• Öncelikle başlıktaki argo için özür diliyorum ama inanın bu kelime kadar durumu özetleyebilen başka bir kelime yok. Kelime henüz TDK’da yok ama olmaması kullanılmayacağı anlamına da gelmiyor elbette. Gelelim bu yazıyı neden yazdığıma. Az önce internette gezinirken pek bilinmeyen bir ülkenin o ülkede çok bilinen lakin başka ülkelerde hiç de önemsenmeyen devlet büyüğünün açılış törenindeki (kendileri pek severlermiş açılış açılış gezmeyi, hele ki seçim öncesinde; ben o ülkenin vatandaşlarının yalancısıyım ) konuşmasına şahit oldum. Hakkında hiçbir şey bilmediği bariz olan bir konuda atıp tutuyordu. Benim öğrenim alanım içinde olan konu hakkında olduğu için konuşma biraz daha dikkatle dinledim kendisini. Bir tarafı överken diğerini gömüyordu. Övdüğü kendilerinden gömdüğü yabancı. Gömdüğü şahısın o bilimin modern kurucularından olması, tüm dünyada otorite kabul edilmesinin pek bir önemi yok tabi. Buradan varmak istediğim nokta şu ki, aslında bu devlet büyüğü garip bir şekilde bizim ülkemizi temsil ediyor saçının ucundan ayak parmağına dek. ( Lütfen mecazı görünüz, sizin evde kullandığınız türde şampuan ve tırnak makası kullanacak hali yok, duydum ki kendisi lüks içinde yaşar, çok odalı olmayan evde ufunet basarmış. Ruhu daraldığından olsa gerek, ülke ülke gezmeyi de pek severmiş.)
    Olay şu ki, bizim millet de herbokolog. Her boku bilme gibi bir özelliğe sahip. Ne sorarsanız sorun, fark etmez. İster referandum maddelerini sorun, ister ekmek yapımını. Mutlaka söyleyecek bir sözü vardır. Burada Cem Yılmaz’ı anmadan geçmek istemiyorum, izleyenler bilir Faruk Eczanesi'ni, izlemeyenler de bir zahmet internetten izleyiversinler. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp gibi bir atasözümüz olmasına rağmen biz bilmemeyi ayıp sayarız toplum olarak. Misal; geçen aylarda diyet yapmaya başladım, zayıflayacağımı umduğumdan olsa gerek pek bir keyifliyim o ara. Elimde hiç bırakmadığım ve manyak gibi su içtiğim yeşil plastikten ( bunun markalı olanı da var lakin ben fakir olduğumdan milyoncudan 2,5 TL’ye aldım. Milyoncu diye bir tanım yerleşmiş güzel ülkeme, ama bu başka bir yazının konusu olsun, mevzu derin) su şişem, her gördüğüme diyette olduğumu söylüyorum. Ya Allah için bir kişi de fikir beyan etmesin arkadaş. Ömründe diyet yapmamış, fazla kilo denen şeyi yaz başında dergi kapaklarını büyük punto ile süsleyen şok diyet yazılarından ibaret sanan dallama bile "Ekmeği kes ekmeği, hahaha" şeklinde ucu faili meçhule varacak söylemler içinde. Sabahları aç karnına limonlu su iç diyenler, sporsuz olmaz, haftada 5 kere sabah yürü diyenler, spor kas yapar sen en iyisi pilates yap diyenler, boş ver pilatesi, patates ye diyenler vs vs. Sözün özü, yapmayın, etmeyin kurban olam. Hadi kendi içimizde neyse de, artık internet denen bir şey var, adamlar talk show yerine bizi izliyor. Valla dış ülkelere de rezil oluyoruz. Eskiden Türk dendi mi akla savaşçı falan geliyordu, şimdi direkt saçma sapan bir şey geliyor. Yakında sınırdan da almayacaklar bizi, ortalama IQ yu düşerebiliriz diye.
    Sözlerimi internette gezerken okuduğum ve maalesef kime ait olduğunu bilmediğim bir sözle noktalıyorum. "Hayatta bir bok olacaksın, herbok olmaya çalışırsan bi bok olamazsın."
    Asosyal Sosyolog