Mantıklı kişiler kendi mantıksız eğilimlerini ve tetikte olma ihtiyaçlarını kolayca itiraf ederler. Öte yandan mantıksız kişiler kararlarının duygusal kökleri hakkında sorguya çekildikleri zaman aşırı duygusallaşırlar. İçgözlem ve öğrenme konusunda yetersizdirler. Hataları onları gitgide daha savunmacı yapar.
Saldırgan, kıskanç ve çıkarcı kişiler çoğunlukla bu yönlerini öylece göstermezler. Başlangıçta sevimli görünmeyi, karşısındakileri övmeyi ve güvenini kazanmak için gereken tüm yolları kullanmayı öğrenmişlerdir. Çirkin davranışlarıyla bizi şaşırttıkları zaman, kendimizi ihanete uğramış, kızgın ve çaresiz hissederiz. Bu tür insanlar sürekli baskı kurarlar, böyle yaptıklarında varlıklarıyla zihnimizi bunalttıklarını ve doğru düşünüp strateji kurmamızı iki kat zorlaştırdıklarını bilirler.
İnsanların yakınında olmak, onların bizi nasıl algıladığına dair kaygı ve güvensizliklerimizi körükler. Böyle duygulara bir kez kapılınca, kendi duygularımıza çekildiğimiz ve onların söyledikleri ile yaptıklarını kişisel tanımlamalarla - beni beğeniyorlar mı, yoksa beğenmiyorlar mı - değerlendirdiğimiz için insanları gözlemlememiz zorlaşır.
“Birinin karakterinde belirgin bir alçaklık ya da aptallığa rastlarsanız ... sizi sinirlendirmemesine ya da üzmemesine dikkat edin ve yalnızca onun sizin bilginizi artırdığını düşünün, bunu insanın karakterini anlamak için dikkate alınması gereken yeni bir gerçek olarak görün. Bu olguya çok karakteristik bir mineral örneğine rastlayan bir mineral bilimci gibi yaklaşın.”
Arthur Schopenhauer
Biz hər birimiz gələcəyi ayrı cür görürük. Mən hiss edirəm ki, biz heç bir zaman gələcəyə eyni gözlə baxa bilməyəcəyik.
…Gələcək isə həyat deməkdir. Ona görə də biz ayrılmalıyıq.