Müzik ruhun belasıdır...
“İnsanlardan kimi var ki, bilgisizce (insanları) Allah’ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için lâf eğlencesi satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azap vardır.” (Lokman Suresi/6. Ayet)

Fâkih sahabî Abdullah ibni Mes’ûd radıyallâhu anh’a, âyetteki “lehve’l-hadîs”in (laf eğlencesinin) ne olduğu sorulduğunda, o, şöyle cevap vermiştir: “Kendisinden başka ilâh olmayana yemin ederim ki bu, şarkıdır.” Bu sözünü üç defa söylemiştir. (Tefsiru’t-Taberî)

Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
20 May 01:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Pîr Cabbarın Alisi kısadan bir iki lâf ettikten sonra: "Bundan böyle" diyerek asıl diyeceklerine geçti: "Karşımızda bir Devlet var artık. Şimdiyece bu Devlet'in birlik olmaması için çalıştık.. beceremedik. Osman Bey bizden güçlü çıktı. Baş dayanağı Şeyh Edebali idi, Kumral Dede'ydi.. Bu ikisi, Anadolu'nun bu ucunda, bizden önce geldikleri, hemi de açık söyleyim, bizden akıllı oldukları için baş edemedik. Şimdi hem Osman Bey yok, hem Şeyh Edebali, hemi de Kumral Dede.. geberdiler. Şeyh Edebali'yle Kumral Dede'nin yerine geçecek kimse yok; Osman Bey'in iki oğlu var. Önce bu ikisinin arasını açmak için her çareye başvurmalıyız. Türkmen; bey oğulları hakkınd çıkaracağımız dedikodulara inanmaz, çünkü Türkmen budaladır, köle ruhludur; bey demek Türkmen için dünya demektir, öyleyse beylere lâf dokundurmaktan kaçının ki Türkmen sizden hemen soğumasın; beyden yana gözükün ki Türkmen çevrenize toplansın. Bir beyi yıkmak için en iyi yol beyi göklere çıkarmak, durmadan onun iyiliğinden, üstünlüğünsen söz açmak yoludur; Türkmen'in bir budalalığı da çok övülenden çabuk bıkamsıdır. Fakat bu yola çok güvenmeyelim. Asıl beyin çevresini çürütmeğe, çevresindeki güvenilir adamları gözden düşürmeğe çalışmak bizi başarıya götürür.. çevresinden soyulan bey de, kökü çürümüş kavak ağacı misali tez düşer. Bunun için ben Dursun Fakih'i seçtim. Dursun Fakih Osman Bey'in en ünlü kadısıdır; haktan şaşmaz, karşısında Osman Bey de olsa, haklı olan davacı kefereye hakkını vermek için direnir. Bunu bilmeyen yoktur. Bunu bilmeyen olmadığı için de Türkmen Dursun Fakih'in adı geçti mi hakkından emindir. Dursun Fakih'e karşı duyulan bu güveni yok edeceğiz; yerine kuşkuyu, nefreti yerleştireceğiz. Halk Dursun Fakih'ten nefret ettikçe, geçmişinden, geçmişte yapılan işlerden şüphe edecek; geleceğinden, gelecekte yapılacak işlerden şüphe edecek.. Şüphe, gücü kemiren kurttur, kemire kemire öldürür."

Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 112)Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 112)
Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
20 May 01:02 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Dursun Fakih'in adını ilkin duyuyordum. Ali'ye bakarsan mal mülk zengini gibi, çok şey bilen bilgi zenginlerinin de sürünmesi, köle niyetine ayak altında çiğnenmesi gerekti. Bilgi zenginleri de, mal mülk zenginleri gibi öteki insanların paylarını çalan, sömüren eşkıya takımındandı. Dursun Fakih'i bir canavar farzettim gözümde. "Osman Bey'in yoksul Türkmen'i soyup soğana çevirerek güçlenmesi bu namussuz Dursun Fakih'in yardımıyla oldu" dedi Ali; "Aklını, bilgisini Osman Bey'in eşkıyalığına kullandı; onun büyümesine, devlet olmasına harcadı. Orhan Bey kanatlanmadan Dursun Fakih'i yıkmak gerek.."

Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 111)Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 111)
Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
19 May 18:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Dursun Fakih, belli bir isteksizlik içinde: "Pekey!" dedi; "Eşşeğe at diyen olmuştur, inanan da bulunmuştur. Halk, millet olmamışsa yalana da yalancılığa da âşıktır; yeter ki kaşı gözü yerinde, lâfı usturuplu konuşan biri söylesin. Ata da eşşek der, eşşek.. inanırlar."

Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 29)Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 29)
Burak BAĞRIAÇIK, Üçler Yediler Kırklar'ı inceledi.
 19 May 17:37 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Üçler-Yediler-Kırklar... Yine harika bir roman olmuş. Diğer kitaplara nazaran savaş, fetih, aksiyon vs. fazla olmasa bile hiç durağan kalmamış, adeta akıp gitmiş. Kitabın içeriğiyle ilgili alıntıyı ben yapmıyacağım. Bir siteden alıntı yapacağım. Ben kendim de yapabilirim ama diğer okuyuculara daha da faydalı olması amacıyla bu yolu tercih edeceğim. Yalnız şunları eklemek istiyorum: Kitap genel olarak Dursun Fakih'e yapılan haksız iftira ve Orhan Gazi'nin Kadılığını düşürmesi, Orhan Gazi oğlu Süleyman'ın Rumeli'ye çıkışları anlatılmış. Ayrıca Karagöz ve Hacivat'ın da olması bir hayli ilgimi çekti. Ben asıldılar diye biliyordum daha önceden ama burda Orhan Gazi zindana kapatıyor. Bir süre sonra çıkarmaları için talimat veriyor.

BAHSETTİĞİM ALINTI:
Üçler-Yediler-Kırklar romanında olaylar Osman Bey’in ölümüyle başlar. Orhan Bey Cendereli Kara Halil'i Bursa kadılığına tayin etmiştir. Roman, Orhan Beyin oğlu Süleyman Beyin salla Rumeli'ye geçişme kadar devam eder.
Yazar bu romanında, diğer romanlarında görülenden farklı bir teknik kullanmıştır. Roman boyunca şahıslar bir sal üzerinde Rumeli'ye doğru yol almaktadırlar. Vakalar, geriye dönüşler ve hatırlananlar şeklinde anlatılır. Vakanın büyük bölümü mahkeme zabıtları hâlinde düzenlenmiştir ve şu adlan taşımaktadır: Gazi Fazıl’ın Anlattıkları, Ece Halil'in Anlattıkları, Hacı İlbeğ'in Anlattıkları, Zöhre'nin Anlattıkları, Sülemiş'in An­lattıkları, Kendigelen Kızın Anlattıkları, Yine Zöhre'nin Anlattıkları, Aşık Ana’nın an­lattıkları... Vakanın büyük bir bölümü, bu şahıslar ağzından anlatılmış, arada bir sala dönülmüştür. Bunlardan sonra "Cendereli Kara Halil Düşündü" başlığını taşıyan bir bö­lüm gelmektedir. Bu, düğümü çözüme götüren bölümdür. Burada kadı, hükmünü ver­meden önce Orhan Bey’i dinlemeye ve ona bazı sorular sormaya karar verir. Orhan Be­yin dinlenmesiyle mesele çözülür. Bunlarla yetinmeyen yazar araya Birinci Protez, İkin­ci Protez, Üçüncü Protez, Dördüncü Protez adı ile dört bölüm ilâve etmiştir. Bu bölüm­lerde de, mahkemede dinlenen şahitlerin eksik bıraktıkları vaka anlatılmakta, meselelere açıklık getirilmektedir. Yazar, olaylar arasındaki sebep-sonuç bağlantılarını bu şekil­de tamamlamıştır. 
Bu romandaki vakalar daha çok Karesi Beyliği’nde geçmektedir. Romanda Karasi Be­yi’nin sarayının üfürükçüler ve gözbağcılar tarafından istilâ edildiğinden bahsedilmekte­dir. Veli Baba, Pir Cabbar’ın Alisi oradadır. Burası fitne fesat yuvası olmuştur. Buna çare olarak Aclan Beyin küçük oğlu Dursun'u Orhan Bey’in yanına aldırmasını sağlarlar. Romanda ana tem, kötülerin yarattığı fitne ile mücadele edilmesidir. Bu arada Osmanlıların Rumeli'ye geçişine yer verilmiştir. Ayrıca Karagöz'le Hacivat tiplemesi de kullanılmıştır. 

B.BAĞRIAÇIK

Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
 04 May 01:08 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

(Kumral Dede'nin Osman Gazi'den vasiyeti olan, onun için değerli belindeki eski kuşağıyla birlikte kefenlenmek için söz alır. Kefenleneceği sırada Osman Gazi vasiyeti yerine getirmeye çalışırken Bileyici Baba ve özellikle Dursun Fakih'in haram olduğu gerekçesiyle karşı çıkması ve bunun üzerine olacakları çok önceden gören Kumral Dede'nin sözünü yerine getirememenin üzüntüsünü yaşayan Osman Bey' e anlam dolu mektunu yazmıştır.)

Bileyeci Baba mektubu açtı, süzdü, okudu: "Osman Bey oğlum.. Bil ki Tanrı uludur, her meselinde bir hikmet gizlidir; eyi bakarsan gizliyi çözersin, kötü bakarsan kötülüğün kalır.. gördün ki ben, Kumral Dede diye bilinen ben, ölüp gittiğimde, o kadar istediğim halde, bir eski kuşağı bile alıp götüremedim yanımda.. dünya malıydı dünyada kaldı. Götüremedim.. Dünya, malını vermez oğul, götüreyim diyen el, boş gider. Tanrı' ya emanet olasın.. bu kadarı yeter bilene."

Çatı, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 365)Çatı, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 365)
Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
04 May 00:16 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

' bilge kadı '
Dursun Fakih'e sorayım, dedim...soramadım. Ben o adamdan çekiniyorum nedense. Cahilliğim suratıma çarpılmış gibi mi oluyor ne?

Çatı, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 209)Çatı, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 209)
•Muhayyîr•, bir alıntı ekledi.
26 Nis 23:08 · Kitabı okuyor · Beğendi · 9/10 puan

Şamlı meşhur fakih Mekhûle nispet edilen, “Kuran’ın Sünnete olan ihtiyacı Sünnetin Kuran’a olan ihtiyacından daha fazladır.” şeklindeki söz, Sünnetin Kuran’ın anlaşılması ve hayata aktarılması konusunda ne kadar vazgeçilmez yeri olduğunun bir ifadesi olarak anlaşılmalıdır.”

Hadislerle İslam (7 Cilt Takım), Kolektif (Sayfa 54 - DİB)Hadislerle İslam (7 Cilt Takım), Kolektif (Sayfa 54 - DİB)
Mehmet Serhat Ercan, bir alıntı ekledi.
21 Nis 12:59

Hz. Peygamberin şu sözü delâlet eder: İyiliği emretmeyi ve kötülüğü yasaklamayı ancak emrettiği ve yasakladığı hususta şefkatli olan, emrettiği ve yasakladığı hususta hâlim olan, emrettiği ve yasakladığı hususta fakîh olan kimse yapabilir.

İhyau Ulumi'd-Din, İmam Gazaliİhyau Ulumi'd-Din, İmam Gazali
Cohen, Zikir ve Zikrin Faziletleri'ni inceledi.
15 Nis 02:56 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Canımın içi gelmiştir:)) SubhanAllah. Beni ömrüm boyunca hem bir alim hem de bir insana olarak İbn Kayyım rh kadar etkileyen hiç kimse ama hiç kimse olmadı. İtiraf etmek gerekirse İbn Teymiyye rh'ı dahi İbn Kayyım rh gibi mümtaz, muazzam, kalite üzerine kalite bir zatı yetiştirdiği için seviyorum gibi hissediyorum bazen. İbn Kesir rh'ı dahi, İbn Kayyım rh'ın hocasının öğrencisi diye sevesim geliyor.

Ben Kur'ân, Sünnet, sahabe, tabiin ve et-tabiinden sonra İbn Kayyım rh üstüne kimseyi tanımam. Zaten ondan birkaç asır sonra da Gazali gelecek ki bu defa da ben ona vurulucam. İlk 3 nesli istisna kaldığım için saydım ilk 3 neslin sonunda da zaten İmam Şafii rh var, Ahmed bin Hanbel rh var..
Ah ah neyse ben susayım. Yani nasıl bir deha, nasıl bir ruh derinliği, nasıl bir fehm nasıl bir fıkh! Allahu Ekber.

Bu alimleri düşündükçe şuna bir daha iman ediyorum: Allah hidayetini dilediği kulunu dinde fakih kılar.

Hidayeti dilenen de muhtemelen buna lâyık olandır değil mi. Ya Rabbi beni de layık kıl.