• Okuyucuya heyecan vermek konusunda çok enerjisi düşük bir kitap. Yazarın ısrarla üstünde durduğu Amos Decker karakteri sürükleyici değil. Unutmayan Adam kitabında da aynı şeyi deneyip sürükleyememişti.

    Yazarın anlatım tekniği tutarlı bir üçüncü tekil şahıs sunumu fakat anlatım dili açısından hiçbir yenilik sunmuyor. Oldukça klasik bir polisiye dili. Cümle yapılarının çoğu "... sayılmazdı ama ... denebilirdi" ya da "... değildi ama ... sayılabilirdi." şeklinde. Bu da bir nokta sonra kitabı sıkıcı bir hale getiriyor. Yazarın anlatım dili okuyucuyu diri tutmaktan ziyade ezberlenmiş cümle yapılarını sıralamak üzere kurulmuş.

    Kitap aynı zamanda çok fazla popüler kültüre sırtını yaslamış daha ilk 3 bölümde geçen Fantastik Dörtlü, NFL ve Burger King göndermeleri yazarı zayıf gösteriyor. Açıkçası Amerikan Futbolu'nu sevmiyorsanız bu kitap elinizde sıkıcı bir kağıt yığınına dönüşebilir.

    6 vermemin sebebi Açlık Oyunları'na 5 vermiş olmam. Aynı puanı vermek istemedim.
  • Fantastik Dörtlü'nün ilk sayısı. En çok beğenilen marvel sayılarından birisi. Hani beğenilme nedeni içeriğinden midir deseniz çok ahım şahım bir macera değil ama ilk sayı ve ilk macera olması çok değerli kılıyor. Ülkemizde fantastik dörtlünün 200lü sayılarının yayınlandığını düşünürsek çok fazla sayının yayınlanmadığının farkında olmamız gerekiyor. Bu da pek çok marvel serisinde maalesef mevcut. İlk sayılar hep es geçiliyor. Çizgi roman yayıncılığımız tekrar canlanmış olsa da çok ama çok fazla eksiğimiz var maalesef.
  • Black Panther ve Fantastik Dörtlü'den Mr.Fantastic yeni Avengers takımının liderliğini yapıyor gibi duruyor. Zaten bu iki karaktere ağırlık verilmiş. Çizimleri ve renklendirme mükemmel ama konuyu işleyişi ve anlatışı daha açıklayıcı olabilirdi. Daha fazla inceleme spoiler olur yani ama beklediğimden çok daha iyiydi.
  • Oktay İhsan Anar, tarihi, felsefeyi ve fantastik öğeleri kitaplarında harmanlayan, kurduğu kurgu evrenini en iyi yöneten yerli yazarlardan birisi, hatta bana göre en iyisi. Okurken tarihin sınırlarında felsefe ile dolaşacak, fantastik kişi ve olaylara tanık olacaksınız. Buna, kitabın başkarakterlerinden ete kemiğe bürünen ‘Ölüm’ en bariz örnek olarak gösterilebilir. Bu kitap özelinde konuşmak gerekirse birçok fantastik kişi ve olay barındırması bakımından etkileyici gelebilir ama hikâyelerin etkileyiciliği konusunda kendi açımdan bir iki hikâye dışında etkilenmediğimi vurgulamak istiyorum. Hikâyelerinde Osmanlıca kelimeleri bolca kullansa da onun hikâyelerini akıcı hale getiren noktanın bu olduğunu düşünüyorum. Yani bu kitap özelinde hikâyelerden çok fazla etkilenmesem de yazarın dili fazlasıyla zevk veriyor.

    Romanda elli yaşlarında insan vücudunda betimlenen Ölüm, canını almaya geldiği Cezzar Dede’ye oynadıkları dörtlü bir oyunda kendi eşi olduğu için bir şans vermek ister. Birbirlerine konusunu önceden belirledikleri hikâyeler anlatacaklardır. Ölüm, anlattığı her hikâye için Cezzar Dede’ye bir saat daha yaşama hakkı verir. Hikâyelerin konusu korku ile başlayıp din, aşk ve cennet olarak devam eder. Kitapta sekiz hikâye var. Her hikâye sonunda Cezzar Dede’den sonra canı alınacak kişi olan Uzun İhsan Efendiye çeşitli mahallelerde rastlanır ama bir türlü yakalanamaz. İşte bu kovalamaca içinde hikâyeler devam ediyor. Son hikâye bittiğinde kimsenin elinden kaçamadığı, herkesin eninde sonunda soğuk nefesini ensesinde hissettiği Ölüm’ün elinden Cezzar Dede ve Uzun İhsan Efendi kaçabilecek mi?

    Felsefe alanında akademisyen olan Anar, anlattığı hikâyelerde bazı inanç ve değer yargılarını kendi üslubuyla irdeleyerek sizi düşünmeye sevk ediyor. İnsanın ancak bilmediğinden korktuğunu, bu korkuyu gidermek için de bir arayış içine girdiğini ve bu arayışında din olduğunu, ayrıca aradığı şeye kavuşmak için can atmanın da aşk olduğunu söylüyor. Ama günümüzde korkuya, dine ve aşka aşina olan insanın arayıştan vazgeçtiğini, aramaktan bir kere vazgeçen çoğu insanın da bu kavramlara artık sahip olmadığını vurguluyor.

    Başta da bahsettiğim gibi fantastik öğeler çokça yer alıyor kitapta. Upuzun bir sarmaşıkla ancak çıkılabilen, göklerde yaşayan ‘iki başlı devlerin’, dolunay çıktığında ‘kurt adama’ dönüşen insanların, ‘uzun dişli’ leoparlara benzeyen canavarların farklı şekillerde işlenmesi ve şeytan olarak bilinen Azazil, ölüm meleği olan Azrail gibi dini motiflerin esere yansıması tam olarak Oktay İhsan Anar okuruna uygun şekilde düzenlenmiş. Keyifli okumalar.