Zihnin içinde dönüp duran karmaşık düşünceler, kağıda dökülmediği sürece ruhun üzerinde ağır bir yük olarak kalmaya devam ediyor . Yazmak, bu soyut kalabalığı somutlaştırarak onlarla güvenli bir mesafeden yüzleşmemizi sağlıyor.
Kendimize bile itiraf edemediğimiz, içimizde biriktirip bastırdığımız her duyguyu kelimelere dökmek, zihinsel bir hapishaneden çıkmak gibidir. Çünkü yazıya aktarılan her korku ve her acı, bilinmezliğin verdiği o yıkıcı gücü kaybeder. Düşüncelerini özgür bıraktığında, aslında en çok kendini özgürleştirirsin.