Masamın üstü, hayat içimdeki kuyuyu derinleştirmesin diye, ne bulursam yığdığım bir barikata benzerdi. İyi de, üzerine dünyayı doluşturduğum şu küçük, karmakarışık adanın ortasında, her gece aksatmadan nöbet tutan bu kayıp benlik kime aitti: Kimdim ben?
Bir kez dilimiz çözülse ve gövdemizi yıkayan yağmura, “ey rahmet iyi ki geldin,” diyebilsek, sıkışıp kaldığı araftan kurtarmış olacağız ruhumuzu. Bir kez dilimiz çözülmüyor.
Gidip, küçük bir caminin iki vakit arasındaki tenhalığına bağdaş kurduğumuzda, artık dünyanın orta yeri biz oluruz. Gidip, küçük bir caminin iki vakit arasındaki tenhalığına bağdaş kurduğumuzda, bizden başka kıskanılacak kimse yoktur.