• Ağaçsakal, Fangorn' dur, ormanın bekçisi; enderin en yaşlısı, güneşin altında Orta Dünya' da yaşayan en yaşlı canlıdır.
  • Ak büyücü karanlık lord ile ittifak kurmuş, Orthanc ile Barad-dür kuvvetleri birleşmiş ve Orta Dünya artık fiilen savaşa girmek üzeredir. Rohan Kralı Theoden, Saruman'ın ajanı Grima Wormtongue tarafından hem düşünceleri hem de bedeni zehirlenmiştir. Fangorn ormanı Entleri ise savaşta tarafsızdırlar ta ki Saruman'ın, ormanları yaktığını görene dek. Yüzük Kardeşliği bölünmüş, Sam ve Frodo kendi yollarında, Aragorn, Gimli ve Legolas ise kaçırılan Merry ile Pippin'in izindedir. Uruk-Hai'lerin peşinde, yolları Fangorn'a çıkar. Yolda, Grima aracılığı ile Rohan'dan sürülen Rohirrimle karşılaşan 3'lü, Uruk'ların öldürüldüğünü öğrenirler. Fangorn'a giren kardeşlik üyeleri Ak büyücü ile karşılaşırlar ve onun, Eru tarafından geri döndürülen Gandalf olduğunu anlarlar. Atların efendisi bir yılkı olan Gölgeyeli çağıran Gandalf ve kafilemiz, Rohan'a ilerlemektedirler. Amaçları, Gondor'un tek ümidi olan Rohan'ı tekrar eski gücüne kavuşturmaktır. Bu esnada ise Saruman sanayi ateşiyle yanıp tutuşmakta ve kendisine devasa bir ordu kurmaktadır. Amaçları, Rohan'ı bitirmek ve Gondor'u yalnız bırakmaktır. Rohan ise, Hornburg surları olan güçlü Miğfer dibine çekilir. Isengard ordusu Miğfer Dibini ele geçirmek üzereyken Gandalf, beşinci günün şafağında, Eomer ve Rohirrim ile gelir ve Isengard ordusunu dağıtır. Entler ise, Orthanc'a saldırarak Saruman'ı kuşatırlar. Frodo ve Sam ise, Gollum ile karşılaşırlar ve onun mihmandarlığında yollarına devam ederler. Rohan kurtulmuştur ve insanların artık ümidi vardır. Artık durum son savaşa, ve Frodo ile Sam'e bağlıdır.
  • "Tehlikeliymiş!" dedi Gandalf. "Bende çok tehlikeliyim: Karşına çıkabilecek en tehlikeli şey üstelik, Karanlıklar Efendisi'nin tahtı önüne canlı olarak götürülmekten gayri. Sonra Aragorn da tehlikeli, Legolas da tehlikeli. Tehlikelerle sarılmışsın Glôin oğlu Gimli; çünkü sen de, kendince tehlikelisin. Elbette Fangorn ormanı korku dolu - elinde baltaları hazır bekleyenler için daha bile korkutucu üstelik; Fangorn'un kendisi de korkunçtur; ama yine de bilge ve iyi niyetlidir.
  • Ben üçlemeler arasında genelde, en çok ikinci eseri beğenirim. Hikayenin serim, düğüm, çözüm dedikleri kısımın düğüm kısmıdır ikinci eserler. İki Kule de bu anlamda farklı bir eser değil.
    Yolculuk kaldığı yerden devam ediyor. İlk bölümde toplanan Yüzük Kardeşliği'nin her bir üyesi farklı bir tarafa dağılıyor. Kardeşlikle yollarını ayıran Frodo ile Sam Emyn Muil kayalıklarında yollarını kaybetmişken yüzüğün peşindeki sinsi Gollum'la karşılaşırlar. Onun kendilerine bağlılık yemini etmesi üzerine onun rehberliğinde Mordor'un Kara Kapıları'na doğru yola çıkarlar. Ama Frodo'nun amcası Bilbo'nun eski düşmanı Gollum'un çok daha sinsi planları vardır.
    Aragorn, Legolas ve Gimli ise Uruk-Hai'ler tarafından kaçırılan dostları Pippin ve Merry'yi kurtarmaya çalışmaktadırlar. Onları ararken yolları öldüğünü sandıkları eski, ihtiyar bir dostla kesişir. Rotalarını değiştiren Üç Avcılar Rohan'a gidip onların savaşına katılırlar. Merry ve Pippin ise hiç bilmedikleri Fangorn Ormanı'nda ağaç güdücüsü Ağaçsakal'la birlikte entlerin uyanışına tanık olacaklardır.

    Bu kitapta özellikle değinmek istediğim bazı karakterler var. Birincisi Ağaçsakal. Karakter o kadar hoşuma gitmişti ki minibüste onun bölümlerini okurken kendimi kaybetmiş ve ineceğim yeri kaçırmıştım. O, kimseden yana olmayan bir karakterdir. Sürekli "ham hum"laması ve diğer entler gibi yavaşlıkta sınır tanımaması beni gülmekten öldürmüştü.

    Diğer bir karakter ise Faramir. Tolkien karakterleri çok asil, çok soylu insanlardır. Aralarından en haini, artık aklıktan rengarenkliğe dönen Saruman'da bile bu asaleti hissedersiniz. İşte bu karakterler arasında en sevdiklerimden biridir Faramir. Yüzükten etkilenmeyen nadir insanlardan biridir.

    Birinci kitapta geçen çatlak ve bilge Tom Bombadil'den sonra burada da Gollum karakterini görüyoruz. Sürekli kendi kendine konuşan ve yüzyıllar boyunca yüzüğün etkisi altında kalıp onun kölesi olmuş karakterimiz, bir iyi oluyor, bir kötü. Kendi adıma, Gollum'un Yüzüklerin Efendisi'nde yaratılmış en başarılı karakter olduğunu söyleyebilirim. O, Orta Dünya'da ilk kişilik bozukluğu yaşayan karakterdir. Kötülükler planladığını bilirsiniz, ölüp gitmesini istersiniz ama Gandalf'ın da dediği gibi: "Yaşayanların bir çoğu ölümü hak eder, ölülerin bazıları da yaşamı. Yaşamı onlara verebilir misin? Ölüm hakkında hüküm vermek için acele etme. Bilgeler bile sonu göremez." Gerçekten de böyle olur ve Gollum yüzük macerasına çok ayrı bir renk katar.

    Birinci kitapta geçen acemiliği burada atlatıyorsunuz ve kendinizi kitabın akışına bırakıyorsunuz. Eğer fantastik edebiyatı seviyorsanız Yüzüklerin Efendisi serisini baştan sona okumalısınız. Keyifli okumalar...