• 266 syf.
    ·2 günde·10/10
    Kitap adeta shakespeare üzerine kurulu, hatta ismi bile shakespeareden geliyor.
    Kitap benim için ilginç başladı çünkü müdür bir yerde mutluluk ve erdemin sırrı şudur diye bir cümle kurdu. Kötü hatıralara bir gittim geldim.

    Kitabın ilk başlangıcından Nicolas berdieff ütopyaların mümkün olduğu ama daha özgür yaşam için aydın ve olgun kişilerin daha az mükemmel dünyaların gerektiğini düşüneceklerdir diyor. Mükemmel bir düzen nasıl bir distopya olabilir bunun cevabını bu kitap veriyor.

    Mesala düşünün ki istediğiniz her şeyi elde ettiğiniz bir hayatta neyin nasıl bir değeri kalır ki? Günümüzde böyle imkanları olan insanları çok net görebiliriz. Ama mutluluktan çok uzaklar çoğu..

    Aslında mutluluk olabilmesi için önce acının olması gerekir. Bu gündüzün olabilmesi için gecenin olması gerektiği gibi bişey. Zaten insanlara sürekli mutluluk vaad etmek onları Somaya mahkum etmekten başka bir şey değil. Sürekli instagramda mutluluk pozları veren insanların soması ne merak ediyorum. Üzüntü de mutluluk kadar gerekli bir duygu.. Neden hiç durmaksızın mutlu olmak isteyelim ki? O zaman mutluluğun ne değeri kalır?

    Romandaki (dis) ütopyada duygusallıklık ile zevk birbirine karışmış durumda. Zevki aşk zannediyorlar. Bu bana da bir yerlerden tanıdık geliyor. Belkide bu (dis) ütopya İn içinde yaşıyoruz?

    Kitapta duygusal ilişkiler üretimi azaltan yavaşlatan bir olgu olarak görülüyor. Yazarsa bunu adeta kanıtlamak istercesine lenina duygusal karmaşıklığında bir hata yapmasıyla ilgili ufak bir detay veriyor. Adeta aldous huxley bu dünya düzenini getirenleri haklı çıkarıyor.

    Bu (dis) ütopyayı kuranların kafasında toplumda ki istikrarı bozan şeylerin bilim ve sanat olduğunu buna ek olarak din olduğunu önermesi var kitapta. Bilim, sanat ve din sığlaştırılıp değiştiriliyor. Adeta mekanikleşiyor. Yine varlar ama çok sığ bir şekilde ve kontrollü olarak varlar.

    Kitap hakkında yazacak daha çok şey var. Ama ben ancak bu kadar yazabildim. Kitaptan sonra dışarı çıkıp eyyyy cesur yeni dünyaa diye bağırma istediği uyandırıyor. Sanki o dünyada yaşıyormuşum gibi.. Sığ mutluluklardansa mutsuzluğu tercih ederim vahşi gibi..

    Sonu bu arada mükemmeldi.. Adeta sürü psikolojisine bir örnek gibiydi.