlayış ve yorumları temelinde kendilerini Caferi olarak tanımlarlar. Bu tanım, İran Caferiliği'nden tamamen farklıdır.
Şöylede diyebiliriz kardeş, Alevilik İslamın Türk kültürüne uyarlanmış bir halidir. Türk kültürüyle ibadet yapılması, Türkçe ibadet, Türkçe Kur’an okunması yıllardır süregelen birşey Alevilerde. Keşke ülkemizdeki bütün Türk müslümanlar anlamadıkları dili bırakıp anadilimiz olan Türkçe diliyle ibadet etseler, Alevi müslüman soydaşlarımız bu bakımdan hepimize örnek.
Eski Türk Dini (Gök Tanrı İnancı) ve Alevilik Bektaşilik bu kitapta Alevilik-İslam ve Türk kültürü ile ilgili dediklerinize benzer anlatımlar var. Dediklerinizin hepsine de katılıyorum. Aleviler saf Türk'türler. Türk kültürünü de yaşatırlar. Bizim için önemliler.
Nusayriler, Hatay il merkezi, Samandağ ve kısmen Adana, Mersin, Tarsus ve İskenderun'da yaşayan bir topluluktur. Nüfusları yaklaşık olarak 350.000'dir.
Nusayri aleviliği gerek ibadet esasları gerekse inanç yapısı ve de gerekse gelenekleri itibariyle Anadolu aleviliğinden çok farklıdır. Mezhebin kurucusu, Alevilerin 11. İmamı Hassan'ul Askeri'nin öğrencisi Muhammed bin Nusayr'dır (öl. 873). Mezhebi sistemleştirip yayan ise Hüseyin bin Hamdan kabul edilir. Nusayriler Suriye nüfusunun yaklaşık %15'ini oluşturur. Ayrıca, Lübnan'da da Nusayri bir grup mevcuttur. Nusayriliğin çıkış merkezi Irak'tır. Türkiye'de Nusayrilerin önemli bir kısmı kendini Arap olarak tanımlar. Bir kısmı ise kendini Horasan Türkmeni, bir kısmı da Eti Türkü olarak görür. Esasen, Türkiye Nusayrileri, büyük çoğunluk olarak, asli kökenleri itibariyle Türkmendirler. Bu, birçok yerli ve yabancı bilim adamı tarafından Halep Salnameleri'ne Antakya Kilisesi kayıtlarına, Mesudi, Taberi, İbn-i Havkal, İbn-i Batuta Tarsusi gibi Arap tarihçilerinin eserlerine, Selçuklu ve Bizans kaynaklarına, antropolojik verilere dayalı olarak tespit edilmiş bir gerçektir. Ancak, Irak ve Suriye'de anadillerini unutmuş, sonradan Abbasiler tarafından Bizans'a karşı bir güç olarak Anadolu'ya yerleştirilmiş olan Nusayrileri çevre halk ve Devlet Arap olarak görmüş, aslen Horasan Türkmeni bu topluluğu adeta Araplığa itmiştir. Bu yanlış bugün de devam etmektedir.
Araplar esmer tenli oluyor genellikle ve yüz hatlarıda belli ediyor Arap olduklarını. Gördüğüm ve tanıdığım Nusayriler ise çok farklı, ne ten olarak ne de yüz hattı olarak Araplara benzemiyorlar. Dolayısıyla bugün tartışma konusu onların Türk olup olmadıkları ki birçok araştırmacıda onların Türk olduğunda ısrarcı kanıtlar getirdiklerini görüyorum.
Şayet Hristiyan tebaadan birine haksız muamele yapılırsa gerekli hukuki işlemler derhal yapılıyor ancak söz konusu haksızlığa uğrayan bir Müslüman Türk ise onların hakkı aranmıyordu.