Oysa herkes yalnızdı. Anlattıkları hep bir yalnızın hikâyesiydi. Ama görmüyorlardı bunu. Bir kız vardı mesela, sürekli plan yapıyordu. Tiyatro, konser, yemek, davet, sergi, sinema, açılış, workshop, bilmem ne tadımı, tatil... Planlarından artakalan zamanda yaşıyor gibiydi. Sanki başka bir hayatı yoktu. İzlediği filmi anlatmayı bitirip izleyeceği tiyatronun hayalini anlatıyordu, döndüğü tatili anlatmayı bitirip gideceği eğitimin onun için ne kadar gerekli olduğunu anlatıyordu. Hayatı planlardan ibaretti. Bunu öyle iştahla anlatıyordu ki en ideal yaşam biçiminin bu olduğuna kendi de inanmıştı. Beni de buna inandırmaya çalışıyordu.