1000Kitap Logosu
136 syf.
Öncelikle anlamanı bilmediğiniz kelimeler için sözlük kullanmak zorunda kalacağınız kaçınılmaz. Kaçınılmaz derken kendimi ölçüt alıyorum. Eğer benim gibi sözlük kullanarak romanı tamamlayacaksanız kendinize şu soruyu yönelteceksiniz: 1941 yılında basılmış bu kitaptaki sözcükleri niçin anlayamıyorum? Ortalama 70 yıl geçmiş, bu kadar mı dilimiz değişmiş, bu kadar mı geçmişle bağlantımız bir şekilde kopmuş. Romana gelirsek yazar anlatıcı üzerinden zamanın tüm evrelerini kullanarak hikayeyi bize anlatıyor. Fahim beyin gazetedeki ölüm haberiyle başlayan, bu haberin yanlışlığı ile devam ederek, anlatıcının çocukluk ve gençlik dönemleri ile Fahim Beyin gençlik ve ihtiyarlık dönemlerini ve en sonunda da ölmüş Fahim Beye anlatıcının hitapları ve sualleri ile kitap bitiyor ki zamanın insanı geliştirip değiştirmesi, olgunlaştırması ve ölüme giden süreci güzel bir dil ile aktaran yazar, bir sürü örnekle zamanla birlikte insan hayatında oluşan değişimleri aktarıyor. Yazarın ilk kitabı ve benimde yazarın ilk okuduğum kitabıdır. Önemli bir eserdir.
Fahim Bey ve Biz
Okuyacaklarıma Ekle
Bu insan ruhu şahsi talihin fevkine çıkan, faniliğinin içinden başını yükselterek kısmen de gökleri koklayan, göklerin sonsuzluğuna karışan, ebediyetin lezzetini tadan ve onun mukadderatına iştirak eden bir ilahtır ve bunun içindir ki yaşamakta daima hayvani-ilahi bir lezzet, bir tat duyulur. Saadet bilhassa fizyolojik bir şeydir. Her mahluk için dünya bir cennet, her can için hayat bir vuslattır. O kadar ki din ve iman dediğimiz şeyin esası bile ahrette gene hayata kavuşmak hülyası, yine yaşamak rüyasıdır.
Eskiden onu babam gibi sevenlerin ve eniştem gibi sevmeyenlerin şimdi hemen hepsi ölmüşler yahut ölmüş gibi, hep birer köşeye çekilmişler! İhtiyarların böyle, mezarlıklara düşmeden önce, düştükleri bir "araf" hayatı vardır. Ölüm, onlar daha hayat içindeyken, böyle yalnızlık, sükut ve inziva ile başlar.
Artık seneler aylar gibi, haftalar günler gibi, saatler dakikalar gibi geçiyor! Zaman bir acele hastalığına tutulmuş da bizi iterek kovalar gibi koşuyor! En kısa bir lezzet için fırsat ve imkan kalmıyor. Ömrümüz mahrekinden* kopup gözlerimiz karşısında gönlümüzü kıran bir süratle boşluğa düşüp sönen bir yıldız gibi geçiyor! En eski, en sevgili ölülerimiz dirilseler ve yanımıza gelseler belki onlarla buluşmaya ve uğraşmaya bile vaktimiz olmayacak! (*mahrek: yörünge)
Bazı geceler her günkü yatağınızın hatıralarına artık tahammül edemediğinizi duyup da başını almaz ve içinde bir tek hatıranız bulunmayan bir bakir odaya vararak içinde hiçbir rüya görmemiş olduğunuz bir yatakta uyumak ve yepyeni rüyalar kucağına sığınmak istemez misiniz?
Bu rüzgarlar Fahim Beyin geçmiş günlerinin başakları ve gecelerinin sazlıkları içinden geçtikçe onların hepsini dile getirerek sırlarını söyletiyor, onlar, başlarını eğiyorlar, sallıyorlar ve içlerindeki halledilmemiş sırlar birer ses halinde canlanıyor, havalanıyormuş ve Fahim Bey, vecd* içinde, bir nevi felsefi mevize** dinler gibi olmuş. * sevgi ve heyecandan doğan coşkunluk **vaaz
O, bu dairenin içinde, hiçbir yerde, velev ki ay sonlarında veznenin önünde bile gözükmezmiş ve hatta çokları onun burada bulunduğunu da bilmezlermiş. O, iyi, ciddi, sebatlı nazarlarıyla buraya kimseye görünmeksizin herkesten evvel gelir, burada kimseye görünmeden çalışır ve yine hiç kimseye gözükmeksizin, herkesten sonra, bir gölge gibi, çıkar, gidermiş.
1
...
1.382 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.