Sevgiden vazgeçerek önceden belirlenmiş istasyonlarda durup, tarifeye göre yol alan bir tren ya da sadece ikmal yapmak için duran bir yarış arabası gibi hayatı yaşamadan tüketmek pahasına hedeflerine varan bunca insan olduğunu görmek, şaşırtıcı olduğu kadar üzücü de.
Nereden biliyorsun, belki de beynimizde bilinç olarak var olan o enerji, bedenimiz öldüğünde özgürlüğüne kavuşuyordur. Belki de bedenlerimiz, özgürlüğe kavuşmadan önce bir şeyleri öğrenmek zorunda kaldığımız organik hapishanelerimizdir.