Esasen, çok kere, nice dostlarımızın zengin kütüphanelerindeki, sırayla dizilmiş yaldızlı ciltli kitapları görünce, "Sahi bunların hepsini okudunuz mu?" diyeceğimiz gelir. Ve onlar "Evet" deseler bile, bizim, yine "Ne yazık! Zira ne kadar az istifade etmişsiniz" diyeceğimiz gelir.
(...) başka günler ayar edip kurmaya o kadar itina ettiği bütün saatlerini, o sofadaki kuyruklu saati, o duvarda asılı çalar saati, o aynanın önündeki münebbihli* saati, ve hatta çok kere hırkasının üst mendil cebinde duran mineli, kıymetli, husisi saatini, güya onlara bir ceza vermek ve onlardan bir intikam almak ister gibi kurmaz, onları durmuş oldukları meyus** bir saniyede bırakırmış. Bu duran saatlerin etrafında zamanlar göze görünmez bir süratle geçer, fakat nefesleri bu durmuş saatleri işletemezmiş. (* uyarıcı, ** karamsar)
Devlet hizmetinde ya doğumları iktizasıyla, ya cesaret ve gayretleriyle nice büyük işler görmüş ve nice heyecanlı maceralar geçirmiş eski dirilerin şimdiki mezarlarını kalabalık yoldan ayıran yüksek ve yosunlu duvar önünde bu mütevazı hayat arkadaşları, bilmem nedense, daha silik iki hayalete benziyorlardı.
1.400 öğeden 16 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.
;