Allah, İsmail (as)'ın, babası İbrahim (as) elinde kurban olmasını istemiyordu. Aksine İbrahim'in makamını yükseltmek, onu kendine dost kılmak istiyordu.
İnsanlar vardır gölgesi geniş, meyveli ağaçlar gibidirler. Uzak yakın, küçük büyük, kadın erkek herkes onlara sığınır. Gölgesinde dinlenir, meyvelerinden yerler. Gölgesi herkese yeter. Tek bir kişiyi bile meyvesinden mahrum bırakmaz.
İman kalbi bir durumdur. Dokunulabilecek ya da herhangi bir müşterinin değer biçebileceği maddi bir eşya değildir. İmanın kıymetini ancak onu göğsünde taşıyan kişi takdir edebilir. Bazılarının nazarında bir lokma ekmeğe satılabilecek bir şeyken diğer bazılarının nazarında paha biçilemez bir değerdir.
Onun pazarlığı ancak göklerin ve yerin Rabbi ile yapılabilir. Müslümanı yeryüzünde Allah'ın dinini ikame etmeye, İslam ahlak ve kültürünün ilkelerini inşa etmeye iten güç işte budur. İşte bu güç onu en büyük zorluklara,en şiddetli işkencelere katlanabilir hale getirir. Müslüman'ın imanı, pahası ne olursa olsun dünya değerleri ile ölçülemez hale geldiği günlerde dünya onun önünde eğilmiş ve ona itaat etmiştir. Ama bu gün iman, herkesten korkan, herkese boyun eğen ucuz bir eşya haline gelmiştir.