Elimde külünü tuttuğumu bilmeme rağmen, sanki Max bir yerlerde canlıydı. Konuşuyordu, gülümsüyordu, anlatıyordu. Kutunun içindeki o olamazdı. Onca bilgi, birikim, aşk, sevinç, acı, anı bu küçük kutuya sığmazdı. Akıl böyle bir şeyin olabilirliğini kabul etse bile, duygularımız reddediyordu.