“Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum kendimi,
Çünkü doğru yol yitmişti.
Ah, içimdeki korkuyu tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü ormanı anlatabilmek ne zor!”
(1.Kanto)
..ve böyle başlıyor Dante, kendi cehenneminin düşsel gezisini anlatmaya.. Kitabın çoğu yerinde ustam diye bahsettiği ve bu gezide kendisine eşlik eden Vergilius ile birlikte bir gün boyunca cehennemin dokuz katını ve o katlarda ayrı suçlardan ötürü cezalarını çeken kişileri ziyaret etmektedirler. Karşılaştıkları bu kişiler arasında siyasetçiler, din adamları, krallar, filozoflar ve daha birçok ünlü kişiler yer almakta.. Cehennemden çıkmadan önce ise Lucifer’i (şeytan) görürler. Dante özellikle bu bölümde gördükleri karşısında dehşete düşer;
“Nasıl buz kestiğimi, güçten kesildiğimi sorma bana ey okur, bunu yazamam,
Çünkü yeterli sözcükleri bulamam.”
diyerek gördüğü manzaradan duyduğu rahatsızlığı anlatmaya çalıştığını görürsünüz son bölümde.
Kitabın çevirisi, bölümlerde bahsedilen kişilerle ilgili çevirmenin yazmış olduğu notlar ve yine anlatılan kişileri tasvirleyen resimlerle birlikte oldukça başarılı ama bir solukta okuyup geçemeyeceğiniz bir kitap. Dante’nin pek de objektif olmayan bir tarafla bu eseri yazdığını anlamamak da mümkün değil. Çünkü ziyaret esnasında acı çekenler için üzüldüğünü ama içlerinden sevmediği birilerini gördüğünde de acımasızca alaycı bir tavır gösterdiğine şahit oluyorsunuz.