⠀ོ Boynu bükük sahabiler Medine'ye doğru yola çıktıktan kısa bir süre sonra Fetih sûresinin ayetleri nâzil oldu.
"Bize göre ortada kazanılmış bir başarı yok. Mekke'ye üç günlük hac ibadeti için bile girememişler. Bunun neresi fetih?" dediğinizi duyar gibiyim. Bu soruyu ben de o gün yanımdaki ilahiyat hocalarımıza sordum.
Aldığım cevap beni hâlâ heyecanlandırır:
Allah katında başarı, mal, toprak, para üstünlüğü elde etmek değil, insan kazanmaktır, insanların ebedi hayatlarının kurtarılabilmesidir.
Hudeybiye Antlaşması ile müşrikler ve Müslümanlar arasında o güne kadar olmayan bir yakınlaşma meydana gelmişti. ⠀ོ ⠀ོ ⠀ོ
Başka bir İstanbul aşığı Tanpınar, belki de şu cümleleriyle eşikte beklemenin neye tekabül ettiğini anlatıyordur: “ Bizler maziyi aramıyoruz, mazide var olup da kaybettiğimiz ve yerine koyamadığımızı arıyoruz…”
" İnsan başkasını takdir ederken elinde ölçü olarak ancak kendi karakterindeki değerler vardır. Kendinde olmayan bir vasfı başkasında da göremez. Mesela o yüzdendir, kibirden en çok kibirlilerin rahatsız olması. Kendisi kibirli olmayan kibri ya fark etmez ya da güler geçer. "