"Son on altı yıl boyunca hiç kıpırdamayan beynim, şimdiden sonra değişir mi?"
"Sana bir örnek vereyim. Paten kayma konusunda hiçbir yeteneği olmayan bir insan, aldığı yüz günlük eğitimle en iyi patenci olamaz. Doğuştan müzik kulağı olmayan birisinin de operadaki aryayı muhteşem bir şekilde seslendirerek dinleyicilerden alkış alması imkânsızdır. Ama alıştırma yaptıklarında en azından buzun üzerinde eğilip bükülerek de olsa ileriye gidebilecek ya da beceriksizce gelse de aryanın en azından bir yerini seslendirecek duruma gelebilirler. İşte buna, alıştırmanın insanlara bahşettiği mucizeler ve sınırları deniliyor."
Ama şöyle bir detayına inildiğinde önsezi denilen şey öylesine, ansızın hissedilen bir duygu değildir. Sıradan bir şekilde deneyimlenen işler, insanın kendinden habersizce kafasında koşullara ve sonuçlara ayrılarak üst üste yığılır ve sonucu şuursuzca tahmin edilir. Dolayısıyla önsezi sebebe bağlı bir veridir. Tıpkı bir meyvenin mikserde çırpıldığı takdirde suyunun çıkacağının bilinmesi gibi.
"Anneler ve babalar, çocuklarından çok şey isterler. Bunlar gerçekleşmeyince de sıradanlığı isterler. Bunun temel bir öğe olduğunu düşünürler. Gelgelelim sıradanlık, aslında gerçekleştirilmesi en zor olan niteliklerden biridir."