Hasan profil resmi
Hasan kapak resmi
araştırmacı tarihe meraklı
reklam
lise
istanbul
istanbul, 1 Mart 1975
Erkek
31 okur puanı
17 May 13:11 tarihinde katıldı.
araştırmacı tarihe meraklı
reklam
lise
istanbul
istanbul, 1 Mart 1975
Erkek
31 okur puanı
17 May 13:11 tarihinde katıldı.
  • Küçümseyici ve kuşkucu yaklaşım, her zaman antipati yaratır, tatsız bir özelliktir.
  • Boynunu büküp yürüme sakın, dik dur ve adımIarını sağIam bas. Bu hayatta dik durmayanIarı ezmeye kaIkanIar çoktur. Ne eziIen oI, ne de ezen tarafta oI. AdaIetin sesi oI
    ALIN YAZISINDAN ÖTESİ YOK
  • Diyarbakır'ın bir dağ köyünde ilköğretimde görev yapan öğretmen Matematik dersinde ;
    – Bir kasada şu kadar çilek varsa, 10 kasada kaç çilek vardır? Diye öğrencilerine bir soru soruyor.
    Öğrenciler:
    – Öğretmenim çilek ne? Diyorlar.
    Öğretmen:
    – İşte çocuklar çilek. Diyor.
    – Biz hiç çilek yemedik. diyorlar.
    Bunun üzerine öğretmen pes etmiyor, oturup Bursa’daki tarım firmalarına toprak numunesi yolluyor ve diyor ki;
    – Bu toprakta çilek yetişir mi ? diyor.
    Bursa’daki firmalardan cevap geliyor.
    – Evet Diyarbakır şartlarında çilek yetişir.
    Hatta mektubun yanında çilek fideleri ve yetiştirme şeklini anlatan bir tarif yolluyorlar. Öğretmen öğrencilere okuyor nasıl yetiştirileceğini, çıkarıyor bahçeye ve diyor ki:
    – Bu sene size matematikten sınav yok.
    Öğrenciler:
    – E nasıl not alacağız öğretmenim?
    Hepsine bahçeyi kazdırıp, çilekleri diktirip, can sularını verdikten sonra her birine dörder çilek fidesi verip:
    – Şimdi gideceksiniz evinize anne babanıza ben size nasıl öğrettiysem sizde onlara öyle öğreteceksiniz.
    Çocuklar gidiyorlar evlerine hepsi anlatıyorlar ve çilekleri dikiyorlar ve öğretmen diyor ki:
    -Çilek mevsimi gelince getireceksiniz tabakta on tane çileğe bir not alacaksınız.
    Çocuklar tabaklarla getiriyorlar, çilekleri sayıyor öğretmen, eksik olanlara da tam not veriyor ve sonra diyor ki:
    – Çocuklar nasılmış tadı?
    Öğrenciler:
    -Valla ucunda not vardı diye yiyemedik.
    – Hadi bakalım yiyin. Diyor öğretmen.
    Çocuklar ağızlarını burunlarına bulaştıra bulaştıra yiyorlar çilekleri. Aradan iki yıl geçtikten sonra çilek girmemiş o köyün halkı şu anda Diyarbakır’ın pazarında çilek satıyorlar.
    Şimdi düşünüyorum da, öğretmen olmak bu işte gerçekten… Tahtada müfredat anlatmak değil… Bulunduğun yere, bulunduğun ülkeye, okula bir şeyler katmak…
    Alıntı
  • SIZ HİC AKIL ETMEYECEK,
    SİZ HİÇ DÜŞÜNMEYECEK MİSİNİZ ?

    Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız?

    ÖNCE ISPANAK İLE ZEHİRLENDİK .
    BU GÜN DE NAR YİYEREK ZEHİRLENME HABERİ DUYDUK

    https://www.google.com.tr/...p;oe=UTF-8

    Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda
    115 bin kişi çalışıyor.
    30 tane ziraat fakültemiz,
    50 tane tarım araştırma enstitümüz,
    10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.

    Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı. Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.

    İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından biraz araştırıp okuyabilirsiniz. İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...

    Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.

    Gelelim başka doğrulara.

    Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.

    Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz.

    Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.
    Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.

    Genetik tohum o toprağa da zarar veriyor.
    Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız.
    50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen kullanılmaz hale geliyor.

    Buna en güzel örnek:
    Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.
    ÇÜNKÜ İSRAİL O BÖLGEYE BEDAVA TOHUM VERMİŞTİ
    BEDAVA PEYNİR SADECE FARE KAPANINDA OLUR
    UNUTMAYIN BUNU !
    ÖRNEK ; MARSHALL YARDIMI BUNA ÖRNEK OLARAK VERİLEBİLİR !!!

    Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor.
    Tohum alana hastalığı bedava....

    Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor.

    Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor.

    Ne korkunç.
    Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak.

    YERLİ TOHUMA SERTİFİKA YOK !
    YERLİ BİLE OLSA ! SERTİFİKASIZ TOHUM EKMEK / SATMAK İSE HAPİS CEZASI !!! İLE ÖDÜLLENDİRİLİR :(

    Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!

    Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır.

    EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR !!!
    SOR SORUŞTUR, BOŞ DURMA...
    Bu yazıyı da OKUyor isen
    ister paylaş ister paylaşma, .
    Ama bilip de susmak ortak olmaktır.

    Bunu bari hatırla...

    Bu ihanete ortak olanlarla aynı pencereden bile bakma.
  • ÜSTÜN DÖKMEN'DEN...

    -Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiçbir koz verme.
    -İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
    -Kimseye yalvarma.
    -Asla dönüp arkana bakma.
    -Sır tutmasını bil.
    -Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı.
    Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.
    -Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
    -Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.
    -Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
    -Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.
    -Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
    -Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.
    -Kendini öven insanlardan kaç.
    -Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
    -Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
    -Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütleri gözardı etme.
    -Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.
    -Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.
    -Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
    -Kendini sev.
    -Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
    -Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
    -İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.
    -Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.
    -İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
    -Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.
  • Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmiş.
    Adam şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu
    zaman da aynı şöföre rastlıyormuş.
    Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 kuruş fazla vermiş.
    İmam yanlışlığı oturup da parasını sayınca fark etmiş.
    Kendi kendine 20 kuruşu geri versem mi şöföre diye
    düşünüyormuş.
    Ama içinden bir ses diyormuş ki çok gülünç bir para ve
    şoförün umurunda değil.
    Otobüs şirketi çok para kazanıyor zaten sadece 20 kuruş
    onlara bir şey yapmaz.
    Bu parayı saklayabilirim diye düşünmüş, Allah'tan gelen bir
    hediye gibi.
    İnecegi durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş,
    inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve
    demiş ki:
    Paranın üstünü fazla verdiniz.
    Şöför gülümsemiş ve demiş ki:
    Siz caminin yeni imamısınız değil mi..?
    Aslında uzun zamandır sizi caminizde ziyaret etmek
    istiyordum.
    İslamı öğrenmek için.
    Bu yüzden bilerek size fazla para verdim.
    Nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim.
    İnerken imam artık bacaklarını hissetmiyormuş.
    Yere yığılacakmış neredeyse, bir direğe tutunmuş ve kendine
    gelmeye çalışmış.
    Gözlerinden yaşlar dökülerek demiş ki:
    Allah'ım az daha İslam'ı 20 kuruşa satıyordum..!
    Yazımızı Okuyan Beğensin, Beğenen Paylaşıp Daha Çok
    Kişinin Okumasına Vesile Olsun lütfen
  • İslam âleminin cuması mübarek olsun hayırlı ve bereketli bir gün diliyorum herkese
  • Öğrendiklerin sende kalmasın. Paylaştıkça çoğalacaktır fikrimiz. Kimseye öğretmediğin bilgi ancak bir yüktür..
  • DIŞARIDAN BAKINCA GERÇEK BU ?

    On sekiz yaşında bir kız, Belçika'da yaşıyor.
    -Türk müsün? dedim.
    -Daha karar vermedim, dedi.
    -Müslüman mısın?dedim.
    -Ona karar vermek daha zor,dedi.
    Merakım iyice kabarmıştı.
    -Konuştuklarınızdan hiçbir şey anlayamadım, dedim.
    -Ben de bir şey anlayamıyorum. Hayatım bir kördüğüm. Nasıl çözeceğimi bilemiyorum.
    -Neden ama?..
    -Babam Fransız, annem Türk... İkisini de seviyorum... Babam Hristiyan bir Fransız olmamı istiyor. Annemse Müslüman bir Türk olmamı...Bu iki istek arasında sıkışıp kaldım... -Bilemiyorum ne yapacağımı?
    Sis perdesi biraz aralanmıştı. Biraz daha açmak için sorulara devam ettim.
    - Kendini kalben Hristiyanlığa mı daha yakın hissediyorsun, Müslümanlığa mı?..
    - İslam'a daha sıcak bakıyorum, ama Müslümanlara baktığımda birden soğuyorum. Babam annemin Türkiye'deki akrabalarını Brüksel'e getirip oturum aldı, iş buldu... Bir iki yıl çalıştılar o kadar... Şimdi hepsi 'somaca basıyorlar' yani işsizlik parası alıyorlar. Hepsi de sapa sağlam... Babamın akrabaları Hristiyan... Kiliseye gitmiyorlar ama iş ahlakları var... Herkes işinde dürüstçe çalışıyor... Annemin akrabaları hem namaz kılıyor, yeri gelirse hırsızlık bile yapıyorlar... Türkiye'ye gidiyoruz her taraf cami dolu, camiler de namaz kılan insan dolu... Ama herkes hile yapıyor, sizi kandırmaya çalışıyor... Belçika'da kiliseler bomboş ama Hristiyanların hepsi ahlaklı... İşte bu yüzden olmak istediğim halde Müslüman olamıyorum...
    Afallamıştım. Umutsuz bir hamle yaptım.
    - Ama şey... Yani... Müslümanlara bakarak karar vermek...
    Ani bir çıkışla sözümü kesti.
    - Çok dinledim bu masalları, hem de pek çok... Kusura bakmayın lütfen... Bir din anlayışı güzel ahlak üretemiyorsa ben o dini yani Müslümanlığı kabul edemem. Brüksel'deki Müslümanları geçtim; Türkiye'de herkes devleti soyuyor, vergi kaçırıyor, haram yiyor... Her şeyi yapıyorlar... Ondan sonra "Döndüm Kabe'ye Allahü Ekber". Jimnastik bu ya, namaz değil jimnastik...
    Bu sözler ceviz büyüklüğündeki dolu taneleri gibi başıma çarpıyordu.
    - O zaman siz Hristiyanlıkta kesin kararlısınız? diye sordum.
    - Annem "Müslüman ol" diyor ama bu ihtimal çok zayıf... Brüksel'de en çok Ezan seslerini seviyorum, çan sesleri beynimi tırmalıyor... Haaa annemin hatırına belki Türküm diyebilirim...
    Maria Elif'in yaşadığı Müslüman işkencesinin vebali kimlerin omuzunda acaba?.."ALINTIDIR
araştırmacı tarihe meraklı
reklam
lise
istanbul
istanbul, 1 Mart 1975
Erkek
31 okur puanı
17 May 13:11 tarihinde katıldı.
2019
0/50
0%
0 kitap
0 sayfa
Her gün 1 kitap okumalı.

Okuyacağı kitaplar 10 kitap

  • Allah Nasip Ederse Olur
  • Ölüm ve Ötesi
  • Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
  • Piraye
  • Simyacı
  • Çıplak Ayaklıydı Gece
  • Kendine İyi Bak
  • Adalet
  • Ağrıdağı Efsanesi
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi

Kütüphanesindekiler 3 kitap

  • Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
  • İnce Memed 1
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi

Beğendiği kitaplar 9 kitap

  • Semerkant
  • Ölüm ve Ötesi
  • Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
  • Piraye
  • Simyacı
  • Çıplak Ayaklıydı Gece
  • Dewreş ile Adüle
  • İnce Memed 1
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi

Beğendiği yazarlar 2 kitap

  • Mehmet Reşit Öztoprak
  • Yaşar Kemal