xecê

Hücrenin çalışması temel olarak genetik kodu tarafından değil, çevre ile etkileşimi sonucu şekillendirilir. Çekirdeğin içinde saklanan DNA taslaklarının yaklaşık üç milyar yıllık evrim sürecinde toplanan önemli moleküller olduğuna şüphe yoktur. Fakat bu DNA taslakları kadar önemli olan bir konu da onların hücrenin çalışmasını "kontrol" etmemeleridir. Mantıksal olarak, genler bir hücrenin ya da bir organizmanın yaşamını önceden programlayamazlar çünkü hücrenin hayatta kalması kendini sürekli değişen bir çevreye dinamik olarak adapte edebilme yeteneğine bağlıdır. Hücre zarının davranış oluşturmak için "akıllı" bir şekilde çevre ile etkileşime geçebilme işlevi onu hücrenin gerçek beyni haline getirmektedir.
Bilim
Geleneksel anlayışın aksine, genler kendi faaliyetlerini kontrol etmezler. Bunun yerine, hücre zarındaki etkileyici proteinler, genlerin okunmasını kontrol alıcılar tarafından iletilen çevresel sinyallere göre hareket ederler ve eski proteinleri değiştirir ya da yenilerini oluştururlar.
Bilim
Şimdi şunu belirtmek isterim ki alıcılar enerji alanlarını algılayabildikleri için, hücre fizyolojisi üzerinde sadece fiziksel moleküllerin etkili olduğu düşüncesi eskide kalmıştır. Biyolojik davranış, düşünce de dahil olmak üzere bazı görünmez güçler tarafından kontrol edilebilir. Aynı zamanda penisilin gibi fiziksel moleküller tarafından da kontrol edilebilirler. Bu gerçek, farmasötik içermeyen, enerjiye dayalı bilimsel bir alt yapı hazırlamaktadır.
Bilim
Yaşamı en basit şekilde yansıtmalarına rağmen, prokaryotlar da bir amaca hizmet ederler. Bir bakteri bir topun langırt oyununda zıpladığı gibi kendi dünyası içinde zıplamaz. Tıpkı daha karmaşık hücreler gibi, yaşamın temel fizyolojik süreçlerinden geçer. Bir bakteri beslenir, sindirir, nefes alır, atık maddeleri boşaltır ve hatta "sinirsel" faaliyetlerde bile bulunur. Nerede yiyecek olduğunu hisseder ve kendisini o bölgeye yönlendirir. Aynı şekilde, toksinlerin ve yırtıcı hayvanların varlığını da süzerek yaşamını korumak için kaçış manevraları uygular. Yani prokaryotlar akıllarını kullanırlar. Peki, prokaryotik hücrede "aklın" kaynağı hangi yapıdır? Prokaryotların sitoplazmalarında diğer daha gelişmiş, ökaryot hücrelerde bulunan çekirdek ve mitokondri gibi organeller yoktur. Prokaryotun beyni olarak düşünülebilecek tek aday düzenli hücresel bir yapıya sahip olan hücre zarıdır.
Bilim
DNA üzerinde çalışma yapmak için verdikleri uğraşta, çoğu bilim insanı proteinleri de atıyordu ancak şuan biz biliyoruz ki bu banyodaki suyu içinde yıkanan bebekle birlikte dökmekle hemen hemen aynı şeydir. Epigenetik ise, kromozomun proteinleri üzerinde çalışarak bebeği geri getiriyor ve bu proteinler kalıtımda DNA kadar önemli bir rol oynamaya başlıyor.
Bilim