Boyun Eğmeyen Kadınlar benim için klasik anlamda bir “güçlü kadın hikâyeleri” derlemesi olmadı; daha çok, kadın olmanın kırılganlıklarıyla birlikte nasıl bir direnç hattı kurabildiğini gösteren bir metin gibi hissettirdi. Bahar Eriş, anlatıyı idealize etmek yerine yer yer rahatsız edici olabilen gerçekliklere alan açıyor. Bu da kitabı yüzeysel bir motivasyon metninden çıkarıp, daha sahici bir yere taşıyor.
Okurken en çok dikkatimi çeken şey, “boyun eğmeme” hâlinin tek boyutlu bir güç anlatısı olarak sunulmamasıydı. Aksine; kararsızlıklar, içsel çatışmalar, yalnızlık hissi ve hatta zaman zaman geri çekilmelerle birlikte ele alınıyor. Bu da bana direncin aslında ne kadar dalgalı ve çelişkili bir süreç olduğunu yeniden hatırlattı. Bazı hikâyelerde kendimi beklediğimden daha fazla yakaladım; özellikle o içsel yüzleşme anları oldukça tanıdıktı.
Yer yer didaktik bir tona kaydığı bölümler oldu ve bu kısımlar beni metinden biraz uzaklaştırdı açıkçası. Ancak buna rağmen, kitabın genelinde hissedilen samimiyet ve derdi olan bir anlatı kurma çabası bu eksiyi dengeliyor. En çok sevdiğim tarafı, direnci sadece dış dünyaya karşı bir duruş olarak değil, insanın kendi içindeki kabuller ve çatışmalarla birlikte ele almasıydı.
Benim için bu kitap, okudum-bitti hissinden ziyade, arada dönüp bazı yerlerini tekrar düşüneceğim bir metin oldu. Çok sarsıcı değil belki ama alttan alta işleyen, zihinde yankı bırakan bir tarafı var.