Aynı şekilde, birçok Kürt aktivist için Kürtçülük söylemleri Osmanlı`yı bırakacaklarının kanıtı değil, Osmanlı İmparatorluğu`nu güçlendirme çabasının bir göstergesiydi.
Bu bağlamda en ilginç kişilerden birisi herhalde Dr. Mehmet Şükrü Sekban`dır. Sekban, savaş öncesinde Kürt cemiyetlerine ve Birinci Dünya Savaşı`ndan sonra Kürt milliyetçi hareketine katılmıştır. Ancak daha sonra Kürt milliyetçiliğini tamamen bırakmış, Türkçülüğü benimseyerek Türkiye`ye dönmüştür. Bu tür kişileri "hain" ya da "dönek" olarak yaftalamak doğru değildir. Yine de 1914 öncesi Kürt hareketine katılmış ama daha sonra Kürt milliyetçisi olmamış bu Kürtleri böyle küçük düşürücü sıfatlarla "lekelemek", 1914 öncesi "Kürtçülüğünün" amaçlarının yanlış yorumlanmasına sebep olur.
Milletler ve milliyetçilik kavramı bir süreliğine ve niteliksel olarak modern olsa da, bu kavramların içerikleri ve güçleri önceden var olan etnik değerlerden gelmektedir. Bu yüzden etnik değerler (soylar hakkındaki efsaneler, vatana bağlılık, etnik tarihe ait ortak anılar çeşitli semboller, kimlik vb) üzerine yapılan çalışmalar, milletlerin köklerini ve devamlılıklarını göstermede önemli bir odak noktası olmuştur.
Başlarda kitabın dilini çok sade ve güzel bulmuştum ama ilerleyen sayfalarda dili biraz ağırlaştı. Bunun yanında içerik olarak da biraz ağırdı. Ancaaakk bunlar kitaptan verim almak için engel değildi. Konuya tam hakim olunmasa da konu hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.
İçeriğinden bahsedecek olursak, beni çok yıkan bölümleri oldu. "Jön Kürtler" benim için burada anlatıldığı gibi değildi, böyle hayal etmemiştim :)) Ancak okudukça kaçırdığım şeyi gördüm: döneme ve şartlara uygun düşünmek. Ben günümüzde olması gereken bir jön Kürt`ü 1900lerin başlarındaki jön Kürt olarak hayal etmişim. Şayet okursanız -ki bence okunması gereken bir eserdi- ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bunun yanında Ziya Gökalp gibi Kürt olup da Türkçülük için çalışan isimler hakkında da ilgi çekici açıklamalar var, bunlardan bazıları da beni şaşırtmıştı. Ama temelde atladığım noktanın hep "döneme ve şartlara göre düşünmek" olduğunu gösterdi bana.