Feijoa

Feijoa
@feijoa
...Burada vurgulanan şey, toplumcu gerçekçiliğin kendisi değil ülkedeki edebiyatın son 50 yılda geçirdiği büyük dönüşümdür...40-50 yıl içinde, insana umut veren, insanın tarihe müdahale etmeye ve kaderinin efendisi olmaya çağıran toplum merkezli bir edebiyat,yerini, karamsar,içe dönük,umutsuz,dil oyunlarını öne çıkaran,tarih karşısında insanı edilgenleştiren,insanın gerçeklik ile olan ilişkisini bozan bir edebiyata bırakmıştır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sanat ve edebiyatın, "sanat sepet işi" olmadığını en çok kapitalizmden öğreniyoruz.
Sanat,edebiyat ya da felsefe, "sanat sepet işi" diye küçümsenecek alanlar değildir; en şiddetli ideolojik savaşların yapıldığı ön cephelerdir.
"...Amerika'nın nüfuzlu kültür adamlarına göre soyut dışavurumculuk özellikle komünizm karşıtı bir ideolojinin sözcüsüydü. Nonfigüratif olması ve siyasal içerikli olmaması bakımından toplumcu gerçekçiliğin tam antiteziydi. Sovyetler'in nefret etmekten hoşlandıkları sanat tarzının ta kendisiydi."
Soğuk Savaş'ın şiddetlendiği sırada ABD, Batı Avrupa'da kültürel propaganda programına büyük miktarlarda para ayırmıştı. İşte bu savaşın ana gövdesini Kültürel Özgürlük Kongresi oluşturuyordu ve başkanlığını 1950 yılından 1967 yılına kadar CIA ajanı Michael Josselson yürütmüştü.