• “Araştırma her zaman acemi talihiyle başlar. Ve her zaman 'Fatih'in Sınavı 'ile sona erer.
    En karanlık an, şafak sökmeden önceki andır.”
  • Araştırma her zaman acemi talihiyle başlar. Ve her zaman "Fatih'in Sınavı " yla sona erer.
  • Araştırma her zaman acemi talihiyle başlar. Ve her zaman 'Fatih'in Sınavı 'ile sona erer.
    En karanlık an, şafak sökmeden önceki andır.
  • Evren'nin Ruhu , bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca öğrenilen herşeye değer biçer. Bize karşı kötü duygular beslediği için böyle davranmaz. Düşündüğümüzü gerçekleştirmemizin yanı sıra, ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri iyice öğrenmemizi ister. Ama insanların çoğunluğu, işte bu anda vazgeçer. Çölün dilinde biz bu durumu şöyle dersleri iyice öğrenmemizi İster ölün dilinde biz bu durumu şöyle tanımlarız: Vaha'nın palmiyeleri ufukta görünmüşken susuzluktan ölmek. Araştırma her zaman acemi talihiyle başlar ve her zaman Fatih'in sınavı ile sona erer.
  • Araştırma her zaman acemi talihi ile başlar. Ve her zaman Fatih'in sınavı ile sonra erer
  • Bizim, yani Türk insanının ikiyüzlülüğünü görmek istiyorsanız "Prens" okuduktan sonraki yorumlarına bakın.

    Bu sitedeki incelemelerin bazıları bu lafı söyletti bana.

    Fatih Sultan Mehmet ile resmileşen ama ondan önce de uygulanan kardeş katli uygulamasını; kundaktaki bebek dahil, bir gecede 19 kardeşini boğduran 3. Mehmet'in yaptıklarını kendisine "ecdadımız bunu devletin bekası için yapmış, devlet için kan dökmek günah sayılmaz" şeklinde açıklayan, en azından eleştirmeyen Türk insanı, mevzu "Prens"i okumaya gelince "etik değil, erdemli değil, ahlak yok, fırsatçılığı övüyor, değersiz bir kitap, saçma vs..." deyiveriyor. Yani "ecdad" yapınca ses çıkarmayanlar, Makyevelli yazınca itiraz ediyor, beğenmiyor... Kaldı ki Machiavelli bile gerekirse kundaktaki bebek de olsa kardeşini boğdur yazmamış. O bile bu kadar ileri gitmemiş ya, neyse...

    Şimdi kitaptan ziyade başka bir konuya değinmek istiyorum ben burada.

    "Kim bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır"(Nisa Suresi, 4/ 93)

    "Kim bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur." (Maide Suresi, 32)

    "Kim, yarım sözcükle de olsa bir Müslüman'ın öldürülmesine yardım ederse kıyamet gününde Yüce Allah'ın huzuruna, alnına 'Bunun Allah'ın rahmetinden nasibi yoktur' diye yazılmış olarak getirilir." (İbn Mâce, Diyât 1)

    Şimdi... Osmanlıdaki kardeş katlini eleştirmeyen, devletin bekası için masum bebeği öldürmeyi makul görenler, Osmanlı'yı bir islam devleti olarak gözünde yücelte yücelte bitiremediği için Cumhuriyete düşman olanlar, ecdadı çok büyük müslümanlar olarak kafasında tabulaştırıp Kurtuluş Savaşı kahramanlarına "ayyaş" diyenler yukarıda yazanları iyi okumalı. İlk ikisi Kuran kelamıdır. Üçüncü ise Hazreti Peygamber'in kelamıdır.

    Hiçbir padişah Kuran kelamını da, Hazreti peygamber kelamını da dinlememiştir ve günahsız kardeşlerini, sırf koltuklarını sağlama almak için, göz göre göre öldürtmüştür. Kime, neyi, nasıl açıklarsınız bilmiyorum ama Kuran kelamı da, Hazreti Peygamber kelamı da nettir, açıktır, barizdir.

    Şimdi kitap incelemesine geçebiliriz.

    Sene 2004. Gazi Üniversitesi, Kamu Yönetimi, İkinci Sınıf, Siyaset Bilimi dersi final sınavı, tek soru:

    "Makyavelli bir Makyevellist midir? Tartışarak açıklayınız."

    Bu soruya "evet" cevabı veren herkes, yüz sayfa yazı yazmış bile olsa, dersten kaldı. Kitabı adamakıllı okumamdan mütevellit, çok şükür, tam puan alarak geçmiştim. Çünkü Makyavelli bir Makyevellist değildi.

    Makyevellistlerin Makyevelli ile alakası yoktu.

    Kitap hakkında bu sitede yazılmış incelemeleri okuyunca şaşırarak şunu belirtme ihtiyacı duydum; Niccolo Machiavelli'nin hiçbir eserinde "amaca ulaşmak için her yol mübahtır" ifadesini bulamazsınız. Bu ifade ya da benzerleri, kendisi tarafından asla sarf edilmemiştir, Makyevellist olarak adlandırılan şahıslar tarafından kendisine yakıştırılmıştır -ki bu da oldukça yanlıştır.

    İtalya'nın şehir devletleri döneminde, rönesans yaşanırken, İtalya parçalanmanın ve yok olmanın eşiğindeyken Makyevelli Prens kitabı ile tarihte ilk kez üniter devlet fikrini ortaya atmış, İtalya'nın kurtuluşunu tek bir ulus etrafında kurulan devlet anlayışında görmüş; antikçağdaki devlet fikriyle rönesansdaki şehir devlet anlayışını birleştirerek tarihte bunu gerçekleştiren ilk düşünür olmuştur. Din işleriyle devleti ayırmış ve laikliğin temelini atmıştır "Prens". Çok önemlidir.

    Prens kitabı, içerisinden çıkarılan her bir aforizma üstüne makaleler yazılacak kadar derinliklidir.

    Bana sorulsa, bu kitabın en can alıcı tespiti nedir diye, vereceğim cevap "Ahlak ve hukuk bağımsız değildir; her biri devlet var oluğu için vardır ve dolayısıyla devletin sınırları nerede bitiyorsa, ahlak ve hukuk da orada sona erer" olur. Bu olsa olsa, devletin önemini anlamış bir insanın edeceği bir laftır ve din adamlarını yönetimden uzak tuttuğu da gözden kaçmamalıdır.

    Üniter devlet, laiklik, demokrasi kuramcılarının ilklerindendir Machiavelli. Çok yetenekli bir toplumsal gözlemcidir. İyi bir siyasetçidir.

    Son söz: Prens kitabı siyaset ve yönetim ile ilgilenen her insan evladının mutlaka birden fazla kez okuması gereken bir eserdir. Bu sitedeki bazı ipe sapa gelmez incelemeleri dikkate almamanız tavsiye olunur.