‘Sen yüce fikirleri taşıyan insanları öldürdün ve öldürmeye devam ediyorsun ama fikirleri öldüremezsin. Eziyet görenlerin kanı, dikilmiş yeni aydınlık fikirler için en iyi can suyudur. Senin cinayetlerin fikre susayanları doğuruyor. İyiliğin ve hakikatin yüce fikirlerine yeni birçok insanı çekiyor.’
Bahçe halkın üst sınıflarıdır. Kültürlü bir akıl, konforlu bir hayat, sanattan zevk almak ve temizliğe dikkat etmektir onların paylarına düşen.
Halkın yaşadığı orman ise daha çok doğa hayatına benzer. Bu ormanı canlı bir orman, canlı bir materyal gibi kollarlar. Halk kitlelerinin milyonları da o canlı insanlar gibi insandır halbuki.
“Büyük, temiz ve kutsal bir işe kirli ellerinle ve ayaklarınla kalkışma. Temiz iş, temiz eller ister. Büyük işlere büyük bir ciddiyetle hazırlandıktan sonra başla.”
Ondandır ki burada toplumun en alt sınıfındaki insanlar dahi, derin bir uykuda yere düşen dallar gibi çürümüyor, düşünüyorlar. İnsanlar yoksulluklarına razı gelmiyorlar. Ne olursa olsun kabulümüz deyip dışarıdan bir şey gelmesini beklemiyorlar.
Her millet ya büyük insanlar ya da aşağılık kişilikler doğurur. Halk kitlelerinin ruh haline bağlı olarak da onları başa getirir. Millet aklı, iradesi ve vicdanı daha iyiye mi gidiyor? Yoksa çürüyüp zehirleniyor mu? Veya utanç verici boş bir varlığa mı dönüşüyor?