"Eğer ölüm herkes için olağan ve meşru bir sondan iba-
retse insanların ölmelerine engel olmak niye? Bir tüccarın
ya da memurun fazladan beş, on yıl yaşamasının kime ne
faydası var? Tıbbın gayesini, ilaçların acılan hafifletmesi
olarak görürseniz kaçınılmaz olarak ortaya şu soru çıkar:
Acıları hafifletmenin amacı nedir? İlk olarak, acıların insa-
nı kusursuzluğa götürdüğü söylenir. İkinci olarak ise, eğer
insanoğlu acılarını haplarla ve damlalarla hafifletebileceğini
öğrenirse, bugüne kadar onları hem her türlü kötülükten
koruyan hem de onlara mutluluk bahşeden dini ve felsefeyi
tümüyle terk edebilir. Ölüm döşeğindeki Puşkin korkunç
acılara maruz kalmış, zavallı Heine birkaç yıl felçli yaşa-
mıştı. Peki acı çekmedikleri takdirde bir amip gibi bomboş
ve anlamsız bir yaşam sürdürecek olan falanca Andrey Ye-
fimıç ya da filanca Matryona Savişna'nın hasta olmasına
engel olmak niye?"
Swann'ın ruhuna bir istilacılar güruhu gibi giren yeni acıların altında, tıpkı yaralı bir organın, hasara uğrayan dokuları derhal yenilemeye koyulan hücreleri gibi, felçli bir uzvun, eski hareketlerine devam etmeye eğilimli kasları gibi, daha köklü, daha yumuşak, sessiz ve çalışkan bir temel mevcuttu.
Eğer ölüm herkes için olağan ve meşru bir sondan ibaretse insanların ölmelerine engel olmak niye? Bir tüccarın ya da memurun fazladan beş, on yıl yaşamasının kime ne faydası var? Tıbbın gayesini, ilaçların acıları hafifletmesi olarak görürseniz kaçınılmaz olarak ortaya şu soru çıkar: Acıları hafifletmenin amacı nedir? İlk olarak, acıların insanı kusursuzluğa götürdüğü söylenir. İkinci olarak ise, eğer insanoğlu acılarını haplarla ve damlalarla hafifletebileceğini öğrenirse, bugüne kadar onları hem her türlü kötülükten koruyan hem de onlara mutluluk bahşeden dini ve felsefeyi tümüyle terk edebilir. Ölüm döşeğindeki Puşkin korkunç acılara maruz kalmış, zavallı Heine birkaç yıl felçli yaşamıştı. Peki acı çekmedikleri takdirde bir amip gibi bomboş ve anlamsız bir yaşam sürdürecek olan falanca Andrey Yefimiç ya da filanca Matryona Savişna'nın hasta olmasına engel olmak niye?
Hiç büyümedim. Hep sınıfta kaldım. Hayatta kaldım. Terfi edemedim. İlerleyemedim. Gerilemedim. Felçli gibi oturdum. Hep aynı yerde. Hep aynı zamanda. Vücudumun çıkarabildiği bütün sıvıları tanıdım. Kan, gözyaşı, ter... “Ölmüşüm, haberim yok!”
Aziz Bey’in dramı Maryam’la başlar. Çünkü ona âşık oldu. Bu aşk, kör bir göz, felçli bir sağ kol, tekleyen bir kalp gibi, ona hep acı verdi ama onunla birlikte yaşadı.