1000Kitap Logosu
Fatih Taş
TAKİP ET
Fatih Taş
@fatihtas1
Kırıkkale
1157 okur puanı
27 Şub 2019 tarihinde katıldı.
ŞU ANDA OKUDUĞU KİTAP
179
Kitap
14
İnceleme
2.937
Alıntı
36
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Fatih Taş
tekrar paylaştı.
Bertha Mason
Martin Eden'i inceledi.
520 syf.
Sınıf farklılığının en epik şekli ve bir burjuva idealinin yıkılışı
Yoksul denizci Martin’in zengin bir aileye mensup üniversite öğrencisi Ruth’a olan tutkulu aşkını konu alan bu otobiyografik eser bizlere şu cümleyi hatırlatıyor; “Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey.” Aşinası olduğumuz Türk sinemasından zengin kız fakir oğlan tadında bir aşk hikayesi gibi başlayan eser, varolan karakterlerin temsil ettiği (emek ve sömürü) sınıflar arasında yaşanan kaçınılmaz çatışmayı merkezine alarak ilerliyor. Aşkın asıl öneminin, karşımızdaki insandan çok; bizim kendimizi ve dünyayı algılayış biçimimizi etkileyen bir imge olmasından ileri geldiğini düşünmüşümdür oldum olası.Süfli gerçeklerden kopuk, bizzat kendi muhayyilemizde seçkin özelliklerle idealize edilmiş o nadide yaratık ne kadar cezbedicidir en başta! (Ve sonra da nasıl kalırız o azametli heykelin altında, neyse.) Martin’in macerası da böyle başlar işte.Aşık olduğu genç kadın, onun kendini daha iyi ve donanımlı bir insan haline getirmesi adına ulaşması gereken nihai hedef haline gelir, çünkü onunla arasındaki fark, aynı dili konuşamayan iki insan arasındaki fark kadar barizdir, ve bunun gururunda açtığı yara Martin’deki değişim istencinin temelini oluşturur.Bu mahçup yabani, canını dişine takacak, günde dört saat uyuyup çoğu zaman açlık çekmesine karşın yılmayarak kendi benliğine şekil verecektir; usta bir heykeltraşın mermere şekil vermesi gibi. Kitaplarla başladığı; ve oldukça sancılı geçen bu değişim macerası Martin’in benliğinde kaçılmaz bir dönüşümü de beraberinde getirir; Farkındalık.O artık mensubu olduğu işçi sınıfından egemen güçlerce çalınan hakların ayırdındadır.Eskiden kendisinin tembelliğinin neticesi olarak gördüğü tüm o eksikliklerin, pastadan büyük payı almak için insanların emeğini sömürerek ayakta kalan burjuvazinin eseri olduğunu bilir.Ne yazık ki bu aydınlanmadan aşık olduğu kadın da kendi payını alır. Çünkü bu genç kadın; toplumsal düzeni sorgulamaktan aciz, müesses nizamın devamını isteyen, derinlikten ve yaratıcılıktan yoksun, başkalarının düşüncelerini tekrarlayan, gerçek hayattan kopuk bir kişi olup,esasında bağlı olduğu iki yüzlü burjuva ahlakını içselleştirmiş bir karakter olmaktan öteye gidememiştir.Ruth’la beraber başlarda hayranlık duyduğu Burjuva ideali de yerle bir olur Martin için.Kendi eliyle yıkmak zorunda olduğu cennetin yerine yenisini inşa etme konusunda da eski motivasyonunu sağlayamaz ne yazık ki, ve kendi tragedyasını gerçekleştirmesi kaçınılmaz olur.Kitap sayesinde bizim ufkumuz da dallarını göğe uzatan ağaç misali Martin’le beraber gelişir,serpilir.Sanat, evrim, felsefe konularındanki birikiminin yanı sıra çok sevdiği Herbert Spencer’in adını sık sık duyarız ondan.Yazılarını gönderdiği editörleri yaratıcılıkla beslenen ruhsuz makinalara benzetmesi boşuna değildir, burjuvazinin çarkları arasında can veren işçi sınıfına bir göndermedir bu. Henüz kırk yaşında hayata gözlerini yuman yazarın hayatından izler taşıyan bu otobiyografik eser, yazarı tanımak ve anlamak isteyenler tarafından mutlaka okunmalı.Emeğin burjuvazi karşısında zafer kazanması için, kitaptan daha etkili bir silah olamaz! Keyifli okumalar :)
Martin Eden
9.2/10
· 41,3bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
7
65
Fatih Taş
bir alıntı ekledi.
"..çünkü insan isterse, her zaman, her yerde, her şeyle her şey arasında bağlantılar bulur; dünya ansızın, her şeyin her şeye yollama yaptığı, her şeyin her şeyi açıkladığı bir akrabalıklar ağına dönüşür.."
19