Tecrübe, yanılsama ve ön yargı üçgeninin içinde yarattığımız avatarlar gerçekleriyle uyuşmak zorunda değillerdir. Çünkü biz kurguladığımız avatarları kendi evrenimizin kurallarıyla ortaya çıkarırız.
…
Mesela koruyucu bir recai’yi yarattıysak o bizi korumadığı zaman kimi suçlayacağız? Recai’yi mi yoksa onun avatarını mı ? Ya recai “ben hiçbir zaman koruyucu bir karakter olmadım ki! Derse ne olacak?
Pisagor, yaratıcı’nın insan ve evreni kendi suretini baz alarak yarattığını idda eder.
Muhammed ikbal, “ ben insana sığabilene evren, evrene sığamayana insan derim.” der.
Mevlana celaleddin-i rumi insanı mikrokozmos, evreni ise makro kozmos olarak tanımlar.
Muhyiddin ibnü’l-arabi de insanı evrenin özeti olarak görür; insan ruhtur, evren ise o ruhu taşımak için yaratılan cesarettir, der.
İnsanoğlunda seni şaşırtan şey nedir? Diye sormuşlar konfüçyüs’e.
Cevabı:
İnsanoğlu para kazanmak için sıhhatini verir.
Sonra sıhhatini kazanmak için parasını verir.
İstikbali düşünürken, yaşadığı günü unutur.
Böylece ne bugünü yaşar ne de istikbali.
Aslında ölüm yokmuşçasına yaşarken yaşamamış gibi ölür…