ömer Aktekin

ömer Aktekin
@facoult
entelektüel naif bilge kova erkeği. Michel foucault hayranı postmodern edebiyat ve metinler arasılık üzerine yüksek lisans eğitimi yaptım.
öğretmen
Yüksek ilsans
5 okur puanı
Şubat 2017 tarihinde katıldı
iyi sabahlar... '.... sokaklarda kimsecikler yoktu daha, insanlar yataklarında kuşlar tüneklerindeydi. Havada tül hayali gibi ince bir serinlik.... Serinlik değil de, uyanan her canlıyı diri tutmak için sabahın gizli mi gizli, mahcup bir hüneri sanki...' Kayıp Hayaller Kitabı
burada yaşayan en güçlü ve en zeki erkekleri görüyorum bu potansiyeli görüyorum ve hepsi heba oluyor...lanet olsun bütün bir nesil benzin pompalıyor,garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz bizler tarihin ortanca çocuklarıyız bir amacımız yada yerimiz yok ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı bizim savaşımız ruhani bir savaş en büyük buhranımız hayatlarımız televizyonla büyürken milyoner film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımızı inandık ama olmayacağız bunu yavaş yavaş öğreniyoruz ve o yüzden çok çok kızgınız... fight club...
Televizyon
yaşamım buymuş meğer... sufle vermek ve unutulmak. madam! christian bir akşam balkonda sizinle konuşmuştu, hatırlar mısınız? tüm yaşamım bu... ben karanlık bir köşeye çekilmiş gizlenirken, başkaları şöhretin busesini topluyordu. ve son nefesimde şunu söylüyorum. "moliere bir dahiyse, christian da güzeldi..."Cyrano De Bergerac
Sayfa 46
tam da buydu söylemek istediğim: Sabun köpüğü gibi kabarıp sönen o kahkahaların, ortalığı zangır zangır titreten şarkıların, tütsülerin, loş ışıkların ve birbirlerine ancak bedenen yakın olabilen o her şeye boş vermiş insanların arasında acımı ziyan ettiğimi düşündüm. Heba - Hasan Ali Toptaş
Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür; bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: Bu köprüyü geçip bana gelir misin? işte o anda artık bunu istemeyiverirsin; sorumu tekrarlarsam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde, sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın. nietzsche ağladığında.