Uzun zamandır neredeyse gördüğüm her rafta bulunan, okumayı hep planladığım,gözüme çarpan ve çevremde de kendisinden çokça bahsettiren bir kitaptı. Sonunda okuma fırsatı bulabildim. Kitap, anlayan okuyucuyu tamamen içine çekiyor. Baştaki bölümler kopuk ve bağlantısız bir şekilde ilerliyor bu durum okuyucuda ilk sıkılma etkisi yaratıyor. Asıl olay sonraki bölümlerde bağlantıların birleşmesiyle başlıyor. İşte o andan sonra kitap o kadar okunmaya cazip geliyor ki kitabı bırakamıyorsunuz. Bilim-kurgu üzerine bir yapıt olsa da zaman zaman felsefi konuları da içermesi ayrı bir tat katmış.Olasılığın temeli, bir epilepsi hastasının düşünce yapısı ile açıklanıyor. Bu kuru kuruya teorik bir açıklama değildir olaylarla bağlantılıdır. Başrolün yaşadığı sıradışı bir aksiyon ve olasılık teoremi... Devamlı bilinçli bir kaçış ve sonunda kaçtığın ideada kendini bulma...
Polisiye ve gizemin etkin olduğu bir kitap. Başta sıkıcı gelse de olaylar anlaşılınca kesinlikle nefes kesici bir hal alıyor...
Kitap sonunda varacağımız asıl düşünce ise şu oluyor :Herşeyin bir olasılığı vardır. Olasılıksız bir olasılık kavramı yoktur.
Caine'nin de dediği gibi :
"Hiçbir şey imkansız değildir .Bazı şeylerin olma olasılığı daha düşüktür sadece."
İyi okumalar...