4ggggezya

4ggggezya

, bir kitap okudu
10/10
·224 syf.·
Beğendi
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2019 23:34
·
2019 4. kitabı
Michael Ende
8.4/10 · 82,1bin okunma
Büyük kentte çoktandır görülmeyen şeyler oluyordu. Yol üstünde oynayan çocukları gören şoförler, arabalarını durdurup onlara gülümseyerek bakıyorlar, hatta bazısı inip onlarla beraber top oynuyordu. Caddelerde karşılaşılan tanıdıklar durup hatır soruyor, ayaküstü biraz sohbet ediyorlardı. İşe gidenlerin, pencere önlerindeki çiçekleri seyredecek veya küçük bir kuşa yem atacak kadar vakitleri vardı. Doktorlar hastalarıyla tek tek ilgilenmeye zaman ayırabiliyordu. İşçiler işlerini severek, huzur içinde yapıyorlardı. Çünkü kimse onları en kısa sürede en çok iş diye sıkıştırmıyordu. Herkes her şeye dilediği kadar zaman ayırıyordu. Çünkü artık bol bol zamanları vardı.
Öldüren Can Sıkıntısı
Önceleri pek farkına varılmaz. Günün birinde insanın canı artık hiçbir şey yapmak istemez. Hiçbir şeyle ilgilenmez, kurur gider. Ve bu isteksizlik geçici değildir. Hatta giderek artar. Günden güne, haftadan haftaya daha kötü olur. Kendinden hoşlanmaz, içi bomboştur, dünyayla bağdaşamaz. Sonraları bu hisler de kalmaz, hiçbir şey hissetmez olur. Bütün dünyaya yabancılaşmıştır, kimse onu ilgilendirmez olmuştur. Ne kızgınlık duyar, ne hayranlık. Ne sevinmesini bilir, ne üzülmesini. Gülmeyi de, ağlamayı da unutmuştur. Böyle bir insanın içi kaskatı kesilir. Artık hiçbir şeyi, hiç kimseyi sevemez. Bu durumda, artık hastanın iyileşmesine olanak yoktur. Dönüş kalmamıştır. Bomboş, kül rengi bir yüzle, nefretle çevresine bakar, tıpkı duman adamlar gibi. Onlardan biri olup çıkmıştır. Hastalığın adına gelince, buna öldüren can sıkıntısı denir.
İnsanlar zaten gereksiz! Dünyayı, artık kendileri gibilere yer kalmayacak bir hale yine kendileri getirdiler!
Böyle bir yalnızlığı anlatacak söz bulmak aslında çok güç. Belki şunu söylemek yeter: Eğer Momo, Hora Usta'ya giden yolu bulabilseydi, ona gidecek ve kendisine artık zamandan bir pay ayırmamasını rica edecekti.