Tuhaf bir hissin altında onu ve kendimi seyrediyordum. Biri bir bahar kadar renkli, acı duymamış, solmamış. Öbürü daha yirmi iki yaşında, ümitleri kazılmış, hayata küsmüş, dertli bir kadın. Bir sonbahar çiçeği gibi renksiz, kokusuz ve solmaya hazır.
Aşkımı ve acılarımı gömmek istediğim şu ıssız dağların ortasında bir gün onunla karşı karşıya geleceğimi hiç hatırıma getirmemiştim. Artık anlıyorum ki, mücadele benim için kadermiş. Silahım ve müdafaa vasıtam da ancak tahammül, feragat ve irademdir.